YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1034
KARAR NO : 2023/1558
KARAR TARİHİ : 14.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1251 Esas, 2022/1591 Karar
HÜKÜM : Direnme
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirketin cari hesap ilişkisi içerisinde mal ve hizmet alımı yaptığını, bu ticari ilişki kapsamında hazır beton siparişi amacıyla ön sipariş çeki olarak davalı şirkete verilen çeklerin karşılığı olan malların davacıya teslim edilmediğini, buna rağmen davalı yanca müvekkili şirket aleyhine icra takibi yapıldığını ileri sürerek davacı şirketin keşidecisi olduğu 18.02.2014 tarih 3191611 çek numaralı 128.747,68 TL çek, 25.02.2014 tarih 6959302 çek numaralı 128.747,68 TL’lik, 20.04.2014 tarih 6959303 çek numaralı 175.000,00 TL’lik ve 20.03.2014 tarih ve 6959304 çek numaralı 159.000,00 TL’lik çekler nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının ve Kastamonu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/2664 E. ve 2016/3698 E. sayılı dosyalardan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve çek tutarlarının %20’si kadar kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; çeklerin ön sipariş çeki olduğu iddiasının tamamen asılsız olduğunu, malların davacıya teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2017 tarih, 2014/596 E. ve 2017/293 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2020 tarih, 2020/920 E. ve 2020/1287 K. sayılı kararıyla dava konusu 6959302 numaralı ve 3191611 numaralı çekler yönünden, çekler davacıya teslim edildiğinden mahkemece dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir uyuşmazlık bulunmadığı, çek bir ödeme vasıtası olduğundan çekin avans olarak verildiğini iddia edenin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davalının, dava konusu çekler karşılığı mal teslim ettiğini savunmasının ispat yükünü değiştirmeyeceği, davacı tarafın çekleri avans olarak verdiğini ve malları teslim almadığını yazılı delille kanıtlayamadığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı böylece davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, Mahkeme kararının kaldırılmasına, Kastamonu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/2664 E. sayılı icra takip dosyasına konu; TEB A.Ş.’ye ait, 20.03.2014 keşide tarihli ve 6959304 numaralı çek sebebiyle ve Kastamonu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/3698 E. sayılı icra takip dosyasına konu; TEB A.Ş.ye ait 20.04.2014 keşide tarihli ve 6959303 numaralı çek sebebiyle açılan davanın reddine, Kastamonu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/2664 E. sayılı icra takip dosyasına konu bakiye alacak miktarı olan 82.689,35 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 16.537,87 TL tazminatın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 72/4 üncü maddesine göre davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, davacının Kastamonu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/3698 sayılı dosyasına yapılan takibe yönelik tazminat talebinin reddine, davaya konu TEB A.Ş.’ye ait, 25.02.2014 keşide tarihli ve 6959302 numaralı çek ve T. İş Bankası’na ait 18.02.2014 keşide tarihli ve 3191611 numaralı çekler yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 22.06.2022 tarih, 2021/1017 E. Ve 2022/5152 K. sayılı kararıyla “Davacı davaya konu çeklerin avans çeki olduğunu iddia etmiş, davalı ise çeklerin mal satımı karşılığında alınan çekler olduğunu ve malların da karşı tarafa satılıp teslim edildiğini savunmuştur. Bu durumda davaya konu çeklerin avans çeki olduğunu ispat yükü davacıya ait olmakla birlikte, çeklerin mal satımı karşılığında verildiğine ilişkin davalı savunması da dikkate alındığında davacının çeklerin avansı çeki olduğunu, 6100 sayılı HMK uyarınca diğer bir kesin delil olan ticari defterler ile de ispatı mümkündür. O halde mahkemece HMK’nın 222. maddesi uyarınca taraflara ait ticari defterlerin ve kayıtların ibrazının sağlanarak davaya konu çeklerle ilgili kayıtların bulunup bulunmadığı, bu çeklerin hangi ticari ilişki kapsamında verildiği tetkik edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararını tekrarlayarak direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; direnme kararının dosyada mevcut olan bilgi ve belgelere aykırı olduğunu, bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor alınması gerektiğini, bu husus yerine getirilmeden direnme kararı verildiğini, mükerrer çekler ile takipler arasındaki ilişkinin değerlendirilmediğini, davalı tarafından mükerrer takipler yapıldığını, bu konuda değerlendirme yapılmadan karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın doğru olduğunu, malların müvekkil firma tarafından teslim alınmadığını, bu hususta ihtilaf bulunmadığını, dosyada mevcut raporlarda müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının açık ve kesin olarak tespit edildiğini, davalının cevap dilekçesinde malların dava dışı adi ortaklığa teslim edildiğini iddia ettiğini, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuksuz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibe konu çeklerden dolayı davacı şirketin borçlu olup olmadığı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; davacı, davalıya mal karşılığı olmaksızın dört adet çek verdiğini iddia etmiş ve bu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuş, davalı ise malların teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Çek, bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulü gerekir. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. O halde, yasal karinenin aksini ispat yükünün davacı tarafta olduğu gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı uygun bulunmuştur.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta;
Davacı, dava konusu çekleri davalıdan satın alacağı mallara karşılık avans çeki olarak verdiğini, ancak malların teslim edilmediğini iddia etmekte,
Davalı ise malların davalıya teslim edildiğini savunmaktadır.
Dava konusu çeklerin davalının davacıya sattığı mallar nedeniyle verildiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı, çek keşidesine esas malları davacıya teslim ettiğini savunmakla ispat külfetini üzerine almıştır.
Davalının savunması karşısında davacıdan, olumsuz hiç bir durumun ispatının (malların teslim edilmediğinin) beklenmesi mümkün değildir.
Bu halde ispat külfeti davalıda olup Dairenin bozma ilamı usul ve yasaya uygun bulunduğundan Direnme kararı incelenmek üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde Direnme kararının onanması doğru değildir.
Açıklanan nedenle çoğunluğun onama yönünde tezâhür eden görüşüne katılamıyorum.