YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8518
KARAR NO : 2023/1311
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/203 E., 2022/200 K.
…
KARAR : Red
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hatalı Kurum işlemi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (kapatılan ) 21.Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, Mersin İl Sigorta Müdürlüğü’nün yazısı ile 25 yılı tamamladığı 12.10.2008 tarih itibari ile emekli olabileceğinin bildirildiğinden aylık bağlanması için İsviçre’ ye kesin dönüşünü bildirdiği ve böylece işsizlik yardımının kesildiği, ancak emeklilik için başvurduğunda kurumun 22.07.2008 tarihli yazıda 25 yıl şartının yerine gelmediği için davacının emeklilik dosyasının işlemden kaldırılıp ancak 15.08.2013 tarihinde emekli olabileceğinin bildirildiğini, davacının kesin dönüş yapmakla İsviçre’den aldığı tüm haklarını kaybettiğini, 2.639 İsviçre frangının kesildiğini, sağlık yönünden ortada kaldığını, maaşının kesildiğini belirterek, neticeten; davalı Kurumun hatalı hesaplaması nedeniyle davacının 15.08.2013 yılında emekli olabileceği bildirildiğinden maaşının kesildiği tarihten emekli olabileceği tarihe kadar İsviçre den alma hakkı bulunduğu aylık 2639 frak maaş tutarının TL karşılığı olan 33.000,00 TL ‘nin yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesini, davacının emekli olması halinde (emeklilik hak ettiği bildirilen tarihten emekli olacağı 15.08.2013 tarihine kadar) fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere alacağı maaş tutarı olan 1.000,00 TL ‘nin, sağlık güvencesini kaybettiğinden fazlaya dair hakları saklı kalarak 1.000,00 TL alacağın, 5.000,00 TL manevi zarar olmak üzere toplam 40,000,00 TL ‘nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın idari yargının görevine girdiği, aksi halde davanın reddine karar verilmesi talep olunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2017 tarihli ve 2014/118 Esas, 2017/778 sayılı kararıyla; … davacının 08.02.2008 tarihli kuruma sunduğu dilekçesindeki 01.12.2006 tarihinde yurda kesin dönüş yaptığı ve yurtdışında çalışmadığı, işsizlik ödeneğinden ayrıldığı şeklindeki beyanı kendisi için bağlayıcı olduğu, 27.06.2008 tarihli tahsis talebinde de bu yurtiçi adresini beyan ettiği, bu nedenle davacının davalı Kurumun 17.06.2008 tarihli yazısı nedeni ile değil bu yazıdan 2 yıl önce yurda kesin dönüş yaptığı kabul edilerek davalı Kurumun davacının yurda dönerek aldığı maaştan mahrum kalmasına yönelik kusurlu zararlandırıcı eylemi bulunmadığı, davacının 01.12.2006 tarihinden sonra yurtdışında çalışmadığı, işsizlik maaşı almadığının kendi beyanı ile sabit olduğu bu nedenle mahrum kaldığı bir gelir ve maddi zararının da olmadığı, yurtdışında çalışmadığını ve işsizlik maaşından ayrıldığını Kuruma beyan etmesine karşılık dava açarak yurtdışındaki maaşının kesildiği tarihten emekli olacağının bildirildiği 15.08.2013 tarihine kadar alması gereken aylık 2369 frank karşılığı tazminat talebinde bulunmasının kendi beyanına rağmen hak iddia etmesi niteliğinde olup dürüstlük kuralına ve iyiniyete aykırı olduğu, hak etmediği, yaşlılık aylığı bağlanma şartlarının oluşmadığı döneme ilişkin yaşlılık aylığı talebinin yerinde olmadığı, yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddine ilişkin Kurum işlemine karşı kurum işleminin iptali ile tahsis tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması talebi ile dava açabilecekken bu yönde bir dava açmadığı, davacının daha öncesinde sağlık güvencesi bulunduğu, Kurum işlemi nedeni ile sağlık hizmetinden mahrum kaldığı ve yapmış olduğu sağlık gideri harcamalarının ispat edelemediği, 818 sayılı Borçlar Kanunu’ nun 49/1 inci maddesinde (6098 sayılı Kanun md. 58), kişilik hakkı hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kişinin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat olarak bir miktar para ödenmesini dava edebileceği hüküm altına alınmış, 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda, zarara uğrayanda meydana gelen elem ve ruhsal acıyı dindirmek veya azaltmak, onda huzur ve tatmin duygusu oluşturmak amacıyla zarar görene ödenmesi gereken bir miktar paradan ibaret olan manevi tazminatın ilkeleri açıklanmış olup inceleme konusu davada manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediği” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli ve 2018/527 E., 2018/1376 sayılı kararıyla; “…davacının 08.02.2008 tarihinde düzenlediği kurum kayıtlarına 10.03.2008 tarihinde intikal eden yurt dışı borçalanma talep yazısında; ”İsviçre’de çalıştığım iş yerinden-işsizlik sigortasından 01.12.2006 tarihinde ayrılarak ikametgahımı … tarihinde Türkiye’deki aşağıdaki adrese naklettim. İsviçre’den yurda kesin dönüş yaptığımdan 3201 sayılı Kanun’a göre İsviçre’de 23 yıl geçen ve aşağıda belirtilen süreleri borçlanmak istiyorum. İsviçre’de geçen 12.10.1983 – 01.12.2006 süresinde geçen çalışamalarımı borçlanmak istiyorum.” şeklinde beyanda bulunduğu ve adres olarak Türkiye’de bulunan … olarak bildirdiği, daha sonra Kurum yazışmalarında bu adresi beyan ettiği, davacının kurumun 17.06.2008 tarihli yazısından sonra emekli olabileceği kanaati ile Türkiye’ye kesin dönüş yaptığı iddiasının 02.08.2008 tarihli beyan dilekçesi ile çeliştiği, 02.08.2008 tarihinde davacının kuruma yurda kesin dönüş yaptığına ilişkin yanlış beyanda bulunduğu, bunun dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, ayrıca kurumun 17.06.2008 tarihli yazısında yurda kesin dönüş yapması gerektiği konusunda bildirimi olmadığı, davacının tazminat talebinin ve yaşlılık aylığı bağlanma şartlarının oluşmadığı döneme ilişkin (01.05.2011 tarihinden itibaren aylık bağlandığından 30.04.2011 tarihine kadar) yaşlılık aylığı talebinin yerinde olmadığı, Kurum işlemi nedeni ile sağlık hizmetinden mahrum kaldığı ve yapmış olduğu sağlık giderleri masraflarının ispat edilemediği, manevi tazminatın koşulların gerçekleşmediği,” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
2. (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 10.12.2019 tarihli 2019/746 Esas, 2019/7672 Karar sayılı ilamı ile; “Mahkemece, özellikle sosyal sigorta veya sosyal yardım ödeneğinin ikamet koşuluna bağlı olup olmadığı Kurumdan ve ihtiyaç duyulursa yabancı ülke sosyal güvenlik kuruluşundan sorulmalıdır.
Somut olayda, davacının aylık talebinin de bulunduğu gözetilerek tahsis talep tarihi itibariyle kesin dönüş koşulunu yerine getirip getirmediği yeterince araştırılmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, her ne kadar davacı yurtdışından işsizlik yardımı aldığını beyan etmekte ise de yurtdışı hizmet belgelerinde tahsis talep tarihinden sonra işsizlik yardımı aldığına dair bir belge bulunmadığından öncelikle davacıdan aldığı yurtdışı aylığa ilişkin belgeleri sunmasını davacıdan istemek, davacının yabancı ülke mevzuatına tabi çalışması olup olmadığını, çalışması bitmiş ise hangi tarihte son bulduğunu, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alıp almadığını sormak, buna ilişkin yurtdışı hizmet ve sosyal yardım belgelerini getirtmek ve sonucuna göre davacının yurda kesin dönüş koşulunu yerine getirip getirmediğini belirleyerek yaşlılık aylığı talebi hakkında bir karar vermekten ibarettir. ” hususlarına işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; SGK cevabında: “Kurumumuzca adı geçene 3201 sayılı Kanun’a istinaden 12.10.1983-01.05.2004 süresi içinde çıkarılan borcunu 28.04.2008 tarihinde ödeyerek 27.06.2008 tarihinde yaşlılık sigortasından aylık talebinde bulunduğu ve talebi aylık bağlama şartlarının oluşmaması nedeni ile örnekleri ekli 17.06.2008 tarih, 057162 sayılı ve 19.09.2008 tarih, 0928864 sayılı yazılarımız ile Mersin Sigorta İl Müdürlüğü tarafından ret edildiğinin bildirildiği, yine, sigortalı 16.10.2008 tarih ve 104357 sayılı dilekçesi ile İsviçre’deki çalışmaları esnasında uzun vade sigorta kollarında kesilen primlerinin Kurumumuza transferini talep etmesi üzerine İsviçre’deki primleri transfer edilerek yeniden borç tahakkuk cetveli düzenlenmiş ve tarafına çıkarlın borcunu da 23.11.2009 tarihinde ödedikten sonra sigorlalı Kurumumuza yeniden 18.04.2011 tarih ve 7709597 sayışı dilekçesi ile yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu ve bu talebine istinaden de tarafına 01.05.2011 tarihinden itibaren başlamak üzere yaşlılık aylığı bağlandığı 27.06.2008 tahsis talep tarihi itibari ile İsviçre sigorta kurumundan alınan hizmet cetvelinin incelenmesi sonucunda, adı geçene 30.01.2004 tarihine kadar | kodu ile adına fiili çalışmadan dolayı, 01.01.2004- 31.12.2006 tarihleri arasında da işsizlikten dolayı prim ödendiği, yurda kesin dönüş şartını 31.12.2006 tarihi itibari ile yerine getirdiği, Yurt dışında geçen primleri 08.04.2009 tarihi itibari ile transfer edildiği anlaşıldığından, İsviçre sigorta kurumunca sigortalıya yaşlılık veya malullük aylığı bağlanması mümkün değildir. İlgilinin yabancı ülke mevzuatına tabi çalışması 31.12.2006 tarihi itibari ile bittiğinden, bu tarihten sonra çalışması bulunmamaktadır. Belirtilmiş olup deliller doğrultusunda davacının yurda kesin dönüş yaptıktan sonra emeklilik başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili tarafından; davacının 2006 yılında kesin dönüş yaptığını beyan etmesi nedeni ile Kurumun hiçbir zararı olmadığı ve bu Kurum işlemlerine de etkili olmadığından dikkate alınmaması gerektiği, kaldı ki davacının 2008/8 inci aya kadar işsizlik maaşı aldığından kesin dönüş yapmadığı, davacının 27.06.2008 tarihindeki tahsis talebinin reddine ilişkin dava açma zorunluluğu bulunmadığı, mahkemece davacının kurumca reddi öğrendiği belirtilen 08.09.2008 tarihi itibariyle kesin dönüş işlemlerini tamamladığı, bu saatten sonra mahkeme kararındaki gibi kesin dönüş işlemlerinden vazgeçemeyeceği, 2008/8 inci ay dahil yurtdışından işsizlik yardımı aldığını, bu yorumun soyut ve zorlama olduğu, son bilirkişi raporuna rağmen red verilmesinin hatalı olduğu ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını talep olunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hatalı Kurum işlemi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un 6/A- (a) maddesi
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…