Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2012/6044 E. 2012/6215 K. 14.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6044
KARAR NO : 2012/6215
KARAR TARİHİ : 14.03.2012

Özel belgede sahtecilik ve nitelikli hırsızlık suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/06/2010 tarihli ve 2010/9158 soruşturma, 2010/6610 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karsı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii (İSTANBUL) 7. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 11/11/2010 tarihli ve 2010/1771 değişik İs sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23.11.2011 gün ve 2011/14732/59480 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2012 gün ve 2011/399026 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, şüphelinin su hırsızlığı suçu yönünden İSKİ’ye, vergi kaçırma suçu yönünden de Küçükköy Vergi Dairesi’ne ihbarla ilgili inceleme yapılması talimatı verilmesi sebebiyle, atılı suçların unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” seklindeki düzenleme karsısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı

TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Yasanın 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet Savcısı, hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayıp, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde aynı yasanın 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyerek kamu davasını açmak, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise yasanın 172.maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır.
İnceleme konusu dosyada Cumhuriyet Savcısının şüpheli ve yakınanın ifadeleri için emniyete talimat vermek dışında soruşturma yapmaksızın, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi karşısında, yasanın öngördüğü şekilde soruşturma yapılmasının sağlanması için itiraz merciince itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (İSTANBUL) 7.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca kesin olarak verilen 11.11.2010 gün, 2010/1771 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4.fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 14.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.