YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/366
KARAR NO : 2023/3439
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/311 E., 2016/393 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/10208 Esas sayılı iddianamesi ile;
1. Sanık … hakkında sahte … belgesi kullanma suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 53 üncü, 54 üncü, 58 … ve 63 üncü maddeleri (2 kez) ile dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 …, 53 üncü, 54 üncü, 58 … ve 63 üncü maddeleri,
2. Sanık … hakkında çekte sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri (3 kez) ile dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 …, 53 üncü ve 54 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2008 tarihli ve 2006/972 Esas, 2008/238 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında üzerine atılı tüm suçlar yönünden sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile beraatine,
2. Sanık … hakkında dolandırıcılık suçu karşılıksız çek keşide etme suçuna dönüşmekle İş Bankası Alsancak Şubesinden aldığı çek karnesini kullanarak tanzim ettiği iki adet çekten dolayı Mülga 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süre ile çek hesabı açmaktan yasaklanmasına (2 kez); Finansbank, Akbank ve Denizbank çeklerinden dolayı, söz konusu çekleri tanzim etmeyip ciro etmesi ve bu çeklerin herhangi bir şekilde çalıntı veya kaybolmuş çekler olmaması nedeniyle bu çeklerle ilgili dolandırıcılık suçu sabit olmadığından beraatine; sahtecilik suçları yönünden sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile beraatine karar verilmiştir.
C. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2008 tarihli ve 2006/972 Esas, 2008/238 Karar sayılı kararının katılanlar vekili ile sanık … ve müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 02.05.2013 tarihli ve 2011/23402 Esas, 2013/8095 Karar sayılı kararı ile; sanıkların başlangıçta varolan fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek katılanlara ait firmadan, sanık … adına Tekstilbank, İzmir Şubesi nezdinde açılmış hesaptan alınma çek karnesinden keşide edilmiş iki çek yaprağını ilk siparişlerine karşılık olarak keşide edip ödeyerek … telkin ettikten bir buçuk ay kadar sonra ikinci siparişlerinde iddianamede belirtilen suça konu beş ayrı çek yaprağını vererek sonradan “ödememe talimatları” verip piyasadaki tabiriyle vadedeki karşılıklarını bulundurmayarak haksız yarar sağlamak ve bunun yanında sanık …’in 23.08.2006 tarihinde yakalandığında ele geçen üzerinde kendi fotoğrafları bulunan … … ve … … kimlik bilgileriyle düzenlenmiş, sahte oldukları 24.08.2006 tarihli ekspertiz raporu ile tespit olunan belgeleri kullanmak fiillerinin “dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia olunan somut olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.12.2004 tarih ve 173/228 sayılı kararında da açıklandığı üzere, sanıkların bankanın maddi varlıklarından olan “çekleri” katılanlara alışveriş karşılığı vererek kullanmak suretiyle “dolandırıcılık” suçlarını işlediklerinin 14.12.2006 tarihli iddianamede tavsif olunması karşısında, eylemlerinin sübutu halinde TCK’nun 158/1-f-son maddesinde tanımlanan “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri tayin ve takdir görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği nazara alınmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde kararlar verilmesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
D. Bozma üzerine, İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2016 tarihli ve 2013/311 Esas, 2016/393 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
2. Sanık … hakkında … … adına düzenlenen sahte … belgesini kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine; … … adına düzenlenen sahte … belgesini kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının f bendi, aynı maddenin son fıkrası ile 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve zincirleme resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyet yerine beraat kararları verilmesinin, sanık … hakkında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet yerine 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uygulanmadan eksik ceza tayininin, usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasına,
2. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; taraflar arasında ticari ilişki olduğuna, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına, suça konu … belgesi yönünden bilirkişi raporu ile “sahteciliğin aldatma niteliği bulunmadığı” tespiti yapılmış olmasına karşın mahkemece mahkumiyet hükmü verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıkların, fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek katılanlara ait firmadan sipariş ettikleri ayakkabılar karşılığında, sanık … adına Tekstilbank, İzmir Şubesi nezdinde açılmış hesaptan alınan çek karnesinden keşide edilmiş iki adet çeki verip ödeyerek … telkin ettikten bir buçuk ay kadar sonra ikinci siparişleri karşılığında suça konu beş adet çeki verdikleri, bu çeklere ilişkin olarak sonradan ödememe talimatları verip ödeme tarihlerindeki karşılıklarını bulundurmayarak haksız yarar sağladıkları ve bunun yanında sanık …’in 23.08.2006 tarihinde yakalandığında üzerinden kendi fotoğrafları bulunan ancak … … ve … … kimlik bilgileriyle düzenlenmiş, sahte oldukları ekspertiz raporu ile tespit olunan belgelerin ele geçirildiği, bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık …’ın savunmaları inkara yönelik olup aşamalardaki savunmalarında, dükkanını …’ye devrettiğini, onun da bazı alışverişler yaptığını, çekleri karşılıksız çıkmışsa bunun sanık …’in meselesi olduğunu, kendisinin suça konu çeklerle ve alışverişle bir ilgisinin olmadığını, üzerinden çıkan kimliklerin de sahte olmadığını, kimlik sahiplerinin dükkanında çalışacaklarını, bu kişileri sigortalı yapmak üzere kimliklerini aldığını, üzerlerinde damga olup olmadığını bilmediğini ve atılı suçlamaları kabul etmediğini, beyan etmiştir.
3. Sanık … savunmalarında, 2002 yılında sanık …’a ait işyerinde 10 gün makinacı olarak çalıştığını, sanık …’in kendisinden sigorta işlemleri için kimlik fotokopisini istediğini, kendisinin de patronu olduğundan güvenerek verdiğini, sonra patronunun tanıdığı ancak kendisinin tanımadığı birine vererek bu kişinin kendi fotoğrafını yapıştırırak Bornova Nüfus Müdürlüğünden kimlik çıkarttığını, şikayetçileri tanımadığını, sanık …’la hiçbir zaman ayakkabı dükkanı açmadığını, hiç kimseye ayakkabı siparişi vermediğini, çek keşide etmediğini ve imzalamadığını, hiç bir bankada da çek hesabı olmadığını, adına sahte kimlik çıkaran kişinin İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere 2005 yılı itibarıyla bu kimlik ile sahte çek hesapları açtırdığını, kredi kartları çıkarttırdığını, bu sahte kimlik ile gerçek kimliği arasında anne kızlık soyismi, fotoğrafı, imzası ve adreslerinin sahte olduğunu, İzmir 20. Noterliğinden çıkarttırılan 4576 yevmiye numaralı imza sirkülerindeki sahte imzalar ile İzmir Kordon Vergi Dairesine vergi numarası ile mükellef kaydı açtırıldığını, resmi kurum ve kuruluşlar ile bankaların dolandırıldığını, kendisinin bu davalardan dolayı suç duyurusunda bulunduğunu, daha sonra 2007 yılında İzmir 26. Asliye Ceza Mahkemesinde 2007/327 Esas, 14. Asliye Ceza Mahkemesinde 2008/137 Esas, 20. Asliye Ceza Mahkemesinde 2009/796 Esas, 5. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2007/356 Esas sayılı dosyalar ile davalar açıldığını ve beraat ile sonuçlandığını, kendisinin sanık değil mağdur olduğunu, dosyada tensip zaptında müdafii olarak belirtilen Av. …’ı tanımadığını ve hiç bir görüşmesi de olmadığını, beyan etmiştir.
4. Tanık … … bozma öncesinde, müdahiller … ile Sıtkı …’in vekili olduğu dönemde bir çek borcu nedeniyle haciz işlemi gerçekleştirmek için sanık …’nin işyeri olarak bildikleri İzmir’deki … Ayakkabı Mağazasına icra heyeti ile birlikte gittiklerini, işlemler yapıldığı sırada sanık …’nin olmadığını, ancak kendisini komuşusu olarak tanıtan bir kişinin, …’nin piyasayı dolandırdığını ve bir çok kişiyi mağdur ederek kaçıp gittiğini söylediğini, daha sonra gazetede büyük bir dolandırıcılık olayına karışan sanıkların resimlerini gördüğünü, resmini gördüğü şahıslardan birinin, kendisini haciz yaptıkları işyerinde sanık …’nin komşu olarak tanıtan sanık … … Üstünbaş olduğunu, beyan etmiştir.
5. 24.08.2006 tarihli teşhis tutanağı ile, katılanların ve avukatlarının yaptıkları teşhis neticesinde fuarda kendisini … olarak tanıtan kişi ile haciz esnasında katılanların avukatına kendisini …’nin dükkan komşusu olarak tanıtan ve çekleri cirolayıp katılanlara veren kişinin sanık … olduğunun kesin olarak tespit edildiği anlaşılmıştır.
6. 15.08.2016 havale tarihli bilirkişi raporu ile de, inceleme konusu nüfus cüzdanı talep belgesi, Türkiye İş Bankası Alsancak Şube Müdürlüğüne sunulmuş dilekçeler ve Altındağ Karakol Amirliğince düzenlenmiş ifade tutanağında …’ye atfen atılmış imzalar ile sanık …’ye ait karşılaştırma imzaları arasında grafolojik ve kaligrafik tanı unsurları bakımından çok önemli farklılıklar saptandığından, inceleme konusu nüfus cüzdanı talep belgesi, Türkiye İş Bankası Alsancak Şube Müdürlüğüne sunulmuş dilekçeler ve Altındağ Karakol Amirliğince düzenlenmiş ifade tutanağında …’ye atfen atılmış imzaların, mevcut karşılaştırma imzalarına kıyasla sanık …’nin eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı tespitinin yapılmış olduğu görülmüştür.
7. Mahkeme tarafından, katılanların olay tarihinde …’de kurulan CNR fuarına katıldıkları ve ayakkabı ticaretiyle uğraştıkları, fuarda daha önceden tanımadıkları iki şahsın kendileriyle ticaret yapmak istedikleri, iki şahıstan birinin kendisini … olarak tanıtıp katılanlara yüklü miktarda ayakkabı siparişi verdiği ve alışveriş karşılığında çek vereceğini söylediği, bunun üzerine katılanın babasına bu hususu danışıp kabul etmesi üzerine anlaştıkları, katılanlara verilen 90.000 YTL tutarlı ayakkabı siparişine karşılık kendisini … olarak tanıtan sanığın T. İş Bankası Alsancak İzmir Şubesinden verilmiş çek karnesinden 30.03.2006 keşide tarihli 10.000 YTL bedelli ve 30.04.2006 tarihli 13.000 YTL bedelli çekleri imzalayıp verdiği, ayrıca Finansbank Gaziosmanpaşa Ankara Şubesinden verilme 30.05.2006 keşide tarihli 10.000 EURO, Akbank Gaziosmanpaşa Şubesinden verilme 30.06.2006 tarihli 10.000 YTL, Denizbank İzmir Şubesinden verilme 30.07.2006 keşide tarihli 15.000 YTL tutarlı çekleri sahte olarak cirolayıp verdiği, söz konusu çek bedellerinin ödenmediği, katılanların avukatları aracılığıyla icra işlemlerine başladıkları, haciz için sanık …’nin işyerine gidildiğinde de sanık …’in kendisini dükkan komşusu gibi tanıttığı, … her ne kadar imza yazı incelemelerinde çeklerin üzerindeki yazı ve imzaların sanık …’in eli ürünü olmadığına ilişkin tespit yapılmışsa da katılanların huzurlarında ciro edilen çekleri kesin olarak sanıktan aldıklarını soruşturma ve kovuşturma aşamasında istikrarlı şekilde beyan etmeleri karşısında katılanların teşhisine itibar edilerek sanık …’ın nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına; her ne kadar iddianamede sanık olarak yer alan … hakkında kovuşturma yapılmışsa da diğer sanık …’in yanında bulunan fakat kimliği tespit edilemeyen faili meçhul şahısla birlikte hareket ettiği, gerçek …’nin nüfus bilgilerini kullanarak üzerine şirket kurup gerçek … adına düzenlenmiş fakat başkasına ait fotoğrafın bulunduğu sahte nüfus cüzdanıyla işlemler yaparak karşısındakileri aldattığı, gerçek …’nin dosyaya sunduğu bilgi, belge ve savunmaları dikkate alındığında atılı suçlarla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı kabulü ile beraatine ilişkin temyiz incelemesine konu hükümler verilmiştir.
8. Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken adli para cezasının tayininde suçtan elde edilen menfaat tutarına esas alınan miktarın 20.000 TL olduğu anlaşılmıştır.
9. Suça konu … belgeleri ile çek asıllarının dosyada delil olarak saklanmasına karar verildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
A. Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden
1. Sanık … Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmüne İlişkin Olarak Yapılan İncelemede
a. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
b. 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52 nci maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde belirlenmesi gerektiği halde; somut olayda, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi dikkate alınmadan uygulama yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik adli para cezası tayin edilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Sanık … Hakkında Verilen Beraat Hükmüne İlişkin Olarak Yapılan İncelemede
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Sanık … Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü ile Sanık … Hakkında Verilen Beraat Hükümleri Yönünden Yapılan İncelemede
Sanıklara yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan bozma öncesinde sorgularının yapıldığı sanık … yönünden 08.03.2007, sanık … yönünden 20.02.2008 tarihlerinden inceleme konusu hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yargılamaya devamla sanık … hakkında mahkumiyet ve sanık … hakkında beraat hükümleri verilmesi nedeniyle sanıklar hakkında verilen hükümler, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Bilişim Sistemlerinin Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2016 tarihli ve 2013/311 Esas, 2016/393 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2016 tarihli ve 2013/311 Esas, 2016/393 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımları nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.