YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16863
KARAR NO : 2023/1255
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/692 E., 2021/359 K.
KARAR : Davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne
Taraflar arasında görülen uygulama kadastrosundan kaynaklanan tapu iptali ve tescil ile tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı tarafın yüzölçümü düzeltilmesi talebinin reddine, terditli tazminat talebinin ise kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sonucunda … ili, …. ilçesi, … Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı … adına kayıtlı bulunan eski 21 parsel sayılı 3.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 106 ada 124 parsel numarasıyla ve 2.817,37 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı … vekili; uygulama kadastrosunda kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini, uygulama kadastrosunun hatalı olduğunu, bunun da taşınmazında değer kaybına neden olduğunu ileri sürerek, taşınmazının yüzölçümünün 3.250,00 metrekare olarak düzeltilerek tapuya tescil edilmesini, bunun mümkün olmaması halinde yüzölçümün azalmasından kaynaklanan maddi kaybının 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmin edilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; uygulama kadastrosunun doğru yapıldığını, davacının taşınmazındaki azalmanın Hazine yerinden kaynaklanmadığını, davanın davacı taşınmazı aleyhine yüzölçümü artan komşu parsel maliklerine yöneltilmesi gerektiğini öne sürerek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.2.2015 tarihli ve 2013/276 Esas, 2015/112 Karar sayılı kararı ile, komşu parsel maliki olmayan Hazinenin iş bu yüzölçümünün düzeltilmesi ile ilgili davada pasif husumet sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 5.3.2018 tarihli ve 2015/20944 Esas, 2018/1516 Karar sayılı kararıyla “davacı vekilinin davacı adına kayıtlı bulunan eski 21 parsel (yeni 106 ada 124) sayılı taşınmazda, uygulama kadastrosu nedeniyle eksilme meydana geldiğini iddia ederek, Hazineyi hasım göstermek suretiyle dava açtığı ve 23.10.2013 havale tarihli dilekçe ile de mahkemece yapılacak keşif sonucunda, davacı adına kayıtlı taşınmazdaki eksikliğin hangi komşu parselden kaynaklandığının tespitinden sonra o parselin tapu kayıt malikinin davaya dahil edilebileceğini bildirdiği halde Mahkemece, davacı adına kayıtlı taşınmaz ile sınırındaki taşınmazları bir arada gösterir tesis ve uygulama kadastrosuna esas alınan pafta haritaları, ölçü krokileri ve hesap cetvelleri ile ekleri, davacı adına kayıtlı bulunan taşınmaz ile sınırındaki taşınmazlara ait tesis ve uygulama kadastrosu tutanaklarının onaylı örnekleri getirtilip mahallinde keşif yapılmadan ve davacı tarafından iddia edildiği gibi uygulama kadastrosu sırasında davacı taşınmazında bir eksilme olup olmadığı, varsa eksikliğin hangi parselden kaynakladığı belirlenmeden ve buna göre taşınmaz malikleri davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna değinilerek, yöntemince inceleme ve araştırma yapılması ve davacı adına kayıtlı taşınmazdaki eksikliğin hangi komşu parselden kaynaklandığının tespit edildikten sonra o parsel veya parsellerin tapu kayıt maliklerinin davaya dahil edilmesi suretiyle husumetin yaygınlaştırılması için davacı tarafa süre verilmelsi, adı geçenler adına dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkilinin tamamlanması” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “dava konusu taşınmazın yüzölçümündeki azalmanın komşu parseller ile arasındaki ortak sınırlardan kaynaklanmadığı, uygulama kadastrosunun doğru olduğu, bu nedenle davacı tarafın yüzölçününün eski hale getirilmesine ilişkin talebinin yerinde olmadığı; ancak dava konusu taşınmazın yüzölçümündeki 432,63 m2’lik azalmanın/ hatanın tesis kadastrosunda yapılan hatadan kaynaklandığı ve bunun da tazmin edilmesi gerektiği; bu nedenle bilirkişi raporunda tespit edilen bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ile davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, ayrıca mahkemece hükmedilen bedelin düşük olduğunu öne sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, davaya konu taşınmazın yüzölçümündeki eksilmenin Hazine ile ilgisi olmadığı, komşu parsellerden kaynaklandığı, bu nedenle komşu parsel maliklerinin davada taraf olması gerektiği, Hazinenin taraf sıfatının olmadığı, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu hususlarını öne sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulama kadastrosundan kaynaklanan tapu iptali ve tescil; bu mümkün olmaz ise tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesi, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine ve davacı … vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.