YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4519
KARAR NO : 2023/4588
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2559 E., 2022/980 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Artvin Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
SAYISI : 2014/391 E., 2021/265 K.
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacı kurumun, Artvin Sigorta İl Müdürlüğünde sicil sayılı dosyada Doğuş Enerji Üretim A.Ş. taşeronu Doğuş gören Artvin Barajı ve Hes İnşaatı işyeri sigortalılarından, 4.4221.01.01.1009576.008.07-26-1 İnşaat Ticaret A.Ş. adına işlem gören 801015991277 sigorta sicil numaralı Muhammet Yiğit’in 15.06.2012 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, sigortalı Muhammet Yiğit’in, kazası sonucu vefatı ile hak sahiplerine 359.063,49.TL ilk peşin sermaye değerli sürekli gelir bağlandığını, yine iş kazası sonrası tedavi altına alınan sigortalıya 6.086,19 TL tedavi masrafının yapıldığını, ayrıca hak sahiplerine 31.07.2012 tarihinde 363.00TL’de cenaze yardımı yapıldığını, kaza ile ilgili olarak Yusufeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/217 esas sayılı dosyasıyla kovuşturmanın açıldığını, yine iş kazası ile ilgili olarak Kurumları Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettişliğince düzenlenen 08.10.2012 tarihli, 93214-İNC-09 sayılı tahkikat raporunda olayın meydana gelmesinde işverenlerin 5510 sayılı Kanun’un 21 inci maddesi 1 gereği kusurlu oldukları tespitinin yapıldığını belirterek 5510 sayılı Kanun’un yukarıda açıklanan 21.maddesi gereğince, Kurumun uğramış olduğu zarar olan, hak sahiplerine bağlanan 359.063,49TL’lik ilk peşin sermaye değerli sürekli gelirin şimdilik, %50’sine tekabül eden 179.531,75.TL’lik peşin sermayeli gelirin gelir bağlama onay tarihi olan 29.11.2012 tarihinden, sigortalıya yapılan 6.086,19TL’lik tedavi masrafının şimdilik %50’sine tekabül eden 3.043,10 TL’sinin ödeme tarihlerinden itibaren, iş kazası sonucu hak sahiplerine ödenen 363,00 TL cenaze masrafının şimdilik %50’si olan 181,50 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilin alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi vekili, dava dilekçesinde; “İş kazası ile ilgili olarak SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettişlerince düzenlenen 08.10.2012 tarihli 93214-İNC-09 sayılı tahkikat raporunda olayın meydana gelmesinde işverenlerin 5510 sayılı Kanun’un 21/1 maddesi gereğince kusurlu olduklarının tespit edildiği” belirtildiğini, ancak 5510 sayılı Kanun’un 21/1 maddesi hükmüne dayanarak kusur durumunun belirlenmesinin söz konusu olamayacağını, ayrıca SGK davada taraf olup davacı kurum bünyesinde görev yapmakta olan SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettişleri tarafından belirlenen kusur raporunun davada esas alınmasının tarafsız yargılama esasına da aykırı olduğunu, davanın tarafı SGK bünyesindeki Teftiş kurulunun tahkikat raporu ile yetinilmeyip Kusur durumu Mahkeme tarafından yeniden belirlenmesi gerektiğini, davacı Kurumun, dava dilekçesinde müteveffa kazalı sigortalı için yapılan toplam harcamanın 365.512,68 TL olduğunu beyan ettiğini, bu durumda talep edilen tüm kalemler Lira ve Kuruş olarak belirgin iken dava açılacak miktarın tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığından bahsedilemeyeceğini ve dava “belirsiz alacak davası ” olarak kabul edilemeyeceğini, davacı Kurumun davanın niteliği yönündeki taleplerinin de reddinin gerektiğini, davayı esasen kabul etmemekle birlikte faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinden önceki bir tarihin esas alınması talebini de kabul etmediklerini, dava dilekçesinin tebliğ tarihinden önce, davacı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından, davalı müvekkiline dava konusu olay sebebi ile yapılmış bir tebligatın bulunmadığını, bu sebeple davalı müvekkilinin dava tarihinden önce temerrüde düştüğünden bahsedilemeyeceğini, davalı …nin dava konusu edilen iş kazası sebebi ile bir kusurunun bulunmaması ve dolayısı ile esasen bir sorumluluğunun olmaması yanında, davalı müvekkili şirketin temerrüdü de bulunmadığından tahsis, onay tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, ayrıca, tahsis /onay tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede dava açmayarak faiz işlemesine neden olan Kurumun, kendinden kaynaklanan gecikmeden yararlanmasının ve faiz talep etmesinin mümkün olmadığını, davalı müvekkili şirket Doğuş İnşaat ve Ticaret A.Ş.’nin, iş sağlığı ve güvenliği ilkelerine her zaman azami ölçüde dikkat eden, işin yürürümü esnasında öncelikle iş güvenliğini hedef alan, koruyucu iş güvenliği malzemelerini eksiksiz temin eden ve aynı zamanda bunların kullanımını da sürekli denetleyen ülkenin sayılı kurumsal şirketlerinden biri olduğunu, davalı şirketin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına ve Kanun’un işverene yüklediği yükümlülüklere aykırı davranışının bulunmasının mümkün olmadığını, dava konusu iş kazası hakkında Yusufeli Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/70 Esas sayılı dosyası ile kamu davasının açıldığını, yapılan yargılama sonucunda kurum sigortalısı Muhammet Yiğit’in kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davanın halen temyiz aşamasında olduğunu, iş kazasının meydana gelmesinde ve Kurum tarafından bu miktar bir ödeme yapılmasında, davalı müvekkili şirketin herhangi bir kusuru olmadığından tazmin sorumluluğunun da bulunmadığını, dava dilekçesi içeriğinden , sigortalı Muhammet Yiğit’ın eşine ve çocuklarına 359.063,49 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığının anlaşıldığını, davacı Kurum tarafından tahsis edilen peşin sermeye değerleri, hak sahiplerinin gerçek zararlarının fahiş miktarda üstünde olup , aktüer bilirkişiden rapor alınarak eş ve çocukların gerçek zararlarının tespiti gerektiğini, bilirkişi raporu sonucunda, davacı Kurumun bağladığı peşin sermeye değerlerinin oldukça yüksek, hak sahipleri eş ve çocuklarının gerçek zararının ise, sigortalının kusur oranı, hak sahiplerinin yaşları ve evlenme ihtimali dikkate alındığında, oldukça düşük olduğunun görüleceğini, davalı müvekkili şirketin kusurunu ve tazminat sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, davalı müvekkili şirketin esasen bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, tek taraflı ve gerçek zarardan fazla bir şekilde belirlenip tahsis edilen gelirin miktarına da itiraz ettiklerini, davacı Kurumun delilleri ve peşin sermeye değerli tablosunun tebliğ edilmediğini, bu sebeple delil ve belgelerin tebliğinden sonra cevap verme haklarını da saklı tuttuklarını savunarak dava dilekçesinde belirtilen Teftiş Başkanlığı raporu ve diğer delillerin, dava dilekçesi ekinde tebliğ edilmemiş olması sebebi ile, diğer hususlar hakkında itiraz ve cevap haklarının saklı tutulmasına, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Anonim Şirketi’nin cevap dilekçesi ibraz etmediği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda “davalı şirketler arasındaki ilişki asıl işveren ve alt işveren ilişkisi ve kurum alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, hükme esas alınan 11/10/2018 tarihli kusur heyet raporunda davalı … Enerjinin ve davalı alt işveren Doğuş İnşaatın %70 oranında kusurlu oldukları, kendi aralarındaki kusur oranlarının asıl işverenin %20 , alt işverenin ise %50 olduğu, kazalı dava dışı işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğu” gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile;
1-251.344,44 TL rücuen tazminatın onay tarihi olan 29.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine,
2-4.261,34 TL tedavi giderinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine,
3-254,10 TL cenaze masrafı giderinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili, kurum sigortalısına %30 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, davalıların %100 kusurlu olduklarını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
2.Davalı … İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi vekili, SGK’nın neye göre ödeme yaptığı hususlarına ilişkin dosyada gerekçe bulunmadığını, davalı …Ş ‘nin üst işveren olup müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunu, olayın işçinin ağır ihmal ve kusurundan kaynaklandığını, kusurun hatalı belirlendiğini, peşin sermaye değerinin miktarı husunda kurum raporunun esas alındığını ,başka rapor alınmadığını, faiz tarihlerinin hatalı olarak tahsis ve onay tarihi olarak belirlendiğini, işçinin kusurunun illiyet bağın kestiğini, tazminatın mali mesuliyet sigorta poliçe limitinin yetmemesi halinde işverenden tahsil edilebileceğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
3.Davalı … Anonim Şirketi vekili, davalı yönünden husumetten red kararı verilmesi gerektiğini, asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, baraj yapımı işinin anahtar teslimi olarak verildiğini, davalıya kusur izafe edilemeyeceğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince “davalı … AŞ.’nin faaliyet alanı olan; elektrik üretimi, abonelere perakende elektrik dağıtımı ve bu kapsamda gerekli diğer hizmetlerin yapılması işlerinden; kazalının hizmet verdiği Doğuş inşaat A.Ş tarafından yapılan işin, Doğuş Enerji Üretim AŞ.’nin koordinatörlüğünde baraj yapımı işi olup, asıl işin yardımcı iş niteliğinde bir bölümünü oluşturduğu, bu halde taraflar arasında asıl işveren – taşeron ilişkisi mevcut olup, Doğuş Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin işverenlik sıfatı ortadan kalkmadığından aralarındaki ilişkiyi asıl – alt işveren ilişkisi olarak değerlendirmek gerektiği, İş Kanunu’nun 2/6 maddesi gereğince hüküm altına alınacak tazminattan, asıl işveren olarak Doğuş Enerji Anonim Şirketi’nin kusuru bulunmasa bile sorumluluğu yoluna gitmek gerekli olduğu, davalıların düşme tehlikesine karşı korkuluk, standartlara uygun iskele veya güvenlik ağları yapılması gibi iş güvenliği tedbirlerini almadığı, kurum sigortalısının ise düşme ihtimalini göz ardı ederek çalıştığı, emniyet kemeri ve yer değiştirme aparatını kullanmadığı ve iskeleden aşağıya inerken kurum sigortalısının düşerek vefat ettiği olayda, alınan kusur raporuna göre davalılara %70, kurum sigortalısına %30 kusur verilmesi olaya uygun görüldüğü” gerekçesi ile ve istinaf nedenleri tek tek karşılanarak istinaf başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Kurum vekili özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararının bozulması istemiştir.
2.Davalı … İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararının bozulması istemiştir.
3.Davalı … Anonim Şirketi vekili,istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararının bozulması istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 12, 21/1 ve 21/4 maddeleri.
3. Değerlendirme
1)01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve 506 sayılı Kanun’un 87 inci maddesini yürürlükten kaldıran 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 12 inci maddesinin son fıkrasında (5510 sayılı Kanun md. 12/6); alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişi olarak tarif edilmiştir. Maddeye göre; sigortalılar üçüncü kişiler aracılığıyla işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumlu olacaktır.
2)4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”
3)5510 sayılı kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun alt işveren tanımı farklı olup, 5510 sayılı kanundaki tanımında daha geniş anlamda bir alt işveren kavramına yer verdiği görülmektedir.
4)Dolayısıyla 4857 sayılı Kanun’un 2/6 ıncı maddesi ile işçilerin İş Kanunu, sözleşme ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun’un 12/6 ıncı maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi hâlde, 4857 veya 5510 sayılı Kanundan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu (Y. HGK. 2021/(21)10-37 E, 2022/448 K).
5) Asıl-alt işveren ilişkisinde önemli olan asıl işverene ait “iş” kavramının hangi iş olduğudur. Asıl işverene ait olan ve alt işverenin yapacağı iş, asıl işverenin ürettiği mal ve hizmet süreci içinde veya tamamlayıcı olmalıdır.
6) Anahtar teslimi işten bahsedilmesi için; alt işverenin asıl işverenden aldığı işin, asıl işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşıması, işyerindeki üretimle ilgisinin olmaması veya asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmaması, verilen işin asıl iş yada yardımcı iş niteliğinde olmayıp, başkaca bağımsız bir iş olması gerekir. Görüldüğü gibi anahtar teslimi işte, işverenin asıl faaliyet alanı olan mal ve üretim alanı dışında bir yapım işi sözkonusudur.
7) Bir işverene ait işyerindeki üretim sürecine, başka bir işverenin dahil olması durumunda alt işverenden söz edebilmek için aranan bağlantının tespitinde işyerinde üretilen mal ya da hizmetin niteliğine bakılması gerekir. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi hâlinde, aracıdan söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2012 tarihli 2012/21-135 E., 2012/-346 K., 18.11.2015 tarihli 2015/9-3132 E., 2015/2652 K. ve 2021/(21)10-37 E, 2022/448 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
8) Dosya içeriğine göre 4628 sayılı EPK hükümleri kapsamında Artvin Barajı ve Hidroelektrik Santralı Üretim Tesisi EPDK kararı ile uygun bulunmuş ve bu karar doğrultusunda DSİ Genel Müdürlüğü ile davalı … ve Ticaret A.Ş. Arasında 10 Kasım 2009 tarihinde “Artvin Barajı ve Hidroelektrik Enerji Üretim Tesislerinin Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Anlaşma” imzalanmıştır. EPK ve ilgili mevzuat uyarınca davalı … ve Ticaret A.Ş.’ye Artvin ilinde kurulacak olan Artvin Barajı ve HES Üretim Tesisinde 49 yıl süreyle üretim faaliyeti göstermek üzere EPDK tarafından üretim lisansı verilmiştir. Bu lisansın baraj yapımını kapsadığı açıktır.
9) Sözleşmeye göre aynı adreste faaliyet gösteren davalılardan Doğuş Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş aynı adreste bulunan diğer davalı … İnşaat ve Ticaret A.Ş.’ne 06.10.2020 tarihinde Artvin Barajı ve Hidroelektrik Santralı’nın “yapım işini, bu kapsamda uygulama projelerinin hazırlanması ve inşası, teçhizatın temini, nakliyesi, gümrüklenmesi, depolanması, montajı, test edilmesi ve işletmeye alınması, enerji nakil hattının temini, nakliyesi, nakliyesi, gümrüklenmesi, depolanması, montajı, test edilmesi ve işletmeye alınması, baraj göl sahasında kalan yollar ve diğer alt yapıların deplasman işlerinin yapılması işini verdiği” anlaşılmaktadır.
10) Somut bu maddi ve hukuki olgulara göre Artvin Barajı ve Hidroelektrik Santralı yapım, işletmeye açılması ve 49 yıl işletilmesi işini üretim lisansı kapsamında Doğuş Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. almıştır. Davalının asıl işi kapsamında baraj ve hidroelektrik santral yapım işi de vardır. Davalı asıl işi kapsamındaki işin bir bölümünü aynı grup içinde yer alan diğer davalı … İnşaat ve Ticaret A.Ş.’ne sözleşme ile devretmiştir. Burada davalı …’den alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımamaktadır. Kendi asıl işini aynı grup içinde yer alan diğer davalı … İnşaat şirketine vermiştir. 5510 sayılı Kanunu’nun 12 inci maddesi kapsamında davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu açıktır. İlk derece ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesi dosya içeriğine uygundur. Bu nedenle davalıların bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
11) Diğer temyiz nedenlerine gelince; İş kazasında; davalıların düşme tehlikesine karşı korkuluk, standartlara uygun iskele veya güvenlik ağları yapılması gibi iş güvenliği tedbirlerini almadığı, kurum sigortalısının ise düşme ihtimalini göz ardı ederek çalıştığı, emniyet kemeri ve yer değiştirme aparatını kullanmadığı ve iskeleden aşağıya inerken kurum sigortalısının düşerek vefat ettiği olayda, alınan kusur raporuna göre davalılara %70, kurum sigortalısına %30 kusur verilmesinin olaya uygun olduğu, kurum zararının 5510 sayılı kanunun 21 inci maddesi kapsamında hesaplandığı anlaşılmıştır.
12) Sonuç olarak Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.