YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17140
KARAR NO : 2023/1936
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1356 E., 2021/1617 K.
KARAR : Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ :… Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen vakıf üyeliğinden çıkarma kararının iptali ile maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının vakıf üyeliğinden çıkartılmasına dair 28.02.2017 tarihli vakıf genel kurulun ve 01.03.2017 tarihli ve 4 sayılı vakıf yönetim kurulunun kararının iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000 TL maddi tazminata, 1.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesi ile ekli (1) sayılı listenin 2 nci sırasında davacının adının bulunması hakkında itiraz yoluyla Anayasaya aykırılık başvurusunda bulunulmasını istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vakıf senedine göre yetkili olan Yönetim Kurulu kararı ile davacının vakıf üyeliğinden çıkartıldığı, iç denetim yolları tüketilmeden dava açılamayacağından öncelikle davanın bu sebepten reddi; esasa ilişkin olarak ise, davacının vakfa üye olduğu zaman gerekli koşulları yerine getiriyor olmasına rağmen Kanun Hükmünde Kararname ile görevine son verildiğini, bu durumda davacının üye olma koşulunu kaybettiğinden vakıf yönetimi olarak davacının üyeliğine son verilmesine karar verildiğini, maddi manevi tazminat koşullarının oluşmadığı açıklanarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; iç denetim yolları tüketilmeden ve genel kurula itiraz hakkı kullanmadan dava açılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2019 tarihli ve 2019/720 Esas, 2019/1134 Karar sayılı kararıyla; davacının davalı Vakıf üyeliğinden çıkarılmasına ilişkin 01.09.2016 tarihli ve 29818 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 672 sayılı OHAL kapamındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (1-2) sayılı listenin 2 nci sırasında adının yer aldığı, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden (Gençlik ve Spor Bakanlığı Müşaviri) çıkarıldığı, davalı Vakfın 28.02.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısının 13 üncü gündem maddesi ile 01.09.2016 tarihli 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3 üncü fıkrası gereğince Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kamu görevinden çıkarılan vakıf üyelerinin vakfa üyelik koşullarını kaybettikleri için vakfa üyeliklerine sona erdirilmesi hakkında karar alındığı, devamında da 01.03.2017 tarihli ve 4 sayılı yönetim kurulu kararı ile de aynı gerekçe ile anılan Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılanların vakıf üyeliklerinden çıkarılmalarına karar verildiği, davacının kamu görevine 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (1) sayılı Liste-2 nolu sırasında) son verildiği ve bu kamu görevine dayalı olarak üye olduğu davalı Vakıf üyeliğinden çıkarıldığı, davalı Vakıf üyeliğinden çıkarılma işleminin Vakfın yetkili organları tarafından alınan kararla gerçekleştirildiği, Vakfın gerek yönetim kurulu gerekse genel kurulunun üyelikten çıkarılma kararının “20.07.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemeye” yönelik 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’den alınan yetki ile yapıldığı, 08.03.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 7080 sayı ile kanunlaştığı ve halen yürürlükte olduğu, bu durumda davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurmak gerekirken yanılgılı değerlendirme ile iç denetim yolu tüketilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz bulunarak davacının istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Anayasaya aykırılık başvurusu yapılması talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 14.06.2021 tarihli ve 2020/451 Esas, 2021/5064 Karar sayılı ilamı ile; davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, ancak davacı tarafın dava dilekçesinde davalı vakıf yönetim ve genel kurul kararının üyelikten çıkarılma kararının iptali ile birlikte maddi ve manevi tazminat talebinde bulunması karşısında, her bir talep hakkında olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kamu görevine (672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (1) sayılı Liste-2 nolu sırasında) son verildiği ve bu kamu görevine dayalı olarak üye olduğu davalı Vakıf üyeliğinden çıkarıldığı, davalı Vakıf üyeliğinden çıkarılma işleminin Vakfın yetkili organları tarafından alınan kararla gerçekleştirildiği, çıkarma işleminin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’den alınan yetki ile yapıldığı, 08.03.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 7080 sayı ile kanunlaştığı ve halen yürürlükte olduğu, iç denetim yollarının tüketildiği, davadaki her bir talep bakımından iddiaların kanıtlanamadığı, yasal koşulların gerçekleşmediği gerekçesi ile vakıf üyeliğinden çıkarılmaya ilişkin yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının iptali, maddi ve manevi tazminat, Anayasaya aykırılık iddiaları bakımından davanın kanıtlanamadığı, yasal koşulların gerçekleşmediği gözetilerek davadaki her bir talep bakımından ayrı ayrı ret kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; adli yardım taleplerinin kabul edilmesini, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında bariz takdir hatası yapıldığı, bu ilam sonucunda adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, vakıf üyeliğinden çıkarma kararının davacıya bildirilmediği, davacının vakıf üyeliğinden çıkartılmasını gerektirir hiç bir fiil ve davranışının olmadığı, aidatlarını tam ve eksiksiz ödediğini, vakfa karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği açıklanarak davanın reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vakıf yönetim kurulu ve genel kurulunun vakıf üyeliğinden çıkarmaya ilişkin kararının iptali, maddi ve manevi zararın tazmini, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasaya aykırı olduğu iddiası ile Anayasa Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunulması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 33 ve 148 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 83 ve 101 inci maddeleri, 08.03.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 667 sayılı KHK
3. Değerlendirme
1. Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz ederken adli yardım talep etmiş olmakla temyiz incelemesine geçilmeden önce adli yardım talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Kanun’un 334-340 ıncı maddelerinde düzenlenmiş olup 336/3 üncü maddesi gereğince kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebinin bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılacağından temyiz dilekçesi ile birlikte adli yardım talebinde bulunulması halinde bu talebin 6100 sayılı Hukuk Kanun’un 336/3 üncü maddesi gereğince Yargıtay tarafından değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Ancak davacı vekilinin temyiz için gerekli harç ve masrafları yatırmış olduğu dosya kapsamından anlaşıldığından adli yardım talebi hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapmaya gerek görülmemiştir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin Adli yardım talebinin incelenmesine yer olmadığına,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.