YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/746
KARAR NO : 2023/1403
KARAR TARİHİ : 20.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/110 E., 2022/212 K.
…
HÜKÜM/KARAR :Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen sigorta başlangıcı tespiti davasında verilen direnme kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin işveren …Halıcılık San. ve Tic. AŞ’ne ait “… Köyü” adresindeki işyerinde 14.06.1990 tarihinde (…) sicil numarası ile işe başladığını, davalı kuruma bu tarih itibari ile işe giriş bildirgesi verildiğini, davacıya sigorta sicil numarası verilmiş olmasına rağmen davalı kurum kayıtlarında görünmeyen işyerinde en az bir günlük çalışmasının (tüm sigorta kollarında) tespiti talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde; davanın vekil eden kuruma ihbar edilmesi gerekirken davalı olarak gösterilmiş olması ve işverenin davalı olarak gösterilmemiş olmasının davanın husumet nedeniyle reddini gerektirdiği, davanın hizmet tespiti davası olduğunu ve asıl davalının işveren olması gerektiğini, ayrıca hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğunu, davanın bu nedenle de reddinin gerektiğini, esas yönünden; Kurum kayıtlarında davacının iddia ettiği, döneme ait çalışmasının mevcut olmadığını, davacının işe girişini Kuruma bildirmesinin gerektiğini, 506 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin (d) fıkrası gereğince, el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazası ve meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kollarının uygulandığını, ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabileceklerini, bu hükme göre davacının iddia ettiği tarihin o dönemde çalışması mevcut olsa bile uzun vade primi yatırılmadığından (malullük, yaşlılık, ölüm) emeklilik şartları açısından işe giriş tarihi olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle de davanın reddinin gerektiğini, ayrıca Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2011/5580 E., 2011/6942 K. sayılı ilamında hizmet tespiti davalarında, SGK’nun dava açılmasıyla konuya vakıf olduğu ve dava açılmasına sebebiyet vermediği için, davanın aksi yönde sonuçlanması halinde müvekkili Kurumun aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinin gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davanın kabulüne, davacı … (…) ın işveren …Halıcılık Tic. A.Ş.’ ye ait işyerinde … sigorta sicil no ile 14.06.1990 tarihinde en az bir gün sigortalı olarak çalıştığının, ayrıca tüm sigorta kollarında sigorta hizmet başlangıcının 14.06.1990 tarihi olduğunun tespitine, şeklinde karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 21. Hukuk Dairesi 25.5.2016 tarihli ve 2016/3358 E. 2016/8934 K. sayılı ilamında; hizmet akti ilişkisi olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemece, önceki kararda direnilerek davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14.06.2022 tarihli ve 2022/(21)10-155 Esas, 2022/905 Karar sayılı kararıyla; Somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgulara göre; dava dışı işyerinde yapılan işin niteliği gözetildiğinde işyerinin kısa vade sigorta kollarına tâbi işyeri olduğu, çıraklık statüsünde çalışma yapılabilmesi için uzun vade sigorta kollarına tâbi işyeri olması gerektiğinden çıraklık statüsünde çalışma olmayacağı, davacının, dava dışı işverene bağlı olarak yerine getirdiği faaliyetin “el halıcılığı dokuma işi” olduğunun anlaşılması karşısında uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun’un 3/II-(D) bendine göre el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanların hakkında iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanacağından malûllük, yaşlılık, ölüm sigortaları kollarına tabi olamayacakları ve bu hükmün sonucu el halıcılığı dokuma işinde çalışmaya başlanılan tarihin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden talep edilen tarihin tüm sigorta kollarına tâbi sigorta başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmesi hatalı olduğu belirtilerek bozulmuştur.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili bozma dilekçesinde özetle: kurumca tesis edilen işlemlerin kanuna ve mevzuata aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcı tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk hâlinde “el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar” hakkında özel bir düzenleme bulunmamakta iken 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 20.06.1987 tarihli ve 3395 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı sayılmayanlar başlıklı” 3. maddesinin II numaralı fıkrasına (D) bendi eklenmiş olup buna göre;”D) El halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar istekleri hâlinde malûllük, yaşlılık ve ölüm sigorta kollan bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabilirler”. Söz konusu hüküm 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun’un 57 inci maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup yürürlükten kaldırmaya yönelik yasama işleminin geriye yürütüleceğine ilişkin herhangi bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri kanunu maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilleri yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.2.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…