YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12256
KARAR NO : 2023/19468
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/823 E., 2016/218 K.
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece; sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaleti ile aynı maddenin birinci fıkrası, 52 nci maddesi gereğince 10.640,00 TL adli para cezası ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaleti ile aynı maddenin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi uyarınca 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanık hakkında kurulan hükümleri temyiz edeceklerini bildirir süre tutum dilekçesinden ibarettir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın kullanımında olduğu araç ile seyir halinde iken, saat 01.45 sıralarında devriye görevini ifa eden polis memurları tarafından durdurulduğu, şikâyetçi Y.G.’nin kimlik kontrolü yapmak istediği sırada sanığın katılana kim olduklarını ve arama yapmak için izinlerinin olup olmadığını sorduğu, şikâyetçinin mesleki kimliğini göstererek polis olduğunu söylemesi üzerine sanığın şikâyetçiye hitaben sinkaflı küfürlerde bulunarak tehdit ettiği, kafasını aracın camına ve direksiyonuna vurmak suretiyle kendine zarar verdiği, daha sonra davet edilmesine rağmen resmi ekip otosuna binmemekte direndiği, şikâyetçi ile olay yerine gelen diğer tanık polis memurları tarafından zorla ekip otosuna bindirilerek karakola götürüldüğünden bahisle şikâyetçi Y.G.’ye karşı görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; sanığın tanıkların anlatımı, şikâyetçi Y.G.’nin adli muayene raporu, görev defteri ve tüm dosya kapsamından sanığın şikâyetçiler Y.G. ve M.Y.’ye yönelik atılı suçları işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin 3, 4 ve 6 ncı fıkraları uyarınca, iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanun’un 225 inci maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21.02.2012 gün 2011/4-570 Esas, 2012/51 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açacaktır.
Bu açıklamalar ışığında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında düzenlenen iddianamede sanığın şikâyetçi M.Y’.ye yönelik hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesine uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı gözetilmeden, sanığın atılı eylemleri şikâyetçiler Y.G. ve M.Y.’ye yönelik işlediği kabul edilerek, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi gereğince ek savunma verilmek suretiyle zincirleme suç hükümleri uygulanarak 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesine aykırı davranılması,
2. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında şikâyetçi Y.G.’nin aracını arayacağını söylemesi üzerine kendisinin arama kararını görmek istediğini, şikâyetçinin arama kararını göstermeyerek “12 yıldır Torbalı’dayım izinsiz her yeri aradım.” şeklinde cevap vermesi üzerine aracı arattırmayacağını söylediğini belirtmesi, sanığın aracında bulunan tanıklar S.H.Ö. ve İ.Ç.’nin polis memurunun arabayı arayacağını söylediğine dair sanık savunmasını doğrulaması karşısında; yönteme uygun alınan bir arama kararının olup olmadığı tespit edildikten sonra sonucuna göre suç vasfının belirlenmesi ve olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu, hakaret suçu yönünden ise aynı Kanun’un 129 uncu maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince sanık hakkında öncelikle 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasından sonra 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek, sonuç cezanın fazla belirlenmesi bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.