YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3947
KARAR NO : 2023/7215
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2679 E., 2023/165 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/142 E., 2022/353 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1983 yılından 1988 yılına kadar … Orman İşletme Müdürlüğü’nde orman dikimi ve ağaçlandırma işlerinde çalıştığı, hizmet süresi sigortaya yansımadığı, sigorta primlerinin ödenmediği, 1983-1988 tarihleri arasında her yılda 5 ay olmak üzere çalıştığının tespiti ile bu tarihler arasında sigortalı sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … İşletme Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 1983-1988 tarihleri arasında müvekkil kurum nezdinde herhangi bir SGK’ye tabi çalışmasının olmadığını, hizmet tespiti talebi için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davacının mesnetsiz ve gerçek dışı iddialarına dayanan aynı zamanda tespiti talep edilen dönemler itibari ile 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden sakıt olan davanın usul ve esas yönünden reddi ile yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa bırakılmasını talep etmiş olduğu görülmüştür.
2.Fer’i Müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hak düşürücü süre içerisinde hizmetlerinin tespitini talep etmediğini, hak düşürücü sürenin gerçekleştiği, davanın usulden reddi gerektiği, müvekkilinin yasal değişiklik ile artık hizmet akdine dayalı çalışmaya dayalı hizmet tespiti davalarında fer’i müdahil olduğu, bu nedenle tarafına husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; davacının 1983-1988 tarihleri arasında … Orman İşletme Müdürlüğünde kesintisiz olarak çalıştığını, yapılan yargılamada bordro tanıklarının ifadelerinin de davanın haklılığını ortaya koyduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle hizmetin geçtiği ileri sürülen işyerinin kamu kuruluşu olması durumunda çalışılan hizmetlerin kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan işveren kamu kurumu tarafından düzenlenen resmi kayıt ve belgelerle davacıdan sigorta prim kesintisi yapılmış olduğunun anlaşılması halinde söz konusu belgelerin ve kesilen belgelerin kuruma intikal ettirilmemiş olsa bile artık hak düşürücü süre uygulanmayacağı, davacının iddia ettiği 1983-1988 dönemini kapsar şekilde 506 sayılı Kanun’un 79/1 inci maddesinin atfıyla Sosyal Sigortalar İşlemleri Yönetmeliği gereğince kuruma verilmesi gerekli hiç bir belgenin bulunmadığı, davalı işyerinde tespiti istenen dönem içerisinde kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilen memurları tarafından yapılan bir denetim olmadığı, kamu kurumu tarafından davacıya herhangi bir ücret ödemesi yapılmadığı ve sigorta prim kesintisi de yapılmadığı anlaşılmakla, dosyada hak düşürücü sürenin uygulanması gerektiği, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun’un 79 uncu maddesinde düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra bu davanın açıldığının anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar
verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Sigortalı hizmetin tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirmekte olup, bu niteliği gereği özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerekmektedir. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun’un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.
2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.
3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olaya gelince, davacının hizmet tespiti talebi bakımından, davalı işyerinden işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisi de yapılmaması, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunmaması karşısında hizmet tespiti isteminin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.