YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4284
KARAR NO : 2023/1663
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1644 E., 2022/517 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/447 E., 2020/235 K.
Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereğince yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptali istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 204 ada 7 parsel sayılı 327,39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve iş bu taşınmazın 1997 yılından beri …’nın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak, bahçe vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, … tarafından davalı … lehine noterde düzenlenen muvafakatnameye istinaden 11.02.2015 tarihinde 6292 sayılı Kanun gereğince davalı …’ya satılarak adına kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 204 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 1989 tarihli satış senedi ile o zamanki sahibinden müvekkili olan davacı tarafından satın alındığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptalini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davalının annesi … tarafından 1993 yılında…’tan satın alındığını, 2/B uygulaması kapsamında haklarının muvafakatname ile müvekkili olan davalıya devredildiğini, davalının taşınmazı Milli Emlak Genel Müdürlüğünden satın aldığını, davacının tanınmadığını, kullanımı olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında satışının yapıldığı, davacının taşınmazda kullanımı ve zilyetliği olmadığı, iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın 1989 yılında satış senedi ile satın alındığını, satınalma başvurusu üzerine davalıya satışın öğrenildiğini, davacının gerçek hak sahibi olduğunu, satış senedinin doğruladığını, kararın gerekçe içermediğini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, iddiaların kararda tartışılmadığını, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini bildirerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın, 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve Hazine ile şerh sahiplerine yöneltilerek açılması gerektiği, taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra şerhe yönelik davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, somut olayda, davacının inceleme konusu davayı 6292 sayılı Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra açtığı, davalı adına olan tapu kaydının idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğuna göre, dayanak satış işleminin iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli dava açılamayacağı, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın 1989 yılında satış senedi ile satın alındığını, satın alma başvurusu üzerine davalıya satıldığının öğrenildiğini, davacının gerçek hak sahibi olduğunu, satış senedinin doğrulandığını, kararın gerekçe içermediğini, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını, iddiaların kararda tartışılmadığını, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, husumetin Hazineye yöneltilmesi için süre ve imkan tanınmadığını, müvekkilinin hak sahipliğinin resmi senede dayandığını bu durumda davalının iddiasının dinlenme olanağı bulunmadığını, satış işlemi iptal edilmeden bu davanın açılamayacağına yönelik gerekçenin hukuka aykırı olduğunu bildirerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun gereğince davalıya satılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talepli açılan davanın dinlenip dinlenemeyeceğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4 üncü maddesi ve 6292 sayılı Kanun hükümleri,
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.