Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/10460 E. 2023/935 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10460
KARAR NO : 2023/935
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1401 E., 2019/458 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan … Mevkii 2899 parsel sayılı 365,53 m2 yüzölçümündeki taşınmaz nar bahçesi vasfıyla 31.01.2017 tarihinde, … mevkii 2858 parsel sayılı 3128,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise zeytinlik ve tarla vasfıyla 30.01.2017 tarihinde tam hisse ile … adına tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Köyü 2899 ve 2858 parsel taşınmazların 12.06.2017 tarihinde yapılarak askı ilana çıkarılan kadastro çalışmalarında davalı adına tespit edildiğini, taşınmazların ham toprak vasfında olduğunu ve kullanıcısının bulunmadığını, zilyetllikle kazanma koşullarının da oluşmadığını belirterek, davalı adına olan tespitlerin iptali ile taşınmazların Hazine adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1978 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında orman sınırları belirlenmediğinden ormana yakın yerlerin tespit harici bırakıldığını , dava konusu taşınmazın daha sonra yapılan ve kesinleşen orman sınırları dışında kaldığını, taşınmazların davalı tarafından babası ile eklemeli olarak fiilen 70 yıldır kullanıldığını, taşınmazlar üzerindeki ağaçların da davalı tarafça dikildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit haritası sınırları dışında kaldığı, taşınmaz üzerinde asli orman ağaçlarının bulunmadığı orman bilirkişisinin bilimsel verilere dayalı raporunda; Taşınmazın 1954 tarihli en eski tarihli hava fotoğrafının altlık olarak kullanıldığı memleket haritasında orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan makilik vasfında olup, orman sayılmayan yerlerden olduğu yönlü tespitleri nazara alındığında taşınmazların orman olmadığı, dava konusu 2858 parsel sayılı taşınmazın , bitişiğinde bulunan parsel ile bir bütün halinde olduğu, nizasız ve fasılasız kullanımın eklemeli zilyetlik ile birlikte 30 yılı aştığı yönlü mahalli ve tutanak bilirkişilerin beyanları , taşınmazın 30 yılı aşkın bir süredir tarım arazisi olarak kullanıldığı yönlü tespitlerini içerir ziraatçi bilirkişi raporu ile ve taşınmazın en eski tarihli memleket haritasında dağınık konumda makilik olduğu, 1993 yılı hava fotoğrafından üretilen 1995 yılı memleket haritasında taşınmazın açıklık alan olarak gösterilmesi ve üzerinde zeytin ağaçlarının bulunduğu yönlü tespitleri içerir ormancı bilirkişi raporu ile desteklendiğinden beyanlara itibar edildiği , dava konusu 2899 nolu parselin de davalının babasına ait olduğu, kuru tarım arazisi ve zeytinlik olarak kullandığı, davalının taşınmazdaki zeytin ağaçlarını sökerek mandalina ve nar bahçesi haline getirdiği, daha sonra ağaçlar kuruyunca limon fidanları diktiği, taşınmazın meyve bahçesi olarak kullanmaya devam ettiği, davalının önceki zilyetlerin eklemeli zilyetliği ile birlikte 30 yılı aştığı yönlü tespit ve mahalli bilirkişilerin beyanları ,gerçeğin resmi olan hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelendiğinde, taşınmazın en eski tarihli memleket haritasında orman olarak görüldüğü, 1993 tarihli hava fotoğrafında, taşınmazın kısmen makilik olarak görülmesi hususları nazara alındığında, beyanların bu belgeler ile çeliştiği, doğrulanmadığı, bu durumda, bu taşınmazdaki imar ve ihyanın tamamlanmamış olduğu, ziraatçi bilirkişinin , bu taşınmazın 30 yılı aşkın bir süredir tarımsal alanda kullanıldığı yönlü tespitlerini içerir raporundaki kullanımın, taşınmazın tamamı için değil sadece bir kısmı için doğru olabileceği anlaşıldığından , bu haliyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ( 4721 sayılı Kanun ) 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun ( 3402 sayılı Kanun ) 14 üncü maddesindeki taşınmazın zilyetlikle kazanımı koşullarının dava konusu 2858 parsel sayılı taşınmazın açısından oluştuğu; dava konusu 2899 parsel sayılı taşınmaz açısından oluşmadığı, davalının haklarının zayi olmaması açısından taşınmazın beyanlar hanesine davalı lehine muhdesatın aidiyeti yönünde şerh verilmesinin uygun olacağı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine, dava konusu … ili, … ilçesi, … Mahallesi, 2899 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline, taşınmazın tarla vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline, 3402 sayılı Kanun’un 19/2 nci maddesi uyarınca ve 20.04.2018 tarihli fen bilirkişinin ek raporuna ekli krokide yerleri işaretlenmiş olan 14 adet limon, 16 adet mandalin, 4 adet nar ağacının …’e ait olduğuna dair şerhin tutanağın beyanlar hanesine şerh düşülmesine, dava konusu … ili, … ilçesi, … Mahallesi, 2858 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, karar kesinleştiğinde dosyanın tapu müdürlüğüne gönderilmesine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazların zilyetlikle kazanma şartlarını taşımadığını, özel mülkiyete konu yerlerden de olmadığını, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, şüpheli tanık beyanlarına itibar edilerek karar verildiğini, dava konusu 2858 parsel yönünden verilen ret kararının 2899 parsel yönünden ise şerh verilmesine ilişkin kararın kaldırılarak, davanın tamamının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; orman bilirkişi raporunda 2899 parsel üzerinde 2 adet çam ağacı olduğunun belirtildiğini, bu tespitin hatalı olduğunu, bu iki ağacın çam ağacı değil zeytin ağacı olduğunu, bu parsel üzerinde 30 yılı aşkın süredir tarım yapıldığını ve yine davalıya ait 2333 parsel ile bir bütün halinde kullanıldığını, orman kadastro çalışmasından bu yana da kullanımın 20 yıllık süreyi aştığını belirterek, bu sebepler ve resen dikkate alınacak nedenlerle 2899 parsel yönünden kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları incelemesini içerir fen ve orman bilirkişi raporunda dava konusu 2899 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının orman olduğu, ormandan yer kazanılamayacağı,özel mülkiyete konu olamayacağı, zilyetlikle kazanılamayacağı ve öncesi orman olan bu taşınmazın orman toprağı vasfını sürdüreceği kanaatine varılmakla taşınmazın orman vasfı ile hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesi gerekirken tarla vasfı ile tesciline karar verilmesi ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilen taşınmaz üzerinde beyan ve şerh verilemeyeceği kuralına aykırı olarak davalı tarafından dikilen ağaçların beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı ,dava konusu 2858 parsel sayılı taşınmazda raporlar doğrultusunda davalı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği kanaatine varılmakla 2858 parsel sayılı taşınmaz açısından davanın kabulü ile taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İstinaf yoluna Başvuran davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ( 6100 sayılı Kanun ) 353/2 nci maddesi gereğince kabulüne, … Kadastro Mahkemesinin 27.04.2018 tarihli, 2017/42 Esas ve 2018/190 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile; … ili, … ilçesi, … Mahallesi kelteli mevki 2899 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 365.53 m2 yüzölçümle orman vasfı ile davacı Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, … ili, … ilçesi, … Mahallesi belen mevki 2858 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 3128.94 m2 yüzölçümle tarla vasfı ile davacı Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, karar kesinleştiğinde kesinleşmiş gerekçeli karardan bir suretin tapu müdürlüğüne gönderilmesine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahalli bilirkişi beyanlarının zilyetliği açık şekilde ispatladığını, ziraat bilirkişisi raporunda taşınmazın imar ihya gerektirmeyen doğal tarla olduğunun belirtildiğini, taşınmazın orman sınırları dışında olduğunu, orman olup sonradan orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden de olmadığını, taşınmazın 70 yıldır kullanıldığını, taşınmaz içerisindeki ağaçların da davalı ve babası tarafından dikildiğini belirterek, bu sebepler ve resen dikkate alınacak nedenlerle bölge adliye mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361/1, 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanunu’nun 713 üncü maddesi, 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 inci maddeleri ile Geçici 8 inci maddesi, 6831 sayılı Kanunun 1 inci ve devamı maddeleri,

3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Davalının dava konusu 2858 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava konusu taşınmaza ilişkin 27.11.2017 tarihinde yapılan keşif sonrası alınan orman bilirkişi raporunda, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı, en eski tarihli memleket haritasında taşınmazın ibreli ağaç simgeli yeşile boyalı alanda kaldığı, 1954 yılı hava fotoğrafında maki formasyonuna ait bitki örtüsünün bulunduğu üzerinde ibreli ağacın olmadığı, 1995 tarihli memleket haritasında açık alanda kaldığı 1993 tarihli hava fotoğrafında taşlık – kayalık olduğu ve üzerinde yaşlı yapraklı ağaçların bulunduğu, bu ağaçların zeytin ağacı olduğu, taşınmazın eğiminin % 9 olduğu, maki formasyonuna ait bitki örtüsü bulunduğu, üzerinde asli orman ağaçlarının bulunmadığı, %12 den az eğiminin olduğu, üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici su verimini artırıcı etkisinin bulunmadığı, öncesinin orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan makilik olduğu, orman içi açıklık da olmadığı tespit edilmiş; ziraat bilirkişisi raporunda ise, taşınmazın % 50 – 60 taşlı olduğu, az kayalık olduğu, kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, 1993 tarihli hava fotoğrafında taşlık kayalık olduğu, keşif anında boş tarla olarak yeni sürülmüş olduğu, dağınık vaziyette yaşları 50 – 60 olan 2 adet aşılı zeytin ağacı ve 60 – 70 yaşlarında 1 adet harnup ağacının bulunduğu, taşınmazın imar – ihya gerektirmeyen doğal tarla olduğu ve üzerinde ağaç veya çalılığın bulunmadığı ve keşif tarihi itibariyle 30 yılı aşkın süredir tarım arazisi olarak kullanıldığı belirtilmiştir.
Her ne kadar, ziraat bilirkişisi tarafından, taşınmazın 30 yılı aşkın süredir kullanıldığı, imar ihya gerektirmeyen yerlerden olduğu belirtilmiş ise de, taşınmazın hali hazırda % 50 – 60 taşlık olduğu, az miktarda kayalık olduğu, 1993 yılı hava fotoğrafında taşınmaz taşlık kayalık olarak nitelendirilmiş olup hava fotoğrafındaki hali ile 2010 yılı ortofotodaki hali kıyaslandığında taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığına dair kanaat edinilemediği, İlk Derece Mahkemesi gözleminde de, her ne kadar keşif anında sürülü vaziyette olduğu belirtilmiş ise de, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapıldığına dair bulgunun mevcut olmadığının gözlemlendiği, dava konusu taşınmazın üzerinde yaşları yaklaşık 50 – 60 olan 2 adet deliceden aşılanmış zeytin ağacı ve 60 – 70 yaşında 1 adet harnup ağacı bulunduğu, taşınmazın yüz ölçümünün 3128,94 m2 olduğu gözetildiğinde, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun kullanımın söz konusu olmadığı anlaşılmakta olup, dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesince, davalı yönünden, zilyetlikle yer kazanma koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin davasının kabulüne karar verilerek taşınmazın tarla vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, taşınmaz üzerindeki muhdesatların yaşları gözetildiğinde, bu muhdesatların davalıya ait olduğuna dair şerh verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmış olması doğru görülmemiştir.

3. Davalının dava konusu 2899 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava konusu taşınmaza ilişkin 27.11.2017 tarihinde yapılan keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişiler, taşınmazın davacının babası tarafından tarla ve zeytinlik, harnupluk olarak kullanıldığını, babasının vefatı üzerine davalıya kaldığını ve davalının da taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarını sökerek limon, mandarin ve nar ağacı diktiğini, nar ağaçlarının da kuruması üzerine yerine limon ağaçlarını diktiğini belirtmişlerdir.
Keşif sonrası alınan orman bilirkişi raporunda, taşınmazın 20.08.1991 tarihinde kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında kaldığı, en eski tarihli memleket haritasında orman olarak gösterildiği, buna altlık olan 1954 yılı hava fotoğrafında da orman olarak göründüğü, 1990 yılı memleket haritasında ibreli ağaç simgesiyle yeşile boyalı alan olarak gösterildiği, 1993 yılı hava fotoğrafında ise orman diri örtüsünün temizlenmiş olduğu ve üzerinde 2 adet çam ağacı bulunduğu, taşınmazın eğiminin %20 olduğu, taşınmaz en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafında orman olarak görünse de kadastro tespit tarihi ile taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı kesinleşen orman kadastrosu arasında 20 yıldan fazla sürenin geçmiş olduğu belirtilmiş; ziraat bilirkişisi raporunda ise, taşınmaz üzerinde 1 yaşında 14 adet limon fidanı, 8 – 10 yaşında 4 adet nar ve 16 adet mandarin ağacı bulunduğu, taşınmazın 30 yılı aşkın süredir tarım yapılmak suretiyle kullanıldığı yönünde tespitlere yer verilmiştir.
Her ne kadar, ziraatçi bilirkişi raporunda, taşınmazın 30 yılı aşkın süredir tarım yapılmak suretiyle kullanıldığı belirtilmiş ise de, taşınmaz evveliyatı itibariyle, en eski tarihli memleket haritasında ve hava fotoğrafında orman olup kesinleşmiş orman tahdit sınırları dışında bırakıldığından, 1993 yılı hava fotoğrafları ile 2010 yılı ortofotoları kıyaslandığında, taşınmazda 30 yılı aşkın süredir tarımsal faaliyet yapıldığı ve mahalli bilirkişilerin beyanlarında belirttiği gibi taşınmazın tarla, zeytinlik ve harnupluk olarak kullanıldığı kanaatine varılamadığından, taşınmaz üzerinde, davalı lehine zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazinenin, dava dilekçesindeki talebi de gözetilerek, taşınmazın Hazine adına tarla vasfıyla tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde orman vasfıyla tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (V.C.3.1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının (V.C.3.2 – 3) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı … ‘e iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.