YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28746
KARAR NO : 2023/5415
KARAR TARİHİ : 21.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/250 E., 2015/459 K.
SUÇLAR :Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi onama, kısmi düzeltilerek onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2012/250 Esas, 2015/459 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a)Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b)Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; temyiz konusu dosya ile aynı olan ancak tarafları farklı olan bir dosyada sanık hakkında beraat kararı verildiğinden temyiz konusu dosyanın bozulması gerektiğine, delil yetersizliği olduğuna, mağdurun zararı giderildiğinden ceza tayinine gidilmemesi gerektiğine ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin de hükümlerin bozulmasını gerektirdiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılandan aldığı 6.000,00 TL tutarındaki kumaş karşılığında suça konu … Tekstil Ltd. Şti’ye ait 30.08.2011 keşide tarihli, 5.900,00 TL bedelli çeki arkasını ciro ederek verdiği, katılanın suça konu çeki tahsil etmek için bankaya ibraz ettiğinde çekin sahte olduğunun anlaşıldığı, kriminal rapora göre çekin ön ve arka yüzünde bulunan yazı ve imzaların katılanın eli ürünü olmadığı, çekin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu, sanığın sahte olduğunu bildiği çeki kullanmak suretiyle haksız menfaat temin ettiği, bu suretle bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia edilmiştir.
2. Sanık, soruşturma aşamasında suça konu çeki sattığı eşofman karşılığında ikinci ciranta S. Ç.’den aldığını, daha sonra da çeki kırdırmak için …. isimli şahsa verdiğini, çeki keşide edenleri ve birinci ciranta ….’yi tanımadığını savunmuş; yargılama aşamasında ise suça konu çeki kendisine ve kendisinden önceki ikinci ciranta ….’ye, sattıkları eşofman karşılığında açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği birinci ciranta …. isimli şahsın verdiğini, suça konu çeki birinci ciranta ….’nin verdiğine ilişkin faturası ya da belgesinin olmadığını, daha sonra çeki kırdırmak için birisine verdiğini, daha önce çeki kırdırmak için ….’ye verdiğini söylemiş ise de esasen F. adlı bir şahsa verdiğini onun da katılana vermiş olabileceğini, katılanı tanımadığını, katılan ile alışveriş yapmadığını savunmuştur.
3. Tanık …., sanığı tanıdığını, ancak sanığın savunmasında belirttiği gibi suça konu çekin …. tarafından sanığa verildiğini hatırlamadığını beyan etmiştir.
4. Bilirkişi raporu ile, suça konu çekin ön ve arka yüzünde bulunan el yazıları, keşideci ve ciranta (…. yazısı ve imzası dahil) imzalarının tanık ….’nin eli ürünü olmadığı görüşü bildirilmiştir.
5. Suça konu çek duruşmada incelenip, özellikleri zapta geçirilmiş, suça konu çekin 6102 sayılı … Ticaret Kanunu’nda öngörülen zorunlu unsurları taşıdığı ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğu belirlenmiştir.
6. Mahkemece, sanığın çelişkili savunması, çeki aldığını iddia ettiği şahısla arasındaki ticari ilişkiye dair herhangi bir belge ibraz etmemiş olması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın bir şekilde ele geçirdiği sahte çeki, ticari iş karşılığında katılana vererek haksız menfaat temin ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ile 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere sanık hakkında, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği” şeklinde karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 … maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, adli para cezasının taksitlendirilmesine karar verilmesine rağmen, aynı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde taksit aralığının kararda belirtilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2012/250 Esas, 2015/459 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B-2) numaralı bendinde açıklanan nedenle Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2012/250 Esas, 2015/459 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün taksitlendirmeye ilişkin fıkrasında yer alan “20 eşit” ibaresinden önce gelmek üzere “birer ay ara ile” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.06.2023 tarihinde karar verildi.