YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11179
KARAR NO : 2023/2059
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1629 E., 2022/1664 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Menemen 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2017/32 E., 2019/36 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki boşanma davasının ve ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların evlendikleri zamandan beri sürekli kavga halinde yaşadıklarını, kadının baskın karakterli yapısı ve taviz vermez söz ve davranışları olduğunu, en büyük sorununun kadının erkeğin ailesini ve kendi akrabalarını istememesi, eşi ile dahi görüşmelerinde izin vermemesi olduğunu, hakarete varan sözleri olduğunu, bu konunun tarafların arasında sürekli ve sık kavgalar yaşanmasına neden olduğunu, eşini ve ailesini aşağıladığını, ayrıca facebook hesabı olarak … zamandır kızlık soyadını kullandığını, kocasına önem vermediğinin en önemli delili olduğunu, bu nedenlerle tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuk Sude’nin velâyetinin tercih ettiği tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde müvekkiline atfen yapılan suçlamaları kabul etmediklerini, müvekkilinin ayağının bebekliğinde geçirdiği çocuk felci nedeniyle aksadığını, erkeğin annesinin bu nedenle müvekkilini hiçbir zaman oğluna yakıştıramadığını, müvekkilinin evlendiği günden beri erkeğin annesi tarafından aşağılandığını ve gelin olarak kabul edilmediğini, defalarca evden kovulduğunu, psikolojik, ekonomik ve fiziki şiddet gördüğünü, erkeğin de bu durum karşısında sessiz kaldığını ve eşini korumadığını, erkeğin 2010 yılında emeklilik başvurusu yaptığını, hemen sonra da köye annesinin yanına yerleşmek istediğini, müvekkili bunu kabul etmeyince erkeğin müvekkili ve çocukları Konya’da bırakıp köye annesinin yanına yerleştiğini, para dahi göndermediğini, müvekkilinin yıllarca kendisini kabullenmeyen ve hakaret edip herkesin önünde rencide eden kayınvalidesi ile birlikte yaşamasının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin çalıştırdığı kuaför dükkanında işler kötüye gidince dükkanını kapatmak için bir çok masraf yaptığını, borçlarını ödediğini, erkeğin bir kere arayıp bir ihtiyacın var mı diye sormadığını, müvekkili köye gelmeyince … 2010’da Menemen’den ev alındığını, müvekkilinin de borç harç dükkanını kapatıp Menemen’e taşındığını, burada da erkeğin kavgacı tutumunun devam ettiğini, her hafta sonu müvekkilini köye götürdüğünü, son zamanlarda tatile gittiğini söyleyerek sık sık ortadan kaybolduğunu, köye de gitmediğini, bu süre zarfında günlerce telefonunu da kapattığını, müvekkilinin nosunu bilmediği ikinci bir hat kullandığını, nereye gidip geldiğini söylemediğini, erkeğin Ayvacık köyünde yaşayan evli kızı Seda’ya dört beş ayda bir gitmesini dahi sorun yaptığını, iki evin de müvekkilinden habersiz satıldığını öğrendiğini, müvekkilinin bunun üzerine oturdukları evin de satılmasından korktuğu için aile konutu şerhi koydurmak zorunda kaldığını, bunu öğrenen erkeğin de müvekkiline hakaretler ettiğini, kavga çıkardığını, fiilen ayrı yaşayan taraflar arasında evlilik birliğinin fiilen sona erdiğini, erkeğin maddî durumunun çok … olduğunu belirterek erkeğin boşanma davasının reddine, açmış oldukları boşanma davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, ortak çocuk Sude’nin velâyetinin anneye bırakılmasına, ortak çocuk Sude için aylık 1.500,00 TL iştirak nafakasına, kadın için aylık 1.500,00 TL yoksulluk nafakasına, yasal faiziyle birlikte 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata ve şimdilik 5.000,00 TL ziynet alacağı bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle erkekten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların arasında tartışmada tarafların birbirlerine hakaret ettiklerini kadının görümceleri hakkında orospu al oğlunu evde sen bak pezevenk ananla birlikte köyde kal burdan evine gelmiyorsun şeklinde sözleri, erkeğin kadının üzerine yürüdüğü dövecek iken oradakilerin araya girdiklerini, hakaret ettiği yönündeki beyanları ile taraflar arasındaki geçimsizlik ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, tarafların yirmi yedi yıllık evli olup biri evli iki yetişkin çocuk sahibi olmalarına karşın isteme aşamasında kayınvalidenin gelini istememesi nedeniyle başlayan soğukluğun aradan geçen yıllarda aşılamadığı, bunu kavga sebebi yapan kadın ile Menemen’e taşındıktan sonra müşterek haneye haftada bir kaç gün uğrayarak eşini ve evini ihmal eden erkeğin ve yine sürekli kavga ederek birbirlerine karşılıklı hakaret eden tarafların evlilik birlikteliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet verilen olaylarda eşit kusurlu olduğu, her iki tarafın açtığı boşanma davasının ayrı ayrı kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye bırakılmasına, ortak çocuk için, dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar aylık 300,00 TL tedbir nafakası, karar tarihinden kararın kesinleştiği tarihe kadar aylık 400,00 TL tedbir nafakası ile kararın kesinleştiği tarihten başlamak üzere aylık 500,00 TL iştirak nafakasınına, kadın için dava tarihinden başlamak üzere karar tarihine kadar aylık 500,00 TL tedbir nafakası, karar tarihinden boşanma kararının kesinleştiği tarihe kadar aylık 600,00 TL tedbir nafakası ile boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren aylık 700,00 TL yoksulluk nafakasına, eşit kusurlu olduklarından erkeğin ve kadının maddî ve manevî tazminat talebinin ayrı ayrı reddine, davacı kadının ziynet eşyası alacağının kabulü ile ziynet eşyalarının toplam değeri olan 48.100.00 TL’nin erkekten alınarak kadına verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı erkek vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karşı davanın boşanma ve ziynet alacağı yönünden kabulü, nafakaların miktarı ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
2.Davalı-karşı davacı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi, nafakaların miktarı ve ziynet alacağı davasında lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesiyle birlikte takı bedeli için de faize hükmedilmemesi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin kadının babasına gelin delinizi alın, gelin kızınızı defalarca götürün demek suretiyle evden kovduğu, kadının sağlık sorunları ile ilgilenmediği, evin giderlerini karşılamadığı, kayınvalidesi ile yaşamak konusunda baskı yaptığı, annesinin aşağılamalarına sessiz kaldığı, buna göre erkeğin ağır kusurlu olduğu, tarafların belirlenen kusur tespiti dikkate alındığında, diğerinden daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı anlaşılan kadın yararına tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında maddî tazminata ve boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan kadın yararına manevî tazminata karar verilmesi gerektiği, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakasının miktarının tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında az olduğu, kadının ziynetler yönünden karşı dava dilekçesinde faiz istemi olduğu halde istem hakkında karar verilmediği, asıl istem kabul edildiğinden faiz isteminin de kabul edilmesi gerektiği, yine kadın vekilinin istinaf itirazlarında yer alan ziynet eşyası bedeli iadesi davası kabul edildiği ve kadın kendini duruşmada vekil ile temsil ettiği halde kadın lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin … bulunmadığı, tarafların ortak çocuklarının inceleme tarihinde ergin olduğu gerekçesiyle kusur gerekçesinin düzeltilmesine, kadın yararına 75.000,00 TL maddî ve 75.000,00 TL manevî tazminat ile aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakasına, iştirak nafakasının miktarına yönelik erkek vekilinin yaptığı istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kadının ziynet eşyalarının bedeli olan toplam 48.100,00 TL’nin karşı dava tarihi olan 14.02.2017 itibariyle işleyecek yasal faizi ile erkekten tahsiline, kadın ziynet eşyalarının iadesi istemine ilişkin davada, kendisini vekille temsil ettirdiğinden lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarife gereğince 9.200,00 TL vekâlet ücretine karar verilerek kadının kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, yoksulluk nafakasının miktarı, ziynet alacağı davasında lehine hükmedilmeyen vekâlet ücreti ve ziynet alacağına hükmedilmeyen faiz talebi yönünden istinaf talebinin kabulüne, erkeğin tüm, kadının sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; maddî ve manevî tazminatı gerektirir nitelikte dosyaya yansımış herhangi bir somut delil olmadığını, eşler arasında özellikle işler kötüye gittiği ve kavgalar başladığı zaman yaşanan gerginliklerden başka, müvekkilin karşı tarafa şiddet uyguladığı veya ağır hakaretlerde bulunduğu yönünde bir delilin dosyada olmadığını, böylesine somut delil olmaksızın, bu kadar yüksek bir tazminata hükmedilmesinin dava konusu olayın özelliklerine uygun düşmediğini, diğer taraftan nafaka bedelinin de istinaf mahkemesi tarafından artırılmasının da … olmadığını belirterek kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ile tazminatların miktarı yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı-karşı davacı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilin az da olsa kusurlu olduğuna yönelik tespit yerinde olmadığını, istinaf kararında müvekkilin kusuruna ilişkin yeterli ve somut bir gerekçe ortaya konmadığını, müvekkilin neden kusurlu bulunduğunun açıklanmadığını, erkeğin tam kusurlu olduğunu ve bu nedenle davasının reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin … olmadığını, lehine hükmedilen yoksuluk nafakası ile tazminatların miktarının kusurun ağırlığı ve erkeğin geliri dikkate alındığında oldukça yetersiz olduğunu, istinaf kararının 2/e bendinde ziynet bedeli olan 48.100,00 TL nin karşı dava tarihi olan 14.02.2017 itibarıyla işleyecek yasal faizi ile davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulması gerekirken sehven, davacı-karşı davalıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya verilmesine şeklinde yazılarak maddî hatanın da düzeltilmesi gerektiğini belirterek, kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, yoksulluk nafakası ile tazminatların miktarı ve ziynet alacağı davası yönünden kurulan hükümde maddî hata yapıldığı yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, karşılıklı boşanma davasında tarafların kusurlu olup olmadığı, erkeğin davasının kabulü ile kadının lehine yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, nafaka ve tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri; 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 175 … maddesi; 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 … maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.