YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2747
KARAR NO : 2023/3558
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/275 E., 2023/63 K.
KARAR : Konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepleri yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili Türkiye …. Vakfının maliki olduğu, Trabzon ili, …. ilçesi, …. Köyü, 175 parsel (yeni 157 ada 8 parsel) sayılı taşınmaz üzerindeki binada “kur’an kursu” olarak kullanılması düşünülen yerin, davalı tarafından “çay ocağı” olarak kullanıldığını, müvekkili ile davalı arasında bu kullanıma ilişkin bir sözleşme bulunmayıp davalının haksız işgalci durumunda olduğunu beyan ederek; davalının müdahalesinin önlenmesini ve haksız kullanım bedeli olarak fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000,00 TL ecrimisilin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu ana taşınmaz davacı adına tapuda kayıtlı olsa dahi binadaki çay ocağı olarak kullanılan kısmın “…. Beldesi Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği” tarafından yaptırıldığını, bu konuda açtıkları tapu iptali ve tescil davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan ederek; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2014 tarih ve 2010/529 Esas, 2014/888 Karar sayılı kararıyla; müdahalenin men’ine ve ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2014 tarih ve 2010/529 Esas, 2014/888 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 15.05.2017 tarih ve 2014/22461 Esaks, 2017/2607 Karar sayılı ilâmında;
“…Dava dilekçesinde sadece ecrimisil isteği yönünden değer bildirildiği, elatmanın önlenmesi yönünden ise bir değer bildirilmediği, davacının ıslah yoluyla ecrimisil tutarını artırdığı ve artırılan ecrimisil tutarı üzerinden harç alındığı, elatmanın önlenmesinin istendiği taşınmaz değeri üzerinden harç alınmaksızın neticeye gidildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, elatmanın önlenmesi davasının taşınmaz malın aynına yönelik olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun (temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Kabule göre de, dava konusu taşınmaz üzerine yapılan binanın dava dışı dernek tarafından yeniden imar ve ihya edilerek yapıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu durumda ecrimisil hesabının taşınmazın arsa vasfı niteliği dikkate alınarak hesaplanması gerekirken üzerindeki binanın getireceği kira bedeli dikkate alınarak hesaplanması hatalıdır…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında;
“…Davacı ve davalı vekillerinin mevcut beyanlarından anlaşıldığı üzere taşınmaz tahliye edilmiştir. Ayrıca taraflar arasında imzalanan ve davalı vekilince sunulan 08/03/2021 tarihli beyan dilekçesi eklerinde “ibra ve alındı” belgelerinin sunulduğu, belgeler uyarınca davalı tarafça ödemenin yapıldığı, davacı tarafça bu hususun kabul edildiği ve borçlu davalının ibra edildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda bahsi geçen yasal düzenlemeler uyarınca somut olayımızın yapılan değerlendirmesinde, dava konusu taşınmazda müdahalenin önlenmesi talebi bakımından; taşınmazın tahliye edildiği anlaşıldığından bu talep hakkında konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına; davacının ecrimsil talebi bakımından tarafların haricen ödeme nedeniyle ibra edildiği anlaşıldığından bu talep hakkında konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Yargılama giderleri bakımından davanın açıldığı 2010 yılındaki tarafların haklılık durumu değerlendirilmiş olup davacının davayı açmakta haklı olduğu, taşınmazın ve ibranın davadan sonra gerçekleştirildiği anlaşıldığından yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir…” gerekçesiyle; Trabzon ili, …. ilçesi, …. Köyü, 175 parselde zemin katta çay ocağı olarak kullanılan yerin tahliye edildiği anlaşıldığından konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafın ecrimisil bedeli talebi yönünden ise haricen ödeme ve ibra nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacı tarafın 27.04.2015 tarihli ibranamesinde yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine yönelik talebi bulunmadığı hâlde söz konusu ibranameye ve bozma ilâmına rağmen haksız olarak yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek; usul ve yasaya aykırı hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.