Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12336 E. 2023/974 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12336
KARAR NO : 2023/974
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/122 E., 2019/1018 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine ve ihbar olunan Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
İhbar olunan Orman İdaresi vekilince; bozma sonrası 17.11.2015 tarihinde yapılan 4. celsede asli müdahil olarak dava açmak için süre talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince bu yönde ara karar kurularak Orman İdaresi vekiline süre verildiği, ancak Orman İdaresince taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle bir dava açılmadığı gibi, kişi tarafından açılmış bulunan eldeki davaya da Orman İdaresinin usulüne uygun katılıma talebinde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davaya dahil edilmesinin kendisine taraf sıfatı kazandırmayacağı ve davada taraf olmayanlar hükmü temyiz etme hakkı buunmadığına göre, Orman İdaresinin temyiz dilekçesinin reddine, davalı Hazine vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Şırnak ili Merkez / … Mahallesi çalışma alanında bulunan 613 ada 3 ve 8 parsel sayılı sırasıyla 1043,45 ve 445,59 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, hali arazi olarak Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazların müvekkili olan davacının zilyetliği altında bulunduğunu ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazların davacı adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığını ileri, sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.06.2014 tarih ve 2013/28 Esas, 2014/278 Karar sayılı önceki kararı ile, bilirkişi raporları ve tanık beyanları doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, 613 ada 8 parselin 14.02.2014 havale tarihli fen bilirkişileri raporunda belirtilen ve davalı adına olan 383,761 m2’lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, 613 ada 3 parselin 14.02.2014 hakim havale tarihli fen bilirkişileri raporunda belirtilen 909,267 m2’lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 17.06.2014 tarih ve 2013/28 Esas, 2014/278 Karar sayılı önceki kararı, davacı vekili, davalı Hazine vekili ile ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafında temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) (20). Hukuk Dairesinin 26.01.2015 tarih ve 2014/8025 Esas, 2015/393 Karar sayılı ilamıyla; “İhbar olunan Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazları yönünden; Orman İdaresince taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle bir dava açılmadığı gibi, kişi tarafından açılmış bulunan eldeki davaya da Orman İdaresinin 3402 sayılı Kanunun 26/D maddesi gereğince harçlı katılımı bulunmadığı, mahkemece davaya dahil edilmesinin kendisine taraf sıfatı kazandırmayacağı ve davada taraf olmayanların hükmü temyiz edemeyeceği belirtilerek, Orman İdaresinin temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra, davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yönünden ise; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, taşınmazlar ve geniş çevresini gösterir orjinal kadastro paftasının dosya içinde bulunmadığı, orman bilirkişi raporunda memleket haritası ve hava fotoğrafında geniş paftanın çakıştırmasının yapılmadığı, taşınmazların orman ve kişi adına tesciline karar verilen bölümlerin aynı konumda bulunmasına rağmen bir kısmının orman sayılan bir kısmının ise orman sayılmayan yer olduğunun açıklandığı, ziraat bilirkişi raporunda ise zilyetlik ve imar-ihyaya ilişkin değerlendirme ve açıklamaların yeterli olmadığı belirtilerek, bu doğrultuda taşınmazların öncesinin orman olup olmadığının tespiti için eski tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi suretiyle öncesinin orman olup olmadığının belirlenmesi, orman sayılmayan yer olduğunun saptanması durumunda, taşınmazlar üzerinde imar ihya yapılmış ise hangi tarihte başlayıp tamamlandığı, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp sürdürüldüğü ve ekonomik amaca uygun olup olmadığının tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla birlikte tespit tarihinden 15-20 yıl önceki hava fotoğraflarının incelenmesi suretiyle belirlenmesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesindeki şartların var olup olmadığı konularında araştırma yapılması gereğine ve Orman İdaresinin davası ve davaya katılımı olmamasına rağmen, taşınmazların bir kısmının orman olarak tesciline karar verilmesinin isabetsizliğine” değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bilirkişi raporları, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda; dava konusu edilen yerlerin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu, davacı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne, 613 ada 8 nolu parselin 14.02.2014 havale tarihli fen bilirkişileri tarafından hazırlanan raporda davalı adına olan 383,761 M2’lik olan kısmının tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, 613 ada 3 nolu parselin 14.02.2014 havale tarihli fen bilirkişileri tarafından hazırlanan raporda 909,267 M2’lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı Hazine vekili ve ihbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların öncesinin orman olup olmadığı ve imar ihya şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarının somut ve bilimsel olarak araştırılmadan hüküm kurulduğunu açıklayarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun)14 ve 17 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. İhbar olunan Orman İdaresi vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; İhbar olunan Orman İdaresi vekili tarafından, bozma sonrası 17.11.2015 tarihinde yapılan 4. celsede asli müdahil olarak dava açmak için süre talep edildiği ve İlk Derece Mahkemesince, bu yönde ara karar kurularak Orman İdaresi vekiline süre verildiği, ancak Orman İdaresince taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle bir dava açılmadığı gibi, gerçek kişi tarafından açılmış bulunan eldeki davaya da usulüne uygun katılıma talebinde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince re’sen davaya dahil edilmesinin kendisine taraf sıfatı kazandırmayacağı ve davada taraf olmayanların hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı, önceki bozma ilamında da benzer gerekçeyle ihbar olunan Orman İdaresinin temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği anlaşıldığından, ihbar olunan Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, dava konusu yerlerin öncesinin orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacı yararına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yine hüküm kurmak için yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda en eski tarihli hava fotoğrafı üzerinde inceleme yapılmadığı gibi, bozma sonrası 2015 yılında gerçekleştirilen keşif sonrası alınan bilirkişi raporlarına bakıldığında; 07.05.2015 tarihli ziraat bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda, 613 ada 3 parselin dava konusu edilen kısmının hiç işlenmediğinin belirtildiği, üzerinde yer yer … ağaçlarının olduğunun saptandığı, 03.06.2015 havale tarihli orman ve jeodezi bilirkişi tarafından ortak düzenlenen raporda ise 613 ada 3 parsel üzerinde … ağacı olmadığının belirtildiği, her iki rapor arasında anılan parsel yönünden çelişki oluştuğu, yine aynı orman ve jeodezi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda 613 ada 8 parsel üzerinde 1973 yılı hava fotoğrafında 1-2 tane … ağacı olduğundan bahsedilmesine rağmen, daha sonra jeodezi bilirkişi … tarafından düzenlenen 01.03.2016 tarihli raporda 1973 yılı hava fotoğrafına göre 613 ada 8 parselin üzerinin yüzde 40-50 civarında … ağaçları ile dolu olduğunun açıklandığı, bu durum da yine raporlar arasında çelişki oluşturduğu; 2018 yılında yeniden keşif yapıldığı, 20.03.2019 havale tarihli orman bilirkişi raporunda en eski tarihli hava fotoğrafı üzerinde gösterim yapılması suretiyle taşınmazların durumu hakkında değerlendirme yapılmadığı, yakın tarihli hava fotoğrafları üzerinde taşınmazların durumunun gösterildiği, 17.10.2018 tarihli ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, taşınmazların imar ihya durumu ile ilgili açıklama yapılmadığı, yine jeodezi uzmanı tarafından düzenlenen 25.02.2019 tarihli raporda 1984 yılı hava fotoğrafında 613 ada 3 parselde kapalılığın olmadığı ve imar ihyanın yapıldığı belirtilmiş olmasına rağmen, daha önce alınan, yukarıda bahsedilen jeodezi bilirkişi raporunda 613 ada 3 parselin 1984 hava fotoğrafında imar ihya edilmediğinin saptandığı, ayrıca yine önceki ziraat raporunda anılan parselin hiç işlenmediğinin açıklandığı, bu durumun da parsellerin öncesindeki durumları ve nitelikleri hususunda çelişki oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle dosya bir bütün olarak göz önüne alındığında, dava konusu taşınmazlar bakımından öncesinin orman olmadığı, imar – ihya edilip edilmediği ve zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında tereddüt oluşmasına rağmen, söz konusu çelişkiler giderilmeden ve belirtilen hususlardaki tereddütler giderilmeden karar verilmesi cihetine gidilmiştir.

3. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, doğru sonuca ulaşılabilmesi için; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve üç jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıya yeniden keşif yapılmalıdır.

Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun ) 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun ) ve 5658 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun ) karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; tespit tarihinden 15-20-25 yıl önceki hava fotoğrafları dosya arasına getirtilip, dava konusu yerin 1989 yılında terör nedeniyle terk edildiği de göz önüne alınarak, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yaptırılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını açıklayan müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

4. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İhbar olunan Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.