YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2077
KARAR NO : 2023/1976
KARAR TARİHİ : 30.03.2023
MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/5 Esas, 2021/249 Karar
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve maddi, manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1958 yılından beri elektrik motoru, jeneratör ve transformatörlerin imalatı konusunda faaliyet gösteren müvekkili şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde tescilli “Faz” markasının WIPO nezdinde 07,09 ve 11. sınıflarda Benelüks, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Rusya ve ABD’de 04.05.2005 tarihinden bu yana tescilli olduğunu, davalıya keşide edilen Beyoğlu 35. Noterliğinin 29.06.2015 tarihli ihtarnamesine rağmen davalı şirketin “Faz” ibaresini ürünleri üzerinde, iş yeri tabelalarında, kataloglarında, kartvizitlerinde ve sair tanıtım evrakı üzerinde müvekkilinin marka haklarını ihlal edecek ve tüketici nezdinde karışıklığa neden olacak şekilde markasal olarak kullandığını, davalının müvekkili adına tescilli Faz markasının ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan bir işareti kullanmak suretiyle 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 9 uncu maddesini ihlal ederek 556 sayılı KHK’nın 61 inci maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz ettiğini, davalının Faz markasının müvekkili tarafından uzun yıllardır ticaret unvanı, marka ve alan adı olarak kullandığını bilen veya bilmesi gereken bir tacir olduğunu ileri sürerek davacı adına TPMK nezdinde 131194, 86378, 2005 14062, 2008 71994 sayı ile tescilli olan Faz markalarından doğan marka haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve men’ine, marka hakkına tecavüz sebebiyle davacının uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla 556 sayılı KHK’nın 66 ncı maddesinin (b) bendine göre davalının markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre hesaplanacak maddi tazminat olarak şimdilik 2.000,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte, yine aynı maddeye göre, davalının Faz markasını izinsiz ve haksız olarak kullanması nedeniyle 10.000.,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, verilecek kararın masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 ulusal gazeteden birinde ilanına karar verilmesini talep etmiş; daha sonra yargılamada maddi tazminat istemini 10.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2016 tarih, 2015/113 E. ve 2016/175 K. sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2018 tarih, 2017/985 E. ve 2018/1607 K. sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 02.12.2019 tarih, 2019/1030 E. ve 2019/7726 K. sayılı kararıyla ”..Mahkemece, dosyadaki fatura koçanına, davalının tanıtım kataloğuna ve dosyada yer alan davalıya ait kartvizit örneğine göre, davalının kullanımının ticaret unvanı kullanımının sınırını aşar şekilde markasal kullanım olduğu yönündeki tespit yerinde ve isabetlidir. Ancak davalı vekili, 21.12.2016 tarihli dilekçesinde müvekkilinin ticaret unvanını tescil ettirdiği 20.07.1990 tarihinden bu yana aynı unvanı, aynı şekilde kullanarak piyasada var olduğunu, davacının bu faaliyetten haberdar olmamasının mümkün olmadığını belirtmiş, fakat işbu iddiasını destekler mahiyetteki belgeler dosyaya celp edilmemiş, her ne kadar bilirkişiler marifetiyle taraf defterleri üzerinde inceleme yapılmış ise de, davalı tarafın sadece 2015 yılına ilişkin defter ve bir kısım fatura koçanları incelenerek davalının, davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı yönündeki iddiası değerlendirilmemiştir. Bu durumda mahkemece, davalının 20.07.1990 tarihinde unvanını tescil ettirdiği, 07.08.1990 tarihinde “Faz+Şekil” ibareli 90/006419 numaralı 09. sınıf emtialara ilişkin markasının da 19.10.1990 tarihinde tescil edilip davalının da beyan ettiği üzere ilk yenileme döneminde yenilenmeyerek işlemden kalktığı, davalının kurulduğu günden bu yana kullanımının aynı şekilde olduğu ve davacının bu kullanıma sessiz kaldığı iddiası gözetilerek, öncelik hakkı sahibinin sonraki tescil veya kullanımdan haberdar olduktan sonra izlediği yol ve sergilediği tavra göre dürüstlük kuralı çerçevesinde davacı tarafın sessiz kalarak hak kaybına uğrayıp uğramadığı değerlendirilmelidir. Bu itibarla, davalının kullanımının hangi süreyle ve ne şekilde devam ettiği tespit edildikten sonra, davacının işbu davayı açmakta sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığı tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde anılan husus değerlendirilmeksizin davanın kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın davalı taraf yararına bozulması gerektirmiştir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının faz ibaresini 1982 yılında markasal olarak tescil ettirdiği davacının davalıdan çok önce faz ibaresini markasal anlamda kullandığı gerçek hak sahibi olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporunda da belirttiği üzere davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari iş veya işlem olmadığı, davalının ticaret hacmi ve bulunduğu il dikkate alındığında davacının davalının markasal kullanımını bilmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, davalının bu durumun aksini ispata yarar delil dosyaya sunamadığı, davacının davalının kullanımından haberdar olmadığından sessiz kalma suretiyle hak kaybının dosya kapsamında gerçekleşmediği, davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz oluşturduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının uzun yıllardır marka bilincinde olan, marka ve patent kurumunu aktif kullanan, başvurular yapan, markasını takip eden bir şirket olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu kabule göre de davacının müvekkili başvurusunu bildiği, bilmesi gerektiğinin kabulü gerektiği, 1990 yılından bu yana müvekkilinin Faz Elektrik unvanı ve Faz asıl unsuru ile ticaret yaptığını bildiği halde ses çıkarmayan, dava açmayan ,ihtarname göndermeyen davacının yıllar sonra huzurdaki davayı açmış olmasının sesiz kalma yasağına tabi olduğunu ,müvekkilinin marka başvuru belgeleri ile davacının bildiğini, bilmesi gerektiğini kanıtladığını, iki firmanın ticari faaliyette bulunmamalarının birbirlerini bilmediklerini delalet olamayacağını, davacının müvekkilinin eyleminden zarar görmediğinin kabulü gerektiğini, aleyhe tazminatın hükmedilmemesi gerektiğini, uzmanlık ve çalışma alanlarının farklı olduğunu, müvekkil aleyhine tazminat hesabının hakkaniyete uygun düşmediğini, 1990 yılından beri Faz Elektirk San ve Tic. Ltd. Şti. unvanı ile ticari faaliyet gösteren müvekkilinin ticari unvandan bağımsız şekilde her türlü kârlılığını Faz ibaresini markasal kullanımdan elde ettiğini kabul etmenin ve buna göre tazminat hesaplamanın da hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve maddi, manevi tazminat istemine istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.