YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10694
KARAR NO : 2023/19124
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/666 E., 2015/910 K.
SUÇ : Çevrenin kasten kirletilmesi
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mahkeme kararı ile sanık hakkında; çevrenin kasten kirletilmesi suçundan açılan davada, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteğinin, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hükmün kurulduğuna çevre ve doğa kirliliği nedeniyle kamu zararının oluştuğuna, usul ve yasaya aykırı olması ve resen görülecek nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
1. … Valiliği … görevlilerince, sanığın idari işler müdürü olarak çalıştığı … Gıda Tarım Turizm Enerji ve Demir Çelik San. Tic. A.Ş.’de yapılan denetimde, işletmenin açık ve faaliyette olduğu, faaliyet konusunun zeytin, zeytinyağı üretimi ve paketleme işi olduğu, işletmenin evsel ve endüstriyel atık suları için kurulan arıtma sisteminin faaliyette olduğu, arıtma tesisi çıkış sularının … çayına deşarj edildiği, arıtma tesisisin deşarj noktasından anlık numune alındığı, alınan numune üzerinde yaptırılan analiz sonucunda Su Kirliliği Yönetmeliğinde sektör için belirlenmiş standartları sağlamadığı ve KOI parametrelerinde deşarj değer sınırlarının aşıldığının tespiti üzerine sanık hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan açılan davada, Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne yazılan müzekkere üzerine gönderilen şirket ana sözleşmesine göre alınan bilirkişi raporunda çevrenin kasten kirletilmesi suçunun işlendiği ancak sanık …’ın olayla ilgili sorumluluğunun bulunmadığı, mevcut dosya kapsamında olayla ilgili sorumluluğu bulunan kişilerin yönetim kurulu başkanı, genel müdür ile üretim ve planlama yöneticisinin olduğunu bildirilmesi üzerine sanığın beraatine ve yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiştir.
2. Sanığın atılı suçu kabul etmediği anlaşılmıştır.
3. 08.10.2015 tarihli numune alma ve teslim tutanağı, şirket ana sözleşmesi ve 13.01.2015 tarihli bilirkişi raporu dosya içinde mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; bozma sebepleri dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında getirilen düzenleme ile de çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek gerek Devlete gerekse vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Anayasa’da yer alan bu ilkeler 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 3 maddesinin (a) bendinde de benzer biçimde düzenlenmiştir. Buna göre; gerçek ya da tüzel kişi olarak herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdür. Bu bağlamda, “kamu sağlığını ve çevreyi koruma” prensibi Türk Ceza Kanunu’nun birinci maddesinde Kanun’un amaçlarından birisi olarak öngörülmüş, ayrıca “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” başta bu Kanunun 181 ilâ 184 üncü maddeleri olmak üzere, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nda ve diğer bir kısım mevzuatta koruma altına alınmış, çevreyi kirletme eylemi farklı suç ve kabahat türleri ile yaptırıma bağlanmıştır.
Türk Ceza Kanunu’nun 181 inci maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır.
“Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır.
Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”
Yine aynı Kanun’un “Tanımlar” kenar başlıklı 2 inci maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanunu’nun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181 inci maddesinin birinci fıkrasında, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182 nci maddesinin birinci fıkrası ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun sekizinci maddesinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.
Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali 5237 sayılı Kanun’un 181 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin dördüncü fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.
… Valiliği … görevlilerince, … Gıda Tarım Turizm Enerji ve Demir Çelik San. Tic. A.Ş’de yapılan denetimde, işletmenin açık ve faaliyette olduğu, faaliyet konusunun zeytin, zeytinyağı üretimi ve paketleme işi olduğu, işletmenin evsel ve endüstriyel atık suları için kurulan arıtma sisteminin faaliyette olduğu, arıtma tesisi çıkış sularının … çayına deşarj edildiğinin tespit edildiği, arıtma tesisisin deşarj noktasından anlık numune alındığı, alınan numune üzerinde yeterli koşullara haiz analiz şirketine yaptırılan inceleme sonucunda çevrenin kasten kirletildiğinin iddia edilmesi üzerine idari işler müdürü olan sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalarda, eylemlere ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını beyanla atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
Dosya kapsamında alınan 13.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda, çevrenin kasten kirletilmesi suçunun oluştuğu ancak şirket yetkililerinin yönetim kurulu başkanı …a, genel müdür … ile üretim ve planlama yöneticisi … olduğu tespiti yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle sanık hakkında beraat kararı verilerek ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anlaşıldığından, hakkında suç duyurusunda bulunulan şahıslarla ilgili dava açılıp açılmadığının araştırılarak dava açılması halinde hukuki ve fiili irtibat nedeniyle davaların birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekmekte iken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkeme kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.