YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10111
KARAR NO : 2023/18874
KARAR TARİHİ : 24.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/129 E., 2016/6 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında;
Hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteğinin, söylediği sözlerin katılan tarafından duyulmadığına, tanıkların beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğine, belirlenen tarihten önce duruşma açılıp tanık dinlenerek savunma hakkının kısıtlandığına, hakaretin gıyapta olduğuna, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığına ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın kaymakamlığa müracaat ederek sosyal yardım almak istediğini, sosyal yardım ve inceleme görevlisi olarak çalışan katılanın, bazı evraklarda bulunması gereken sanığın eşine ait kısımların imzalanmamış olduğunu fark ederek evrakları sanığa iade ettiği, sanığın “Ben imzalayayım ne fark eder, ben eşiyim.” dediği, katılanın sanığa eşinin imzalaması gerektiğini tekrar beyan etmesi üzerine sanığın kızarak “Sen ne saçmalıyorsun ne konuşuyorsun, ben imza atacağım, sen de işimi yapacaksın.” diyerek evrakları katılanın masasına doğru fırlattığı, katılan tarafından odayı terk etmesinin istenmesine sinirlenerek “Burası babanın yeri mi, beni kovamazsın, ka…ak.” demek suretiyle katılana hakaret ettiği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
Katılanın aşamalardaki anlatımlarının tanıklar tarafından doğrulanması karşısında, aşağıda yer alan bozma nedenleri dışında Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
1.Sanığın hazır olduğu 14.01.2016 tarihli duruşmada, yargılamanın 03.03.2016 gününe ertelenmesine karşın, 02.02.2016 tarihinde duruşma açılıp tanık dinlenilerek, sanığa haber verilmeksizin yokluğunda karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2. Tanıklar N.P. ile S.S.’nin aşamalardaki anlatımlarının birbirleriyle, yine S.S.’nin aşamalardaki anlatımının ise kendi içerisinde, hakaretin gerçekleştiği yer açısından çelişkili olması karşısında, anlatımlar arasındaki çelişkinin giderilmeye çalışılması, giderilemediği takdirde yöntemince irdelenip hangi anlatıma hangi nedenle üstünlük tanındığı açıklanıp tartışılarak, sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek, 5271 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 212 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması,
3. 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, sanığın eyleminin koridorda mı, yoksa katılana ait oda içerisinde mi gerçekleştiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenip, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekliliği,
4. (3) numaralı bentte yer alan bozma sebebine göre 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönden hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrasının gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.05.2023 tarihinde karar verildi.