YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5800
KARAR NO : 2023/3127
KARAR TARİHİ : 24.05.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2017/20 E., 2021/104 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı Hazine yönünden reddine, dahili davalı … yönünden kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalı … vekili tarafından duruşma istemli, davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından ise duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin ise davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 7020 ada 6 parsel sayılı 235,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve iş bu taşınmaz ve üzerindeki tek katlı kargir binanın 20 yıldan beri …’in kullanımında olduğu belirtilerek bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın 30 yılı aşkın süredir kendisinin fiili kullanımında bulunduğunu ileri sürerek taşınmazın beyanlar hanesine lehine kullanıcı şerhi verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; kadastro tespitinin kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin (…/… 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin) 07.06.2011 tarihli ve 2010/610 Esas, 2011/283 Karar sayılı kararı ile kadastro tespitinin kesinleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.06.2015 tarihli ve 2015/6960 Esas, 2015/7309 Karar sayılı kararıyla çekişmeli taşınmazın kullanım kadastrosu tutanağının 30.6.2010 – 29.7.2010 tarihleri arasında askı ilanına alındığı, davacı tarafından 27.7.2010 tarihinde ve askı ilan süresi içinde eldeki davanın açıldığı, tutanağa karşı askı ilan süresi içinde dava açılmış olması nedeniyle, tutanağın sehven kesinleştirilerek tapu kaydının oluşturulmasının usulsüz olduğu, usulsüz kesinleştirmenin de hukuken geçerliliği ve başlayıcılığı bulunmadığı açıklanarak, Mahkemece davanın esastan incelenmesi gerektiği ve inceleme görevinin ise Kadastro Mahkemesine ait olacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsizliğine değinilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. İlk Derece Mahkemesinin (… 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin) 24.11.2016 tarihli ve 2016/405 Esas, 2016/209 Karar sayılı kararı ile davanın usulden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın … Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve iş bu kararın 01.02.2017 tarihinde kesinleşmesi üzerine dosya … Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin (… Kadastro Mahkemesinin) yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre taşınmazın 30 yılı aşkın bir süredir davacı tarafından kullanıldığının anlaşıldığı gerekçesi ile davacının Hazineye karşı açtığı ve Hazine adına yapılan tespitin iptali talebi yönünden davasının reddine, davalı …’e karşı açtığı şerhe yönelik davanın kabulüne, çekişmeli 7020 ada 6 parsel sayılı taşınmazın, beyanlar hanesinin 2 nci maddesine bulunan, “…iş bu taşınmaz ve üzerindeki 1 katlı kagir bina 20 yıldan beri … oğlu …’in kullanımındadır…” şerhinin iptali ile, bu şerh yerine; “…İş bu taşınmaz 20 yıldan beri … T.C. kimlik numaralı Halil oğlu …’nın kullanımındadır…” şerhinin yazılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili, davalı Hazine vekili ve dahili davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde, davalı Hazine yönü ile verilen ret kararının ve aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığını, taşınmazın davacı tarafından imar ve ihya edilerek tarım arazisi haline getirilmesi karşısında taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın Bakanlığın 06.03.2013 tarih ve 133 sayılı oluru ile Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığına devrinin uygun görülüp, taşınmazın TOKİ’ye devredildiğini, taşınmazın evveliyatının orman olup, 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesi ile davalı Hazine yönünden verilen ret kararının isabetli olduğunu, ancak kullanım kadastrosu yönü ile verilen kabul kararının eksik inceleme sonucunda verildiğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.
3. Dahili davalı … vekili temyiz başvuru dilekçesinde, dosya kapsamında yapılan işlemlerin önemli kısmının tebliğ edilmeyip, savunma haklarının kısıtlandığını, çekişmeli taşınmazı davalının 1990 yılında davacının babası …’dan satın aldığını ve üzerine ev yapmak sureti ile üzerinde ikamet etmeye başladığını ve taşınmazın bulunduğu yerin TOKİ’ye devri tarihi olan 2015 yılına kadar da taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğunu, davacı tarafın taşınmazda bir kullanımı bulunmadığını ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yargılama aşamasında davalı tarafa yapılan tebligatların usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, bu kapsamda davalı tarafın savunma hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu ve 21 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, (IV.B.2) numaralı paragrafta gösterilen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
2. Bilindiği üzere 6100 Sayılı Kanun’un hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27 nci maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 36 ncı maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
3. Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 36. maddesi ile 6100 sayılı Kanun’un 27 nci maddesinde açıkça belirtildiği üzere, Mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
4. 7201 sayılı Kanun’un bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrasına göre, tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. Anılan kanun maddesinin, 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6099 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi ile eklenen 2 nci fıkrasına göre ise, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır. Aynı Kanun’un tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı 21 nci maddesine, 6099 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile eklenen 2 nci fıkrasında; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
5. Sözü edilen kanun maddeleri ve değişikliğe ilişkin kanun gerekçeleri dikkate alındığında, kişiye öncelikle, bilinen en son adresi esas alınarak (bilinen bir adresi yok ise adres kayıt sistemindeki adresi esas alınarak) tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh de düşülerek 21/2 nci madde uyarınca tebligat çıkartılmalıdır.
6. Somut olaya gelince; davacı … vekili tarafından 13.12.2018 tarihli dilekçe ile, çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesinde lehine şerh bulunan …’in davaya dahil edilmesi talep edilmiş ve bu dilekçe içeriğinde dahili davalının adresi olarak “… Sokak NO; 30/7 …/…” adresi gösterilmiştir. Dosya kapsamından sözü edilen kişinin başkaca bir adresinin bulunduğuna da rastlanılmamıştır. Dolayısı ile öncelikle dahili davalının iş bu adresine tebligat yapılması, bundan sonra tebligatın bila ikmal dönmesi halinde ise bu kez “MERNİS” şerhi verilmek sureti ile tebligat yapılması gerekmektedir.
7. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince bu yol izlenmeksizin sözü edilen adrese doğrudan “MERNİS” şerhi verilmek tebligat çıkarılmış ve 7201 sayılı Kanun’un 21/2 nci maddesi uyarınca tebliğ edilmiş, bilahare yapılan tebligatlar ise bila ikmal iade edilmiştir. Şu halde, davalı taraf usulüne uygun şekilde davaya davet edilerek, savunma ve delilleri tespit edilmediğinden davalı tarafın hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek karar verildiği kuşkusuzdur.
8. Hal böyle olunca, dahili davalıya yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uygun şekilde dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye düzenlenmeli, bu yolla yöntemince taraf koşulu yerine getirilmeli, dahili davalıdan savunma ve delilleri sorulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
9. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözardı edilerek hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.