Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6431 E. 2023/1511 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6431
KARAR NO : 2023/1511
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/1506 Esas, 2021/1071 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI :2018/262 E., 2020/176 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait 440 paket, net ağırlığı 26.400,00 kg olan yeşil kahvenin Mersin limanından Doha limanına taşınmak ve gönderilene malın teslim edilmek üzere davalıya teslim edildiğini, 29.12.2017 tarih ve 963360212 numaralı konşimento uyarınca davalının donatanı olduğu Safmarine Nimba isimli gemiye malların yüklendiğini, davacı tarafından dava dışı gönderilene malların tesliminin yapıldığı düşüncesiyle satış bedelinin tahsili için başvurulduğunu, ancak davalı tarafından malın konşimentosuz şekilde dava dışı gönderilene teslim edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle malın bedeli olan 77.825,00 USD’nin gönderilenden tahsil edilemediğini, davalıya gönderilen ihtarname ile uğranılan zararın tazmininin talep edildiğini, fakat sonuç alınamadığını, bu nedenle davalıya yönelik takip başlatıldığını, bu takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek şimdilik 77.825,00 USD’nin faiziyle tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşıma işinin dava dışı Maersk Line A/S tarafından üstlenildiğini, davalının dava konusu taşıma işinde taşıyan, donatan, işleten gibi sıfatlara haiz olmadığını, konşimentonun ön yüzünde ve imza hanesinde Maersk Line yazdığını, tanımlar kısmında taşıyanın Maersk Line olduğunun ifade edildiğini, acentelik sözleşmesi gereğince davalının dava dışı yabancı taşıyıcı olan Maersk Line’ın Türkiye genel acentesi olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalıya izafeten husumet yöneltilebileceğini, ayrıca milletler arası yetki anlaşmasına göre İngiliz Mahkemelerinin yetkili olduğunu, esas ilişkin ise nama yazılı bir kıymetli evrak olan konşimentoya göre taşıyanın, gönderilene konşimento aslını sormaksızın malları teslim etme hakkının olduğunu, davacının husumeti gönderilene yöneltmesinin gerektiğini, davalının tahliye limanı ile yaptığı görüşmede yükün alıcısının davacıya 66.000,00 USD ödeme yaptığının belirtildiğini, bakiyenin 11.825,00 USD olduğunu savunarak öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise yetki ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı …Ş.’nin yabancı taşıma şirketi olan Maersk Line A/S’nin Türkiye’deki genel acentesi olduğu, bu nedenle dava konusu taşımaya ilişkin konişmentonun acente sıfatıyla davalı tarafından imzalanıp, yükleme limanı olan Mersin Limanındaki işlemlerin de davalı tarafından yerine getirildiği, malların Doha limanına taşınmasından sonra konişmento ibraz edilmeden alıcısına teslim edildiği, taşıyıcı firma yetkililerinin gönderdiği yazışmalardan anlaşıldığı üzere taşıyıcının bu durumu acente hatası olarak kabullendiği, ancak davalının yükleme limanı acentesi olması nedeniyle gemi acenteliği yönetmeliğine göre davalının şahsi kusurundan sözedilemeyeceği, taşıyıcının kusur ve sorumluluğundan kaynaklanan zarar nedeniyle 6102 sayılı Kanun’un 105 inci maddesi gereğince acenteye husumet yönetilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının yalnızca acente olmadığını, ayrıca komisyoncu (freight forwarder) olduğunu, faturanın davalı tarafından kesildiğini, taraflar arasındaki yazışmalardan davalının dava konusu taşıma işi ile ilgilendiğinin görüleceğini, davalının taşıyan gibi sorumlu olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşımanın konişmento tahtında Mersin Limanından Doha Limanına Safmarine Nimba gemisi ile yapıldığı, konişmentonun taşıyıcı firması olarak Maersk Line AS adına acente sıfatıyla Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından imzalandığı, yüke ilişkin gümrük beyan formunda Maersk Denizcilik A.Ş.’nin acente olarak gösterildiği, acentenin donatan adına navlun bedelini tahsil etmesinin davalının taşıyan sıfatını haiz olduğunu kabule yeterli olmadığı, bu durumda davalının acente sıfatıyla hareket ettiğinin ve kendisine doğrudan dava açılamayacağının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının pasif husumet ehliyetine haiz olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun’un 105 inci maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.