Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/5287 E. 2023/1361 K. 17.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5287
KARAR NO : 2023/1361
KARAR TARİHİ : 17.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/452 E., 2021/304 K.

KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/356 E., 2019/166 K.

Taraflar arasındaki eksik hesaplanarak ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.04.1987 tarihinde emekli olduğunu, emekli maaşının hesabında 1956 yılına ait 60 günlük çalışma süresinin maaş hesaplaması dışında tutulduğunu öğrendiğini, davalı kurumun bu hatasını Eylül 2015 tarihi itibari ile düzeltilerek yaşlılık aylığına yansıttığını, ancak yaşlılık aylığı bağlama tarihi ile düzeltmeyerek davacının geçmişten gelen hak kaybının devam ettiğini, akabinde müvekkilinin kuruma başvurarak eksik hesaplanan yaşlılık aylığı nedeni ile aylık bağlama tarihi itibari ile aylık farklarının ödenmesini talep ettiğini, bu talebinin kurumca reddedildiğini beyanla, davacının 01/04/1987 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı miktarının tespiti ile fark aylıkların ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu aylığında herhangi bir hatanın bulunmadığını, zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
lk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının toplam 7290 gün pim ödemesi esas alınarak, aylık bağlama oranının 5000 gün için %60, 5000 günden fazla prim ödenen her 240 gün için bir artırılarak 7290-5000/240=9 eklenerek ve davacının kadın sigortalı olduğu ve 50 yaşından sonra sigortalı olarak geçen her tam yıl için 1 eklenmesi gerektiği, yaşlılık aylığı tahsis talep tarihinde yaşının 53 olduğu ve 53-50=3 50 yaşından sonra geçen 3 tam yıl için aylık bağlama oranına eklenerek %72 aylık bağlama oranının esas alınmasında herhangi bir hatanın bulunmadığı;

Davacının 3395 sayılı Kanuna göre tavan göstergesi üzerinden borçlanma yaptığı ve borçlanma bedeli olan 4.200.000 Lira ödediği ve aylığın 01/01/1988 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 6400x%70×72=322.560 Liraya yükseltildiği ve bu aylığın hesaplanmasında üst gösterge tespit tablosunda 1 inci derece 5 inci kademeye (üst gösterge tablosunda en yüksek gösterge 6400 gösterge olduğu ve bu üst göstergeden daha yüksek bir göstergenin de bulunmadığı dikkate alınarak) karşılık gelen göstergenin 14.925 olarak alınmasında her hangi bir hatanın bulunmadığı tespit edilmiştir.

Yapılan yargılama sonunda, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının yaşlılık aylığının 506 sayılı Kanun’un 61 inci maddesine uygun olarak hesaplandığı ve daha sonra bu aylıkların çeşitli yasal düzenlemelerle yapılan artışlarla artırılarak ödendiği, fark aylık alacağının olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, aylığının eksik hesaplanarak ödendiğini, davasının kabul edilmesi gerektiğini, buna göre de usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dava, davacının 1956 yılındaki 60 günlük çalışmasının yaşlılık aylığı tahsis edilirken dahil edilmemesi nedeniyle eksik olduğundan bahisle eksik ödemelerin tespiti ve tahsili talebinden ibarettir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davacının 01.04.1987 tarihinde yurt dışı borçlanması sağlanarak yaşlılık aylığı tahsis edildiği, davacının aylık hesabında 1956 yılına ait 60 günlük çalışma süresinin dahil edilmediğini öğrendiğini, davalı kurumun bu hatasını Eylül 2015 tarihi itibari ile düzeltilerek yaşlılık aylığına yansıttığını ancak yaşlılık aylığı bağlama tarihi ile düzeltmediğini beyanla davacının 01.04.1987 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı miktarının tespiti ile fark aylıkların ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ettiği, kurum tarafından 09.11.2015 tarih 16102663 sayılı yazı ile, 42/594909 tahsis numaralı dosyanın tetkikinde, 09.09.2015 tarihinde 1956 yılı 60 gün çalışmalarının eklenerek aylığının güncellendiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Kurum tarafından güncelleme yapıldığı ifade edilse de davacının yaşlılık aylığına ilişkin döküm incelendiğinde Eylül 2015 tarihi ve sonrasında, önceki aya nazaran herhangi bir artışın olmadığı izlenmektedir. Yani davacının dayanak yaptığı kurum yazı cevabının iddiasını ispata elverişli olmadığı ortadadır.

Davacının aylık tahsisi incelendiğinde, aylığının üst sınır gösterge esas alınarak tahsis edildiği, prim ödeme gün sayısının 7290 olarak dikkate alındığı, buna göre 5000 gün fazlası olan 2290 / 240 = 9 eklenerek aylık bağlama oranının tespit edildiği, davacının iddiası kabul edildiği taktirde 2290 + 60 = 2350 güne göre yapılacak hesapta (2350 / 240 = 9) yine 9 puan ekleneceği açık olmakla aylık miktarında bir değişikliğin olmayacağı açıktır. Nitekim Kurum tarafından da Eylül 2015 tarihinde aylıkta bir değişiklik yapılmamıştır. Şu halde davacının davasının reddinde herhangi bir hata bulunmamaktadır.

Dosyadaki yazılara, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre, usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK ‘nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili kurum işlemlerinde hata olduğunu, müvekkiline bağlanan yaşlılık aylığı hesaplamasında bir hata yapıldığının açık olduğunu, davalı Kurumunda bu hatasını kabul ettiği için 2015 yılı eylül ayında, müvekkilin 60 günlük çalışma süresinin hizmetlerine eklendiğini ve yaşlılık aylığının da bu sebeple güncellendiğini bildirdiğini, önceden bağlanan aylıkta hatanın olduğunun kurumca da kabul edilmesi karşısında davanın reddi yerine kabulü gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya bağlanan aylığın eksik ödenip ödenmediği ile davalı kurumca sonradan yapılan uygulamanın aylık miktarına etkisinin bulunup bulunmadığı ile davacının bu nedenle fark aylık alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle davacı hakkında bağlanan aylıkta tahsis talebi öncesindeki 5 tam yıl sürelerinin dikkate alınması ile bu sürelere göre ortalama yıllık kazancın belirlenmesi gereği karşısında, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

17.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.