YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12268
KARAR NO : 2023/19475
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/323 E., 2016/51 K.
SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme, trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bergama Asliye Ceza Mahkemesinin 08.05.2013 tarihli ve 2012/628 Esas, 2013/710 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 62 nci ve 52 nci maddeleri gereğince 8.840,00 TL adli para cezası, görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan aynı Kanun’un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaleti ile ikinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Sanığın denetim süresi içerisinde suç işlediğinden bahisle yapılan ihbar üzerine;
Bergama 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2015/323 Esas, 2016/51 Karar sayılı ilamı ile açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanarak sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri gereğince 8.840,00 TL adli para cezası, görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan aynı Kanun’un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaleti ile ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci maddelerinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi gereğince 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteminin özetle; sanığın lehine olacak hususların değerlendirilmediği, denetim süresi içerisinde işlenen suça ilişkin mahkemece inceleme yapılmadığı, Yerel Mahkemenin kararının Anayasa’nın 138 nci maddesine aykırı olduğu bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. GEREKÇE
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre tebligat çıkarılıp çıkarılan tebligatın iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek merci tarafından tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; Bergama Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/628 Esas, 2013/710 Karar sayılı ilamı ile sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin gerekçeli kararın; sanığın en son bildirdiği adresten farklı bir adrese tebliğe çıkartıldıktan sonra bildirdiği en son adres ile aynı olan (MERNİS) adresine doğrudan aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulünce kesinleşmediğinin ve denetim süresinin başlamadığının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de, bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasının koşullarının bulunmadığı gözetilerek, Mahkemece verilen 17.02.2016 tarihli, 2015/323 Esas, 2016/51 Karar sayılı hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası, aynı Kanun’un 265 inci ve 179 uncu maddelerinin üçüncü fıkrası delaleti ile ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türleri ve üst sınırlarına göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin, dava zamanaşımını kesen son işlem olan, sanığın sorgusunun yapıldığı 01.03.2013 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.