Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2673 E. 2023/3244 K. 12.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2673
KARAR NO : 2023/3244
KARAR TARİHİ : 12.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/791 E., 2023/694 K.
KARAR : Usulden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/157 E., 2021/346 K.

Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin miktardan reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mirasbırakanı …’in 08.01.2020 tarihinde vefat ettiğini, sağlığında davalı ile düzenlemiş olduğu ölünceye kadar bakım sözleşmesi gereğince adına kayıtlı 4 adet taşınmazı ve Garanti Bankası Küçükköy Şubesi hesabında bulunan paranın tamamını davalıya bıraktığını, davacının bu sözleşme ile saklı payının ihlal edildiği gerekçesiyle tenkis talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı asil cevap dilekçesinde; mirasbırakana sağlığında kendisinin baktığını, davacının mirasbırakanla hiç ilgilenmediğini, sözleşme kapsamında kendisine herhangi bir taşınmaz ve para verilmediğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu sözleşme ile temlikte bulunanın bakıma ihtiyaç olmasının şart olmadığı, bununla birlikte mirasbırakanın 2015 yılından beri davalı ile birlikte yaşadığı, mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacı ile temlikte bulunduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mirasbırakanın davacının saklı payını etkisiz kılmak amacıyla dava konusu sözleşmeyi düzenlediğinin tanık beyanlarınca sabit olduğunu, mirasbırakanın kendi bakımını gerçekleştirmekte olduğunu, olağanüstü bir bakım ve gözetime ihtiyacı olmadığını, yapılan tasarrufun davacının saklı payını aştığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın harçlandırılan değerine göre verilen kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341 inci maddesi uyarınca kesin nitelikte bir karar olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352 inci maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tenkis davalarının belirsiz alacak niteliğinde olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun miktar yönünden usulden reddine yönelik kararının doğru olmadığını, İlk Derece Mahkemesince dava değerine yönelik inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini, dolayısıyla dava değerinin harçlandırılamadığını, mirasbırakanın davacının saklı payını etkisiz kılmak amacıyla dava konusu sözleşmeyi düzenlediğinin tanık beyanlarınca sabit olduğunu, mirasbırakanın kendi bakımını gerçekleştirmekte olduğunu, olağanüstü bir bakım ve gözetime ihtiyacı olmadığını, yapılan tasarrufun davacının saklı payını aştığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.Bilindiği üzere 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 107 nci maddesinin 1 inci fıkrasında “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” Aynı maddenin 2 nci fıkrasında “ Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini arttırabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.

2.Öte yandan, Harçlar Kanun’u harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 32 nci maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı vurgulanmıştır. Aynı Yasanın 30 uncu maddesinde ise; “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150 nci maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

3.Tenkis davaları ihlâl edilen saklı payın temin edilmesi amacını taşımaktadır. Tenkis hesabı uzmanlık gerektiren bir iş olup, davacıdan davanın başında ihlâl edilen saklı payının miktarını bilmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Dava dilekçesinde gösterilen miktar; harca esas alınan tahmini değerdir. Bu bakımdan tenkis davalarında, davacının dava dilekçesinde gösterdiği dava değeri ile talebini sınırladığını söyleyebilme olanağı yoktur ve bu tür davalar (6100 sayılı Kanun’un) 107 nci maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davalarının örneğini teşkil eder.

4.Murisin bedel vermek suretiyle temlikte bulunduğu hâllerde davalıya kazandırılan malların bedelleri de tenkise tâbi olacaktır. Ancak, bu hâlde tenkise tâbi tutulacak miktar, miras bırakan tarafından davalılara verilen paranın, mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değerdir. Miras bırakan tarafından davalıya mal alınırken verilen paranın miktarını saptamak, bu paranın mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değeri, paranın satın alma gücündeki değişimleri usulünce belirli kriterler dikkate alınmak suretiyle hesaplamak, gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişiden rapor almak, bu yolla belirlenen değerin tenkis hesabında dikkate alınacağını gözetmek ( Hukuk Genel Kurulunun 30.11.2005 gün ve 2005/2-581 Esas, 2005/672 Karar sayılı kararı) bu şekilde davalı yararına yapılan kazandırmaların mirasın açıldığı tarihteki değerlerini doğru olarak tespit edip, bu değerler dikkate alınarak tenkis edilecek bedeli bulmak gerekir.

3. Değerlendirme
1.Davacı taraf, mirasbırakanının davalı ile düzenlemiş olduğu ölünceye kadar bakım sözleşmesi gereğince adına kayıtlı 4 adet taşınmazı ve Garanti Bankası Küçükköy Şubesi hesabında bulunan paranın tamamını davalıya bıraktığını, davacının bu sözleşme ile saklı payının ihlal edildiği gerekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL’nin işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep ederek davayı açmıştır. Davacının tenkis talebi yönünden dava değerinin belirlenmesi mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesine bağlı olabileceğine göre dava değerinin dava açarken tam ve kesin olarak davacı tarafından belirlenmesi mümkün bulunmadığından, davanın belirsiz alacak davası olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Ne var ki mahkemece bu yönde bir işlem yapılarak dava değeri belirlenmediği gibi harçta ikmal edilmemiştir.

2.Eldeki davada bölge adliye mahkemesince, davacının harca esas dava değeri 1.000,00 TL olduğu belirtilerek bu miktar itibariyle dosyanın istinaf incelemesi kesinlik sınırı altında kaldığı değerlendirilmişse de, davadaki belirsiz alacak niteliğindeki tenkis talebi yönünden kararın kesin olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. O halde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince esastan bir inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken usulden red kararı verilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.