YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4133
KARAR NO : 2023/3461
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3905 E., 2022/564 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/502 E., 2021/305 K.
Taraflar arasındaki komşuluk hukukuna dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı …Ş. vekili tarafından duruşma istemli, duruşmasız olarak davacı vekili ve davalı …. İnşaat Turizm ve Elektromekanik Sistemleri Sanayi TİC. A.Ş. vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen günde temyiz eden davalı …Ş. adına vekili Av. … ile karşı taraftan davacı adına vekili Av. … geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 20.06.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı …Ş.’nin maliki olduğu 24 parsel sayılı taşınmazda diğer davalı tarafından yapılan temel atma çalışması sırasında müvekkiline ait 25 parsel sayılı taşınmazda bulunan 7 katlı binanın tamamen yıkıldığını ileri sürerek, binanın yeniden inşa edilmesi için gerekli masraflar, yoksun kalınan kira geliri ve binanın yıkılması nedeniyle zarar gören eşyaların bedeli olmak üzere fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ve davanın belirsiz alacak davası olduğunu belirterek, 200.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili 11.05.2021 tarihli bedel arttırma talepli dilekçesinde; 2.126,244 TL tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; alacak miktarının belli olması nedeniyle davanın kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının uyarılara rağmen gerekli tedbirleri almaması nedeniyle olayın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğunu ve müvekkillerinin kusuru bulunmadığını, aynı zamanda binanın 1954 yılında yığma sistemle 7 katlı olarak inşa edilmiş, hasarlı olması ve malzemelerinde dayanım olmaması nedenleriyle yıkıldığını, davacının ağır kusurunun kusursuz sorumluluk halini ortadan kaldırdığını, bu kusurların ağır kusur olmadığının kabul edilmesi halinde kusur oranında indirim yapılması gerektiğini, kat kaybı zararının istenemeyeceğini, kira sözleşmesinin bina yıkıldıktan sonra düzenlendiğini, göçük altında kalan eşyalarla ilgili bir ispat olmadığını, ticari faiz istenemeyeceğini davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne 542.295,00 TL bina yeniden yapım maliyeti ile 1.141.043,00 TL kira kaybı alacağı ve 42.650,00 TL enkaz altında kalan eşya bedeli olmak üzere toplam 1.725.985,00 TL ‘nin davalılardan alınarak 18/05/2013 dava (olay) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı …Ş. vekili ve davalı ….. A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kat kaybının tazminine ilişkin talebin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yıkılan binanın piyasa değerinin tazmininin gerektiğini, kira kaybı için tespit edilen miktarın hatalı olduğunu, sunulan kira sözleşmesi gözetilerek kira kaybının hesaplanması gerektiğini ve hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekilleri istinaf dilekçelerinde özetle; bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını, raporlara itirazlarının değerlendirilmediğini, kira kaybı istemi yönünden; kira tazminat hesabının hukuka aykırı yapıldığını, faiz başlangıcının hatalı olduğunu; davacının ortak kusuru olduğunun kabul edilmemiş olmasının doğru olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının değerlendirilmediğini, binanın yıpranma payının belirlenen tazminattan düşülmediğini, davanın belirsiz alacak veya kısmi dava olarak açılamayacağını, müvekkillerinin olayın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığını, taşınmazın kiraya verilebilmesi için yapılması gereken tadilatın 6 ay süreceğinin değerlendirilmediğini, kira tazminatının ancak yıkılan binanın yeniden yapım süresi kadar talep edilebileceğini, bu süreden de tadilat süresinin düşülmesi gerektiğini, faiz başlangıcının dava tarihinden olması gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı …Ş. vekili ve davalı …. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı vekilleri temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, komşuluk hukukuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun);
a)”Mülkiyet hakkının içeriği” kenar başlıklı 683 üncü maddesi şöyledir:
“Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
b) “Taşınmaz malikinin sorumluluğu” kenar başlıklı 730 uncu maddesi şöyledir:
“Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir.
Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar verebilir”
c) “Komşu hakkı” üst başlıklı “1.Kullanım biçimi” kenar başlıklı 737 inci maddesi şöyledir:
“Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.
Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.
Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.”
d)”Kazı ve Yapılar” üst başlıklı “Kural” kenar başlıklı 738 inci maddesi şöyledir:
“Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak zorundadır.
Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın yapılara ilişkin hükümler uygulanır.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun);
“Sorumluluk” üst başlıklı “Genel olarak” kenar başlıklı 49 uncu maddesi şöyledir:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4721 sayılı Kanun’un 738 inci maddesinin birinci fıkrasına göre malik, kazı ve yapı yaparken, komşu taşınmazlara, onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da üzerlerindeki tesisleri etkilemek yoluyla zarar vermekten kaçınmak zorundadır.
Malik, komşularına zarar verecek, komşu taşınmazdaki yapıları tehlikeye koyacak davranışlarda bulunursa, kaçınma ödevine uymazsa, 4721 sayılı Kanun’un 730 uncu maddesi gereğince sorumlu tutulur. Verdiği zararın giderimi ve öte yandan taşkınlığın giderilmesi ya da tehlikeli davranışlardan çekilmesi, eski durumun iadesi kendisinden istenebilir. Bu sorumluluk objektif sorumluluk esasına dayanır ve sorumluluk için kusur aranmaz.
Komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat davalarında öncelikle davacının uğramış olduğu zararın miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat miktarı hiçbir zaman zararı aşamaz. Ancak, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 sayılı Kanun’un 52 inci maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. 4721 sayılı Kanun’un 730 ve 737 inci maddelerinden doğan sorumluluk kusura bağlı bir sorumluluk olmadığından, davalının kusursuz olması tazminat miktarının düşürülmesinde etkili olamaz.
Diğer taraftan; malik, kazı ve yapı gibi işleri aralarındaki sözleşme uyarınca başkasına da yaptırabilir. Bu durumda, zarar gören 6098 sayılı Kanun’un 49 uncu maddesi gereğince, eylemde bulunana karşı da dava yöneltebilmek hakkına sahiptir.
3.Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; dosya kapsamından, davacıya ait binanın 2013 yılı itibari ile yaklaşık 59 yaşında olduğu, yeni bir yapı olmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişilerce davacının yeni bir bina yaptıracağı varsayılarak maliyet hesabı yapıldığına göre; yıkılan binanın yaşı ve teknik özellikleri gözetilerek hesaplanan tazminattan yıpranma payının düşülmesi gerekirken; mahkemece, bu husus nazara alınmadan yapım bedelinin tamamına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
4. Öte yandan; mahkemece, davacının kira kaybına yönelik istemi bakımından hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kira dönemi, olayın gerçekleştiği 18.05.2013 tarihinden davacının taşınmazında yapılması planlanan yapıya ait ruhsatın düzenlenme tarihine 18 ay eklemek suretiyle belirlenmiş ve mahkemece toplam 1.141.043,00 TL kira kaybı alacağına hükmedilmiştir. Oysa ki; mahkemece, belediye tarafından verilen inşaat ruhsatı da nazara alınarak bu nitelikteki inşaatın ne kadar sürede yapılabileceği hususunda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle belirlenecek süreden, bilirkişi raporlarına göre yıkılan binanın kullanılmayan bir bina olması nedeniyle binanın kiraya verilebilmesi için gerekli olan 6 aylık onarım süresi düşülerek tespit edilecek süre yönünden usulünce hesaplanacak yoksun kalınan kira kaybı miktarının hüküm altına alınması gerekmektedir.
Bununla birlikte; kira kaybı alacağı, mahiyeti itibariyle aylık olarak muaccel hale geleceğinden mahkemece, söz konusu alacak istemi yönünden faiz başlangıcı konusunda bu durum gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
5. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan hususlarda tarafların iddia ve savunmaları konusunda uzman bilirkişilerden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, tarafların itirazlarını karşılar nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin tüm, davalı …Ş. vekili ve davalı …. A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı …Ş. vekili ve davalı … A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücreti davacıdan alınarak davalı …Ş.’ye verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.