Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2023/1519 E. 2023/3038 K. 04.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1519
KARAR NO : 2023/3038
KARAR TARİHİ : 04.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/610 E., 2022/2963 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/321 E., 2022/23 K.

Taraflar arasındaki borca ve imzaya itiraza ilişkin uyuşmazlıktan dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddi ile yargılama sırasında takip durdurulmadığından davalı tarafın inkar tazminatı talebi şartları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.

Kararın muteriz borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine hükmedilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı müteriz borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ
Borçlu icra mahkemesine başvuru dilekçesinde; alacaklı … tarafından borçlu … aleyhine 19.09.2005 tanzim tarihli, 28.11.2019 vade tarihli 600.000,00 TL bedelli 1 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, 17.08.2021 tarihinde müvekkili borçluya ödeme emri tebliğ edildiğini, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını, gerek ruhsal gerek fiziksel olarak imza atacak durumda olmadığını, sunulan raporlara göre rahatsız olduğunu ihtiyaçlarını gideremediğini, resmi işlerini takip edemediğini, kısıtlanması için … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1425 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, takibe konu borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürerek takibin iptaline, kötü niyetli alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın %10 oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan teknik incele sonunda düzenlenen 16.12.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; “imzaların genel şekli, imzaların başlangıç hareketlerinin yapılışı, imzalardaki dönüş hareketlerinin yapılışı, imzalar içerisindeki buklesel hareketlerin yapılışı, imzalardaki yatay çekiliş hareketlerinin yapılışı, imzaların bitim hareketlerinin yapılışı, kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden benzerlikler görülmüş olup, söz konusu imzaların … eli ürünü olduğu” tespit ve rapor edildiği, borçlunun bilirkişi raporunu kabul etmediği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yeterli ve özenli inceleme yapılmadan bahisle rapora itirazla Adli Tıp Kurumundan yeniden inceleme talep edilmeke ise de, alınan bilirkişi raporunda davacıya ait çok sayıda ıslak imza örneklerinin de incelenmek ve değerlendirilmek sureti ile ve yeterli teknik incelemeyi içerir şekilde kesin kanaate haiz rapor düzenlendiği ve bu raporun karara esas alınmaya elverişli ve yeterli bulunduğu, borçlunun Adli Tıp Kurumundan yeniden inceleme yönündeki talebinin yerinde görülmediği, yeterli teknik inceleme sonucunda ve kesin kanaati içeren rapora itibar edildiği, takip dayanağı bononun 2811.2019 vade tarihli olduğu görülmekle, takip tarihi olan 12.08.2021 tarihi itibariyle 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, yargılama sırasında takip durdurulmadığından inkar tazminatı talebinin yerinde görülmediği gerekçesi ile davanın reddi ile yargılama sırasında takip durdurulmadığından davalı tarafın inkar tazminatı talebi şartları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde müteriz borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Müteriz borçlu istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan raporun denetimden uzak olduğunu, İstanbul ATK’dan rapor alınması taleplerinin mahkemece reddedildiğini, borçlu ile alacaklı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, düzenleme tarihi 19.09.2005 olan senet için genel zaman aşımının dolduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli olduğu takibe dayanak bonadaki imzanın davacı borçlunun eli ürünü olduğu yönünde kesin kanaat içerdiği, dar yetkili icra hukuk mahkemesinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin incelenmesinin usulen mümkün olmadığı, takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 778. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 749. maddesi gereğince, keşideciye karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresinin vadeden itibaren 3 yıl olduğu, takip dayanağı bono 28.11.2019 vade tarihli olup, takip tarihi olan 12.08.2021 tarihi itibariyle 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile müteriz borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde müteriz borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Müteriz borçlu temyiz dilekçesinde; itiraz ve istinaf dilekçesini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, takibin iptali talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK’nın 170’inci maddesi, İİK’nın 169/a maddesi ve 6102 sayılı TTK’nın 778. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 749. maddesi, 6762 Sayılı TTK’nın 582. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 9, 10, 13, 14, 15, 16. maddeleri

3. Değerlendirme
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Takibe dayanak bononun tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK’nın, “Borçlanma Ehliyeti” kenar başlığını taşıyan 582. maddesine göre (6102 sayılı TTK’nın 670. maddesi), akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanun’un 1. maddesi gereğince, bu kanunun ayrılmaz bir cüzü olduğu açıklanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; aynı Kanun’un 10. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 13. maddesine göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur; 15. madde hükmüne göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz; 16. maddesine göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.

11.06.1941 gün ve 1941/4-21 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde; “……, olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat’i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin, esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda, o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir …Medeni Kanunumuzun metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur…” hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır.

Somut olayda, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 28.10.2021 tarih 2021/1425 E. – 2021/1807 K. sayılı kararı ile … Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 19.08.2021 tarihli sağlık kurulu raporu ve TMK’nın 409/2. maddesi dikkate alındığında, vasi tayininin gerektiği gerekçesiyle keşideci borçlu …’ın akıl hastalığı sebebiyle TMK’nın 405. maddesi gereğince vesayet altına alınarak, Nurcan Kamit’in vasi olarak atandığı görülmektedir.

Ancak rapor içeriğinden; borçlunun, takibe konu senedin düzenlenme tarihi (19.09.2005 tarihi) ve takip tarihi (12.08.2021 tarihi) itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır.

Hukuki işlemlerde tarafların fiil ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususun mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur.

O halde mahkemece, borçlu borçlu …’ın takibe konu bononunn düzenlenme tarihi ve takip tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin tespitin yapılması amacıyla, vasiye, borçlu …’a ilişkin doktor raporu, hastane v.s sağlık kuruluşları ile ilgili diğer belgeleri sunması için süre verilmesi, yine vesayet kararına dayanak olan … Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 19.08.2021 tarihli sağlık kurulu raporunun getirtilerek dosyanın kül halinde tam teşekküllü bir hastaneye veya Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek, borçlu …’ın takibe konu bononun düzenlenme tarihi ve takip tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca, … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin borçlunun istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

… İcra Hukuk Mahkemesinin 26.01.2022 tarih, 2021/321 E.-2022/23 K. sayılı kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.