YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/26839
KARAR NO : 2022/16525
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu neticesinde bozma ilamına uyularak yapılan istinaf incelemesinde kararda yazılı nedenlerden dolayı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, davacıların murisi …’nin dava dışı Akbank A.Ş’den kredi kullanması nedeniyle davalı şirkete hayat sigorta poliçesi yaptırdığını, davalının talebi üzerine Garanti Bankası A.Ş’de hesap açtırarak aylık sigorta primlerini düzenli olarak bankaya yatırdığını, murisin talimatı ile primlerin tahsil edildiğini, sigortalının 20.04.2015 tarihinde vefat ettiğini, vefat teminatının ödenmesi talebinin poliçenin iptal edilmesi nedeni ile reddedildiğini, Garanti Bankası A.Ş’nin murisin hesabında bulunan parayı hesap işletim ücreti olarak tahsil etmesi nedeniyle hesapta para bulunmadığından primlerin tahsil edilemediğini, bunun sonucunda da poliçenin iptal edildiğini, prim ödemelerinin düzenli yapılmasına rağmen poliçenin iptalinin usulsüz olduğunu ileri sürerek davacıların hayat sigorta poliçesi nedeniyle mirasçı sıfatıyla hak kazandıklarının tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalının primlerini ödememesi nedeniyle poliçenin iptal edildiğini, sigortalının verdiği, poliçeye tanımlı ödeme aracından 06.12.2014 ve 06.01.2015 aylarına ait prim tahsilatlarının gerçekleşmediği anlaşılınca gerek iletişim numarası olarak verilen cep telefonundan gerekse sigortalının adresine iadeli taahhütlü gönderim yapılmak suretiyle prim tahsilatının yapılamadığının bildirildiğini, ödeme gerçekleşmeyince poliçenin iptal edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kabulüne, davacıların murisinin vefatı nedeniyle muris ile davalı arasında düzenlenen hayat sigorta poliçesi nedeniyle davacıların mirasçı sıfatı ile hak kazandıklarının tespitine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davalı vekilinin bir kısım istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 11.03.2021 tarih 2020/1018 E. 2021/252721 K. sayılı bozma ilamında; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince her ne kadar davalı tarafından prim borcundaki tahsilatsızlığın davacıya bildirilmek istendiğinden hareketle dava dayanağı hayat sigorta poliçesinin iptalinin usulüne uygun olduğu ve riziko tarihinde geçerli bir poliçe bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı sigorta şirketi tarafından dava dayanağı poliçedeki devam eden prim borcundaki tahsilatsızlığın 6102 Sayılı TTK’nın 1434/3. maddesinde yazan koşullar ile davacıların murisi sigortalıya bildirildiği resmi muhteva ile ispat edilemediği gibi sigortalı murisin en başından ilk poliçeden itibaren sigorta primlerini aksatmadan ödediği, devam eden prim taksitlerinin ödemesi gelindiğinde ise sırf prim ödemesi için açtırdığı vadesiz hesabından hesap işletim ücreti kesilmesi nedeni ile bakiye kısmın prim taksitini karşılamaya yetmemesi nedeni ile prim borcunun tahsilatsız kaldığı, tahsilatsız kalan prim borcunun vadesinden 2 gün sonra ödenmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararı yerinde olmakla Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddi şeklinde hüküm tesisinin doğru olmadığına değinilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilgili bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davalı taraf vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
1-Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmasının ardından sadece HMK m.353/1-b-1 gereğince davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada verilen hüküm ve aşamaları incelendiğinde, öncelikle ilk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilince istinafa başvurulması üzerine de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından; 6102 Sayılı 1434/3. Maddesinde primlerden herhangi birinin zamanında ödenmemesi halinde sigortacının sigorta ettirene, noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla 10 gün süre vererek borcunu yerine getirmesini, aksi halde süre sonunda sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar edeceği, ancak sigortalının hesabında prim tahsilatı için bulunan paranın hesap işletim ücreti adı altında tahsil edilmesi nedeniyle hesapta prim taksitleri için paranın kalmadığı, sigortacı tarafından sigortalının sözleşmedeki adresinin değiştiğini bildirerek yeni adresinin Şemikler Mah. Rüyakent Sitesi 4836. Sokak 30/B Blok Kat:5 No:18 Merkezefendi/ Denizli şeklinde değiştiği, davalı tarafından 06.01.2015 tarihli taahhütlü posta gönderimi ile 06.12.2014 tarihli prim ödemesinin 10 gün içerisinde yapılmasının bildirildiği, gönderinin alıcısı tarafından süresi içerisinde alınmaması nedeniyle iade edildiği anlaşıldığı, PTT kayıtlarına ve dosyaya ibraz edilen 06.01.2015 tarihli sigortalıya yazılan yazı içeriğine göre, davalı tarafından prim borcunun davacıya bildirilmek istendiği, taahhütlü gönderi ile ilgili adresine ihbar bırakıldığı, fakat müteveffa sigortalının PTT’den ilgili evrakı almadığı, bu durumda sigortacının TTK’nın 1434/2. Maddesinde belirlenen yükümlülüğünü yerine getirdiği, sigortalının prim borcunu ödemediği ve sözleşmenin 27.01.2015 tarihinde feshedildiği, rizikonun feshin gerçekleşmesinden sonra 20.04.2015 tarihinde gerçekleşmiş olmasına göre davanın reddi gerekirken mahkemece iadeli taahhütlü gönderinin tebliğ edilemediği ve gönderinin içeriğinin bilinemediği kabulü ile sigortalının prim borcunun ödenmesi konusunda sigortalıya ihtarda bulunmadığını kabul edilerek davanın kabulüne ilişkin verilen kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK 353-1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün temyiz edilmesi üzerine de Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararı yukarıda özetlenen gerekçeyle bozulmuştur.
6100 sayılı HMK.’nun 359. Maddesinde Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında bulunması gereken hususlar düzenlenmiştir Buna göre; “ (1) Karar aşağıdaki hususları içerir:
a) Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları.
b) Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti.
ç) İlk derece mahkemesi kararının özeti.
d) İleri sürülen istinaf sebepleri.
e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep.
f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi.
g) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları.
ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
(3) (Ek:22.07.2020-7251/38 md.) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.” şeklinde düzenleme içermektedir.
360. maddesi ise “(1) Bu Bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Şu halde; Bölge Adliye Mahkemesinin Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin bozması öncesinde vermiş olduğu kararı ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılmış olup Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi bozma ilamı sonrası Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK.’nun 359. ve 360. maddeleri gözetilerek yeniden hüküm kurularak bir karar verilmesi gerekirken bu durum göz ardı edilerek, sadece HMK m.353/1-b-1 gereğince daha önce kaldırılan ilk derece mahkemesi kararına atıf yapılarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine denilmekle yetinilmesi HMK. 359. maddesine ve kamu düzenine aykırılık oluşturmuş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 08.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.