YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11647
KARAR NO : 2023/3939
KARAR TARİHİ : 01.06.2023
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1277 E., 2022/1395 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Niğde İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/117 E., 2022/263 K.
Taraflar arasındaki takibin iptali istemi nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlular tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlular tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlular şikayet dilekçesinde; davalı alacaklılar tarafından başlatılan Örnek 4-5 ilamlı takipte, takibe dayanak Bor Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2020/331 E. – 2021/66 K. sayılı ilamında esas ve birden fazla birleşen dosyada destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğini, mahkemenin bozmadan önceki (ilk) kararından sonra davalı alacaklılar ile aralarında “ibraname protokolü” imzaladıklarını, bu protokol gereğince davalı alacaklıların manevi tazminat alacaklarının toplam 260.000 TL bedelli 5 adet çek ile ödendiğini, bu nedenle manevi tazminat alacakları için davalı alacaklılar tarafından feragat beyanında bulunulduğunu ve (bozmadan sonraki) takibe esas kararda manevi tazminat alacağına ilişkin hüküm kurulmadığını, yalnızca maddi tazminat alacakları için hüküm tesis edildiğini, anılan “ibraname protokolü”nün manevi tazminat konusunda tamamen ibra içeriğinde, maddi tazminat konusunda ise öncelikle diğer müteselsil borçlular olan sigorta şirketlerinden yasal kovuşturma ve tahsilat yapılması, sonuçsuz kalması halinde en son çare olarak kendilerine başvurulması konusunda sulh anlaşması içeriğinde olduğunu, davalı alacaklılar tarafından ilk karara dayalı icra emrinin taraflarına gönderilmesinin talep edilmemesinin protokolün geçerliliğinin kabul edildiği anlamına geldiğini, borcun kaynağının haksız fiil olduğunu, mahkemece takibe konu ilamda bir kısım borçlularla aralarında bulunan müşterek ve müteselsil sorumluluğa hükmedildiğini, diğer müşterek borçlularca takip dosyasına yapılan ödemeler kadar borçtan kurtuldukları gibi ödemelerden kalan miktar kadar dava dışı müşterek borçlular Grupama ve Sompo Japan Sigorta şirketleri tarafından teminat mektubu ibraz edildiğini, dosya içerisinde borcu fazlası ile karşılayacak kadar teminat bulunduğunu, dosya alacağının karşılıksız kalmadığını, protokol ile alacağın bağlandığı şartın gerçekleşmediğini, bu nedenle kendileri yönünden alacağın muaccel olmadığını, haklarında takip başlatılmasının usulsüz olduğunu ileri sürerek takibin iptaline, bu talebin kabul edilmemesi halinde icra emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklılar cevap dilekçesinde; şikayetçi borçlular tarafından sunulan protokolde yer alan maddi tazminat bakımından sorumluluğuna ilişkin kaydın hukuki bir bağlayıcılığı bulunmadığını, söz konusu kaydın, Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 ve 111. maddelerinde düzenlenen emredici hükümlerine aykırı olması nedeniyle butlan ile sakat olduğunu savunarak şikayetin reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibin, davalı alacaklılar tarafından şikayetçi borçlular ile Euro Sigorta A.Ş. ve Fiba Sigorta hakkında Bor Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 28.03.2016 tarihli, 2010/324 E. – 2016/216 K. sayılı ilamına dayalı olarak 23.05.2016 tarihinde başlatıldığı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 27.10.2020 tarihli, 2019/4455 E. – 2020/59 K. kararı ile bozulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 09.02.2021 tarihli, 2020/331 E. – 2021/66 K. sayılı kararın verildiği, davalı alacaklılar tarafından 26.10.2021 tarihinde anılan kararın icra dairesine sunulması ile ek takip talebinde bulunulduğu, İcra Müdürlüğü tarafından 16.11.2021 tarihinde icra emri düzenlendiği, iş bu icra emrine göre; asıl dava ve birleşen davalarda yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilen her dosya için aynı rakamın tekrarlandığı, bu sebeple her dosya yönünden yargılama gideri ve vekalet ücretinin yeniden ayrı ayrı talep edildiği, kısaca asıl dosyada ve birleşen dosyalarda aynı kişiler için aynı miktarda tazminat, yargılama gideri ile vekalet ücreti takdir edildiği, ancak tahsilde tekerrür olmamak kaydı yer almadığından alacaklıların hepsini tekrar tekrar talep ettiği, bunun önlenmesi amacıyla şikayetçi borçlular tarafından Bor Asliye Hukuk Mahkemesinin “hükmün tamamlanması” kararının icra dosyasına sunulduğu, bu karara rağmen davalı alacaklılar ek takip talebinde bulunmadığından şikayetçi borçlular tarafından Niğde İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/439 E. ve 2021/456 E. Sayılı dosyaları ile ayrı ayrı şikayette bulunulduğu, mahkemece her iki şikayetin ayrı ayrı kabulü ile icra emrinin iptaline karar verildiği, söz konusu kararların istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararlara istinaden davalı alacaklılar tarafından İcra Müdürlüğüne talepte bulunulduğu ve yeniden icra emri düzenlenerek şikayetçi borçlulara 30.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği, huzurdaki şikayetin 31/03/2022 tarihinden yapıldığı, takibe konu ilamda sigorta şirketleri ile şikayetçi borçlular yönünden müşterek ve müteselsil sorumluluğa hükmedildiği, bu nedenle eda tamamen yerine getirilinceye kadar borçluların sorumluluklarının devam edeceği, takibe konu ilamın istinaf aşamasında olup kesinleşmediği, taraflar arasında yapılan protokolün (maddi tazminata ilişkin) tarihinin belli olmadığı, ancak takip öncesi hazırlandığı dikkate alındığında doğmamış haktan peşinen vazgeçilemeyeceği, takip talebinden önceden vazgeçilmesinin evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğu, kaldı ki şikayete konu takibin başlatılması ile davalı alacaklıların haklarından vazgeçmek istemediklerini gösterdiği, yine protokolün maddi tazminata ilişkin kısmı incelendiğinde “diğer sigorta şirketlerinden borç tahsil edilmezse” talep edilebileceğine yer verildiği, bunun şarta bağlı vazgeçme – feragat – kabul niteliğinde olduğu, anılan irade beyanlarının geçerli olması için kayıtsız ve koşulsuz olması gerektiği, İİK’nın 36. maddesi uyarınca verilen icranın geri bırakılması kararının, ancak lehine tehiri icra kararı tesis edilen borçlu yönünden hüküm ifade ettiği, bu maddeye göre sunulan teminat mektubunun da, teminat mektubunu ibraz eden borçlunun borcunu temin ettiği ve koşulların oluşması halinde ancak onun borcuna karşılık paraya çevrilebileceği, dosyaya teminat sunmayan ve kendisine mehil belgesi verilmeyen borçlunun diğer takip borçlusu için verilen mehil vesikası veya icranın geri bırakılması kararından istifade etmesinin mümkün olmadığı, şikayetçi borçlular için verilen bir mehil vesikası ve icranın geri bırakılması kararı bulunmadığından şikayetçi borçlular bakımından takip işlemlerine devam edilmesi ile davalı alacaklıların talebi doğrultusunda icra emri tebliğ edilmesi ve haciz uygulanmasının mümkün olduğu, tüm itirazlar bir bütün olarak bakıldığında yargılamayı gerektirdiği, dar yetkili İcra Mahkemesinde ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlular istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlular istinaf dilekçesinde; takip dayanağı ilamın Bor Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.2016 tarihli kararı olduğunu, bu karardan sonra anılan protokolün imzalandığını, bu nedenle mahkemenin doğmamış alacaktan feragat edilemeyeceği yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, davalı alacaklılar tarafından protokolün manevi tazminata ilişkin kısmında anlaştıkları şekilde davadan feragat dilekçesi verildiğini, protokolün düzenlendiği tarihte bozma öncesi verilen kararda maddi tazminat alacağına hükmedildiğinden bu alacağın da mevcut olduğunu, yani alacağın doğmuş olduğunu, protokol ve üzerindeki imzalar inkar edilmediğinden icra mahkemesince şikayet nedenlerinin incelenmesi gerektiğini, protokolde maddi tazminat alacağın tahsili sırasının şarta bağlandığını, feragat/vazgeçme gibi bir beyan söz konusu olmadığından şarta bağlı yapılmasının geçerliliğini etkilemeyeceğini, mahkemece takibe konu ilamda bir kısım borçlularla aralarında bulunan müşterek ve müteselsil sorumluluğa hükmedildiğini, diğer müşterek borçlularca takip dosyasına yapılan ödemeler kadar borçtan kurtuldukları gibi ödemelerden kalan miktar kadar dava dışı müşterek borçlular (Grupama ve Sompo Japan Sigorta şirketleri) tarafından teminat mektubu ibraz edildiğini, dosya içerisinde borcu fazlası ile karşılayacak kadar teminat bulunduğunu, dosya alacağının karşılıksız kalmadığını, protokolde belirtilen şart gerçekleşmediğinden kendileri yönünden alacağın muaccel olmadığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip dayanağı ilamın Bor Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 09.02.2021 tarihli, 2020/331 E. – 2021/66 K. sayılı ilama dayalı olduğu, ilamın kesinleşmediği, ilamda sigorta şirketi ve şikayetçi borçluların müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı yönünde karar verildiği, müteselsil sorumlulukta birden fazla borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduğu, alacaklının tamamen veya kısmen edayı her bir borçludan isteyebileceği, eda tamamen yerine getirilinceye kadar borçluların sorumluluklarının süreceği, her bir borçlunun iç ilişkideki payına bakılmaksızın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, borçlulardan birinin borcu ödemesi durumunda diğerlerinin de alacaklıya karşı borçtan kurtulduğu, takip dayanağı ilamda şikayetçi borçluların maddi tazminata ilişkin sorumluluğunun taraflar arasında yapılan ve tarihi belli olmayan (takip öncesine ait olduğu anlaşılan) protokole göre “maddi tazminat taleplerine gelince bütün davacılar (alacaklılar) tarafından öncelikle sigorta şirketine karşı icra takibi yapılıp sonuna kadar bu sigorta şirketleri takip edilecek ve tahsilat öncelikle onlardan yapılacaktır, şayet bütün hukuki yollar denendikten sonra maddi ve manevi imkansızlık nedeniyle tahsilat mümkün olmadığı takdirde davalı gerçek kişilerden tahsilat yapılacaktır” ibarelerinin yer aldığı, söz konusu düzenlemenin doğmamış haktan peşinen vazgeçme anlamını taşıdığı, takibin ‘diğer sigorta şirketlerinden borç tahsil edilemezse’ denilerek şarta bağlı olarak yapıldığı, taraflar arasındaki protokolün İİK’nın 71/1. maddesinde öngörülen biçimde “mühlet” olarak kabul edilemeyeceği, zira protokolün sigorta şirketlerinden tahsil edilememe şartına bağlı olduğu, dava dışı borçlu sigorta şirketleri tarafından takip dosyasına borcu karşılayacak şekilde teminat mektubunun sunulmasının şikayetçi borçluların takip edilemeyeceği anlamına gelmeyeceği, zira İİK’nın 36. maddesi uyarınca şikayetçi borçlular tarafından sunulan bir teminat bulunmadığı ve mehil vesikası alınmadığından şikayetçi borçlular hakkında takip başlatılması, icra emri tebliğ edilmesi ve diğer takip işlemlerinin yapılmasında yasal bir engelin bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlular temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlular temyiz dilekçesinde; takip dayanağı ilamın Bor Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.03.2016 tarihli kararı olduğunu, bu karardan sonra anılan protokolün imzalandığını, bu nedenle mahkemenin doğmamış alacaktan feragat edilemeyeceği yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, davalı alacaklılar tarafından protokolün manevi tazminata ilişkin kısmında anlaştıkları şekilde davadan feragat dilekçesi verildiğini, protokolün düzenlendiği tarihte bozma öncesi verilen kararda maddi tazminat alacağına hükmedildiğinden bu alacağın da mevcut olduğunu, yani alacağın doğmuş olduğunu, protokol ve üzerindeki imzalar inkar edilmediğinden icra mahkemesince şikayet nedenlerinin incelenmesi gerektiğini, protokolde maddi tazminat alacağın tahsili sırasının şarta bağlandığını, feragat/vazgeçme gibi bir beyan söz konusu olmadığından şarta bağlı yapılmasının geçerliliğini etkilemeyeceğini, mahkemece takibe konu ilamda bir kısım borçlularla aralarında bulunan müşterek ve müteselsil sorumluluğa hükmedildiğini, diğer müşterek borçlularca takip dosyasına yapılan ödemeler kadar borçtan kurtuldukları gibi ödemelerden kalan miktar kadar dava dışı müşterek borçlular (Grupama ve Sompo Japan Sigorta şirketleri) tarafından teminat mektubu ibraz edildiğini, dosya içerisinde borcu fazlası ile karşılayacak kadar teminat bulunduğunu, dosya alacağının karşılıksız kalmadığını, protokolde belirtilen şart gerçekleşmediğinden kendileri yönünden alacağın muaccel olmadığını, kaldı ki şikayetçi borçlu tarafından da teminat mektubu ibraz edilerek mehil vesikası alındığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ilamlı icra takibinde mühlet verildiği itirazı ve takibin iptali şikayetine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 16, 33, 36 ve 71. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlular tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.