Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/162 E. 2023/1711 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/162
KARAR NO : 2023/1711
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/598 E., 2022/1526 K.
vekili Avukat …

HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/226 E., 2019/481 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile eşinden ölüm aylığı bağlanan davacıya babasından dolayıda bağlanan ölüm aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasının 25.04.1987 yılında vefat ettiğini, eşinin vefat etmesinden sonra sonra yaptığı müracaat nedeniyle davacı adına kurumca babası … ‘a ait … bağ no üzerinden ve eşi … üzerinden … SSK sicil numarası ile ölüm aylığı bağlandığını, 2018 yılında davalı kurum tarafınadn müvekiline iptal edilen ölüm aylığından 19.262,84 TL borç çıkarıldığını, ölüm aylığının iptal gerekçesinin ise müvekilinin eşinin ve babasının aldığı maaşın her ikisinin asgari ücretin üzerinde olması gerekçe gösterildiğini, davalı kurumca ölüm aylığının haksız yere kestiğini belirterek davacının iptal edilen dönemde babası üzerinden maaşa müstahak olduğunun ve kesildiği tarih itibarıyla müvekkiline tekrar maaş bağlanması gerektiğinin tespitini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkil kurum aleyhine açılan davanın usul ve esas yönünden haksız olduğunu, müteveffa sigortalısı …’ın dosyasının incelenmesinde, sigortalının 25.04.1987 tarihinde öldüğünün tespit edildiği, kurumca hak sahibine bağlanan ölüm aylığının tespit edilen asgari ücret tutarının üstünde olmasından dolayı iptal edildiğini, müvekkil idareinin yapmış olduğu işlemlerin yasal olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin özetle: “Davanın kabulü ile, davacı … T.C. kimlik numaralı …’in babası … ‘tan dolayı 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu kapsamında ölüm aylığına müstehak olduğu ve ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması gerektiğinin tespitine, Davacının babasından dolayı almış olduğu Bağ-kur ölüm aylıkları yönünden davalı kuruma herhangi bir borcu bulunmadığının tespitine, davalı Kurumca çıkarılan borç sebebiyle davacının aylıklarından dava tarihine kadar kesilmiş olan 2.391,00TL nin davacıya iade edilmesi gerektiğinin tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacının eşinden aldığı aylık brüt asgari ücretin üzerinde olduğundan, aylık kesilmesi işleminin yerinde olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Davacıya eşi … ‘den dolayı 01.01.1991 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlandığı, davacının eşinden dolayı SSK’ndan ölüm aylığı almakta iken 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olan babasının 1987 tarihinde öldüğü ve bu tarihte davacının evli olduğu ve babasından dolayı ölüm aylığı alma hakkı bulunmadığı ancak 4956 sayılı Kanun’un 26 ıncı maddesi ile 1479 sayılı Kanun’un 46 ıncı maddesinde yapılan düzenleme sonucu, kız çocuklarının ölen babalarından veya annelerinden ölüm aylığından yararlanabilmeleri için muhtaç olma şartının kaldırıldığı ve muhtaçlık yerine başka sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında çalışmama veya bu çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama şartının getirildiği, 18 yaşını dolduran ve bekar olan ve evli olmakla birlikte boşanan veya eşi ölen kız çocuklarının babalarından veya annelerinden dolayı ölüm aylığından yararlanmak için, Bağ-Kur kapsamı dışındaki sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında almakta olduğu ölüm-yetim aylığının asgari ücretten düşük olup olmadığına bakılmaksızın sadece diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında çalışmama veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almamayı yeterli olarak kabul edildiği, davacının herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşu kapsamında çalışmadığı ve kendi çalışmasından dolayı buralardan gelir veya aylık almadığı, davacının vefat eden babası …’ın ölüm tarihinde evli olması nedeni ile ölüm aylığından yararlanmayacağı gibi eşinden dolayı SSK’dan ölüm aylığı alması nedeni ile 4956 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar da babasından dolayı ölüm aylığı bağlanmasının mümkün bulunmadığı ancak 4956 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.09.2003 tarihinden itibaren ölüm aylığından yararlanabileceği ancak babasından dolayı ölüm aylığı bağlanması için kuruma yazılı olarak başvurduğu 16.12.2004 tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.2005 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması ve bu aylığının kesintisiz olarak devam ettirilmesi ve aksi yöndeki kurum işleminin iptal edilmesi gerektiği, dolayısıyla davalı kurumca davacı yönünden hesaplanan 19.262,84 TL’nin yersiz ödeme olmadığı, davacının hak ettiği ölüm aylığı olduğu ve davacıdan geri istenilemeyeceği, söz konusu borç nedeni ile davacının maaşından yapılan kesintilerin davacıya iade edilmesi ve aksi yöndeki kurum işleminin iptali ile davacının aylıklarından dava tarihine kadar kesilen 2.391,00 TL’nin davacıya iadesi gerektiği, sonuç olarak yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacının eşinden aldığı aylık brüt asgari ücretin üzerinde olduğundan, aylık kesilmesi işleminin yerinde olduğunu, bam kararının kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
479 sayılı Kanun’un 4926 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesi ile değiştirilen 46 ıncı maddesinin 2 inci fıkrasının “Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının ( c ) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” hükmü ile yine 1479 sayılı Kanun’un 4926 sayılı Kanun’un 23 üçüncü maddesi ile değiştirilen 45/c maddesinin “on sekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmi beş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25’i,” oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir.

Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacının eşi 4/1-a kapsamında sigortalı iken 01.01.1991 tarihinde vefat ettiği, davacıya eşinden dolayı aylık bağlandığı, babasının ise 1479 sayılı Kanuna tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 25.04.1987 yılında vefat ettiği ve davacının talebi üzerine 4/b aylık bağlandığı, 2013/26 sayılı genelge gereği babasından almakta olduğu ölüm aylığının 01.01.2012 tarihi itibariyle iptal edildiği ve yersiz ödenen aylıklar yönünden borç tahakkuk ettirildiği, 4956 sayılı Kanun ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2 inci madde hükmünde yer alan ” bu Kanun ile diğer Sosyal Güvenlik Kanunları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine “aylık bağlanır” şeklinde düzenleme gözetildiğinde her iki aylığa hak kazandığı anlaşılmaktadır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.