YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1408
KARAR NO : 2023/1223
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/226 Esas, 2021/727 Karar
DAVA TARİHİ : 23.07.2014
HÜKÜM : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıdan satın alınan ve Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesinde taahhüt edilen işte kullanılan su sayaçlarının, montajından sonra broşürlerinde vaat edildiği gibi ters akışı ölçmemesi ve “sayaç söküldü” uyarısı vermemesi sebebiyle ayıplı çıktığına dair şikayetlerin geldiğini, davalıya keşide edilen ihtarnameye rağmen davalının ayıplı bu malları geri almadığı gibi tamir de edemediğini ileri sürerek söz konusu su sayaçlarının davalıya iadesi ile mal bedeli, ayrıca bu sayaçların montajı sebebiyle 3 üncü şahıslara ödenen montaj bedeli ile davalıya tamir bedeli olarak ödenen tamirat bedelinin, demontaj ücretinin ve yeni sayaç satın alınması halinde davalıya ödenen sayaç bedeli arasında fark doğması halinde fark bedeli toplamı da dahil olmak üzere toplam 235.707,32 TL tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla temerrüt tarihi 08.04.2014’den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, ayıplı ifa sebebiyle doğan zararın tazmini için açılan bu davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının 2012 yılından beri teslim aldığı mallarda muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymadığını, satılan malda ayıp bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi gereği satılanın onarılması veya bedelde indirim talep edebilecek olan davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanarak dava değerinin tamamını isteyemeyeceğini, davacının satılandan elde ettiği menfaatleri de mahsup etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2016 tarih, 2015/406 E. ve 2016/571 K. sayılı kararıyla; dava konusu su sayaçlarının gizli ayıplı olduğu, gizli ayıp sebebiyle ihbar külfetini yerine getiren ve 6098 sayılı Kanunun 227 nci maddesi hükmünde öngörülen sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanan davacının talebinde haklı olduğu gerekçesiyle sayaçların davalıya iadesi şartıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2017 tarih, 2017/494 E. 2017/1375 K. sayılı kararıyla; dava konusu satın alınan malın ayıplı çıktığını davacının ispatla yükümlü olduğu, davacı, satın alınan su sayaçlarının montajından sonra dava dışı Organize Bölgesi (işveren) tarafından sahada yapılan testlerde 22-23.11.2013 tarihlerinde söz konusu su sayaçlarının ayıplı olduğunu anladığı, dava konusu su sayaçlarında tespit edilen ayıp bu sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden gizli ayıp niteliğinde olduğu, 26.11.2013 tarihinde dava dışı organize sanayinin yazısı üzerine aynı gün davalı-satıcıya ayıp ihbarında bulunduğu ve 27.03.2014 tarihinde davalıya keşide ettiği ihbar ile sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, yargılama sırasında talimat yolu ile alınan bilirkişi heyet raporunun 9 uncu sayfasında belirtilen sebeplerle ayıplı olduğu iddia olunan su sayaçları üzerinde inceleme yapılamadığı ancak davalı tarafından davacıya gönderilen ve davacı tarafından delil olarak sunulan 28.11.2013 tarihli e-posta iletisinde açıkça satın alınan su sayaçlarının kullanım amacına uygun olmadığının, yani broşüründe vaad edildiği üzere ters akışı ölçme ve sayaç söküldü uyarısı verme özelliklerinin bulunmadığının davalının da kabulünde olduğunun görüldüğü, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 06.02.2020 tarih, 2018/87 E, ve 2020/326 K. sayılı kararıyla, davalı tarafından davacıya gönderilen 28.11.2013 tarihli e-posta iletisindeki beyanın açıkça satıma konu malların ayıplı olduğunun kabulü niteliğinde olmadığını, alınan bilirkişi kurulu raporunda malların gizli ayıplı olduğunun tespit edilemediği, ayıbın tespiti için test yapılması gerektiğinin belirtildiği, bu nedenle mahkemece yeniden konusunda bilirkişi kurulu atanıp davaya konu sayaçların bulunduğu yerde tespit ve inceleme yaptırılarak, gerekirse sayaçlar üzerinde test yapılmak suretiyle dava konusu malda üretim hatasından kaynaklı gizli ayıp olup olmadığının tespiti ile varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan incelemede su sayaçlarıda üretimsel olarak ters akış okuma ve sayaç modül söküldü uyarısı özelliklerinin bulunmadığının saptandığı, davalının da bu hususa bir itirazının olmadığı, tespit edilen eksikliklerin haricen gözle yapılan veya basit bir muayene ile tespit edilebilecek ayıp olmayıp ancak sayaçların montajından sonra yapılan test ile anlaşılabildiğinden gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının ayıbı derhal 26.11.2013 tarihli e-posta iletisi ile davalıya bildirdiği, davanın kabulüne karar verilmesinin uygun görüldüğü, bozmaya konu karar uyarınca davaya konu sayaçların davalıya iade edildiğinden yeniden hüküm kurulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 03.10.2012 tarih 504731 no.lu 134.630,00 TL bedelli, 27.12.2012 tarih 322155 no.lu 13.390,00 TL bedelli, 19.03.2013 tarih 324734 no.lu 5.780,00 TL bedelli, 10.07.2013 tarih 328443 no.lu 2.430,00 TL bedelli, 01.11.2013 tarih 602563 no.lu 640,00 no.lu TL bedelli, 26.11.2013 tarih 603091 no.lu 430,00 TL bedelli faturalara dayalı olarak ödenen 157.300,00 TL satış bedeli ile, 43.780,00 TL montaj bedeli toplamı 201.080,00 TL’nin, 08.04.2014 temerrüt tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine. davacının fazlaya ilişkin 34.627,32 TL isteminin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu sayaçlarda gizli ayıp bulunmadığının uzman bilirkişilerce tespit edilmesine rağmen aksi yönde yorum ile karar verildiğini, su sayacı test istasyonlarında testinin yapılıp iddia olunan ayıbın basitçe tespit edilebileceğini, ayıp ihbarının yasal süresinin geçtiğini, ürünlerde ayıp olmadığını, sonradan meydana gelen sorunların kullanıcı hatası, su kalitesi ve davacı kusurundan kaynaklandığını, tüm servis hizmetlerinin yerine getirildiğini, davacının hatalı kullanımı kabul edip tamirat bedelini ödediğini, ayıp varsa bile bunun açık ayıp olduğunu, bahsi geçen eksikliklerin basit müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmasından ötürü davacının dönme talep etmesinin halin icabına aykırı olduğunu, dönme uygun görülecekse bile davacının elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiğini, olaya 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un uygulanmasının mümkün olmadığını, tarafların tacir olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
6098 sayılı Kanunun 219 uncu maddesi ve devamı
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Taraflar arasındaki satıma konu cihazların ters akış ölçümü yapabilen ve sayaç söküldü uyarısı verebilen cihazlar olmasına rağmen, davalı tarafından davacıya teslim edilen cihazların belirtilen özellikte cihazlar olmadığı, bu durumun aluid teslim niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.(Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesi 2017/3797 Esas, 2019/1557 Karar)
Bu durumda aliud teslim nedeniyle mahkemece verilen kısmen kabul kararı doğru olmakla gerekçenin değiştirilerek kararın onanması gerekmiştir.
3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı tespit doğrultusunda gerekçesinin değiştirilmiş haliyle bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince GEREKÇESİNİN DEĞİŞTİRİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.