Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/2845 E. 2023/3501 K. 21.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2845
KARAR NO : 2023/3501
KARAR TARİHİ : 21.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen asıl dava tenkis, birleştirilen dava mirasta denkleştirme, olmadığı takdirde tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili asıl ve birleşen davadaki dava dilekçesinde; mirasbırakan …..’in 1637 parseli, oğlu olan davalı …’e, 1808 parseli, oğlu olan diğer davalı …’e saklı paylarını zedeleme kastıyla bağış suretiyle temlik ettiğini ileri sürerek tenkise karar verilmesini istemişler, birleştirilen davalarında aynı iddialarda bulunarak mirasta denkleştirme olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; mirasbırakanın dava konusu taşınmazları kayıtsız ve şartsız bağışladığını, bağış amaçlı yapılan kazandırmaların denkleştirmeye tabi olmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli ve 2009/360 Esas, 2016/440 Karar sayılı kararıyla; davalılara yapılan kazandırmaların miras payına mahsuben ve iadeye tabi olarak yapılmadığı, saklı payı zedeleme kastının da ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 29.06.2016 tarihli ve 2009/360 Esas, 2016/440 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 17.03.2020 tarih ve 2016/14747 Esas, 2020/1926 Karar sayılı ilamında; dinlenen tanık beyanlarından mirasbırakanın saklı payı zedeleme kastı ile hareket ettiği anlaşıldığından, tenkis isteği yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında alınan bilirkişi raporlarına göre davacıların saklı paylarının ihlal edilmediği anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece bozmaya uygun karar verilmediğini, mirasbırakanın saklı pay ihlal kastı ile hareket ettiğinin sabit olduğunu, bilirkişi raporuna taşınmazların güncel değerleri üzerinden değil 6 yıl önceki değerler üzerinden tespit yapıldığını, eksik harç tamamlatılmadan karar verildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sağlarararsı kazandırmaların tenkisi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 507 inci maddesi şöyledir:
“Aşağıdaki tasarruflar, ölüme bağlı teberrular gibi tenkise tabidir.
1 – İadeye tabi olmamak üzere miras hissesine mahsuben cihaz, teessüs masrafı yahut mal terki şeklinde vaki ölüme
bağlı olmayan teberrular.
2 – Miras haklarının berveçhi peşin tasfiyesi maksadiyle yapılan teberrular.
3 – Hibe edenin, kayıtsız ve şartsız rücua hakkı olan hibeler ile adet üzere verilen hediyeler müstesna olarak,
vefatından evvelki bir sene içinde yapılmış hibeler.
4 – Mahfuz hisse kaidelerini bertaraf etmek kasdiyle yapıldığı aşikar olan temlikler.
2. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 512 inci maddesi şöyledir:
“Tenkis, mahfuz hisse tamam oluncaya kadar evvel emirde ölüme bağlı tasarruflardan ve kafi gelmediği takdirde en son tarihli olandan başlıyarak en evvel vakı olana doğru çıkmak şartiyle, ölüme bağlı olmayan teberrular üzerinden icra edilir.”

3.Bilindiği üzere,mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir (4722 s.Y. 17.md.) Miras bırakan 1.1.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 1.1.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanır.

4.Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul;miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Yasa uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Yasa uygulanacaksa 3 aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (MK.565) Miras bırakanın Medeni Kanunun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.

5.Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565inci maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.

6.Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (MK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.

7.Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 tarihli 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemece hükme esas alınan 06.11.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre saklı payların ihlal edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu karara katılmak mümkün değildir. Nitekim 06.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacıların saklı payının 1.797,00 TL değerinde aşıldığını, bu değerin sabit tenkis oranına göre çarpımından bulunacak sonuçta ise davacıların toplamda 40.660,00 TL tenkis alacağının bulunduğu, bu tenkis alacağının da en yakın tarihli sağlararası tasarruf olan davalı …’e yapılan bağıştan karşılanması gerektiği belirlenmiştir.

2. Mahkemece yapılması gereken iş tenkis uygulanırken mirasbırakan 01.01.2002 tarihinden önce 09.08.1999 tarihinde ölmüş olduğundan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümleri olaya uygulanmalıdır. Mütenasip sorumluluk kuralı gözetilerek sıralamaya dikkat etmek suretiyle davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesine göre usulüne uygun olarak tespit edilecek sabit tenkis oranına göre dava konusu taşınmazların bölünebilir olup olmadığının sorulması ve davalılardan tercih hakkının hatırlatılması gerekir. Hasıl olacak sonuca göre süratle dava konusu taşınmazların tercih hakkının kullanıldığı tarihteki değerlerinin tespit edilmesinden sonra bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir. Mahkemece bilirkişi raporunun hatalı değerlendirilmesi suretiyle, dosyada alınan bilirkişi raporunda saklı payların ihlal edildiği tespit edilmiş olmasına rağmen, saklı payların ihlal edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.