YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/73
KARAR NO : 2023/2754
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2115 E., 2022/1452 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/623 E., 2019/862 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; eşinin emekli albay olduğunu, eşinin evlendikten sonra mesleği gereği ülkenin birçok ilinde görev yaptığını, onu yalnız bırakmamak için zor şartlar altında hep yanında olduğunu, mesleğinden bile vazgeçtiğini, eşinin çalışmasını istemediği için çalışmadığını, üç … önce evden ayrıldığını, bu tarihten bu yana eşinden tek bir kuruş para almadığını, annesinin evinde annesi ve kız kardeşi ile birlikte yaşadıklarını, erkeğin asabi, geçimsiz ve asosyal kişilik yapısı nedeniyle en … tartışmada bile eşi tarafından büyütülüp kavgaya dönüştüğünü, sorunların artık başa çıkılmaz hale geldiğini, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olayların ise eşinin kalp ameliyatı olduğu 2015 yılından itibaren artarak başladığını, 2015 yılında eşinin ameliyat olduğunu, yanından hiç ayrılmadığını, eşinin hastalığın kendisinden kaynaklandığını söyleyerek kendisine psikolojik şiddet uyguladığını, ameliyat sonrasında fikirlerine ve görüşlerine değer vermediğini, kendisine saygı göstermediğini, sosyal bir aktiviteye katılmasına tepki gösterdiğini, eşinin ailesinin kendisi hakkında kötü söylemler ve saçma sapan suçlamalar ile erkeği doldurduğunu, bu yüzden eşinin ailesine gitmek istemediğini söylediğinde erkeğin kendisini bir odaya kilitleyerek 15 gün boyunca odadan sadece ihtiyacını giderler için çıktığını, yaptığı yemeklerden yemediğini, kendisiyle iletişime girmediğini, o gece eşini kişisel eşyalarının ve eşinin şahsi tabancasının bulunduğu dolabı karıştırırken bulduğunu, silahını aradığını anladığını, annesinin de beraberinde olduğunu, sabaha kadar uyuyamayıp birkaç eşyasını alıp evden ayrıldığını belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, kadın lehine aylık 2.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiş ise de 24.09.2018 tarihli dilekçesi ile de kadın lehine 30.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, müvekkilinin dolabında hiçbir zaman ütülü bir gömlek dahi olmadığını, kirlenen çamaşırların ortalama 20-30 gün arasında yıkandığını, evde örümcek ağlarının olduğunu, evde kedi bulunması ve yeteri kadar temizlik yapılmamasından ötürü eve gelen misafirleri rahatsız olmaya başladığını, müvekkilinin 2015 yılında üç ana kalp damarının tıkalı olması sebebiyle kalp ameliyatı olduğunu, bu süreçte kadının müvekkili ile ilgilenmek istemediğini, müvekkilinin arkasından konuştuğunu ve toplum içinde … düşürdüğünü, sıkça küfür ettiğini ve sürekli bağırarak konuştuğunu, “koca parası yemek güzelmiş, çalışmayacağım” dediğini, “sen adam mısın, adam olsaydın da” gibi … düşürücü ithamları olduğunu, taraflar arasındaki cinsel münasebetin de sona ereli çok zaman geçtiğini, kadının evlilik sürecinde sadakat yükümlülüğünü ve yardım yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kadının ağır kusurlu olması nedeniyle nafaka taleplerinin reddi ile dava dilekçesindeki her bir talebinin ayrı ayrı reddine, karşı davalarının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, müvekkili lehine fazlaya ilişkin maddî tazminat talep haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların evlilik birlikteliğini devam ettirmelerinin mümkün olmadığı, evlilik birliğinin temelinden yıkılıp çekilmez bir hal aldığı, erkeğin var olan sorunlarını çözmek yerine kendisini odaya kilitleyip diyalog kurmadığı, eşinin de kendisi olmaksızın sosyalleşmesine izin vermediği, baskıcı bir tutum sergilediği, kadının çalışmak istemesine rağmen çalıştırılmadığı iddia edilmiş ise de bu durum kesin ve net olarak ispatlanamadığı, erkekte eşinin toplum içinde uygunsuz davrandığı, evin devamlı pis olduğunu, evde çamaşır yıkanmadığını, yemek yapılmadığı, eve kedi alınması sebebiyle bundan kaynaklı evde pislik olduğu, kalp ameliyatı olduğunda kendisine bakılmadığını iddia etmişse de bu durumlarda kesin ve net olarak ispatlanamadığı, bunun yanı sıra kadının da eşinin ailesinin yanında kavga ettiklerinde “sizin psikopat kardeşinizi çekiyorum siz de beni çekeceksiniz” diyerek aşağılayıcı bir söz söylediği, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafta kusurlu ise de erkeğin daha ağır kusurlu olduğu, kadının manevî tazminat istemekte haklı olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, kadın lehine aylık 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 20.000,00 TL manevî tazminata, kadının maddî tazminat talep haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı kadın vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının düşük olduğunu, davalının emekli albay olduğunu, emekli maaşının yanı sıra OYAK’… kar payı aldığını belirtmiş, hükmün talebe uygun olarak düzeltilmesine ve yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini gerektiğini belirterek kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, yoksulluk nafakasının miktarı yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2.Davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının düzenli iş hayatı olmaması ve çocuk sahibi olmaması nedeniyle içe kapandığını, davalının sırf mutlu olması için eşine kedi aldığını, davacının bundan sonra ev ile ilgilenmemeye, üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemeye başladığını, kedinin birincil öneme sahip olduğunu, evin temizliğini ihmal ettiğini, ütü yapmadığını, davalı için yemek hazırlamadığını, davalıyı sağlık sorunlarında ve zorlu dönemlerinde yalnız bıraktığını, erkek yoğun bakımdayken kedisini veterinere götürdüğünü, erkeğin sağlığı için zararlı olmasına rağmen kediyi evde tutmaya devam ettiğini, erkek hakkında aşağılayıcı sözler söylediğini, hakaret ettiğini, belirlenen fahiş nafaka nedeniyle davalının geçimini temin edemez hale geldiğini, davalının emekli maaşının 6.674,00 TL olduğunu, konut kredisi borcu olduğunu, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kusur belirlemesi, kadını kabul edilen davası, kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile manevî tazminat, erkeğin manevî tazminat talebinin değerlendirilmemesi yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğuna ilişkin kusur belirlemesinin … ve maddî gerçeğe uygun olduğunu, asıl davanın ve karşı davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığını, diğer yandan tarafların kusur dereceleri, ekonomik ve sosyal durumları, kadının ihtiyaçları, boşanmakla yoksulluğa düşmesi, mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelenmesi nedeniyle kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakası ile manevî tazminata hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı, yine tedbir ve yoksulluk nafakası ile manevî tazminatın miktarları da tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilik süresi, yaşları ve tazminata esas fiillerin niteliği dikkate alındığında hakkaniyete uygun olduğu, buna karşın erkeğin manevî tazminat talebinin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, bu konudaki istinaf talebinin kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararına erkeğin ağır kusurlu olması nedeniyle manevî tazminat talebinin reddine ibaresinin eklenmesi gerektiği, bunun yanı sıra İlk Derece Mahkemesince kadının maddî tazminat talebinin saklı tutulmasına karar verilmesi yanlış ise de kadın bu konuda istinaf talebinde bulunmadığından hataya değinilmekle yetinildiği gerekçesiyle erkeğin manevî tazminat talebinin değerlendirilmemesi konusundaki istinaf talebinin kabulüne, kadının tüm istinaf taleplerinin, erkeğin diğer istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesini tekrarla müvekkilin evlilik birliğinden … tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, evlilik birliğini sarsıcı, devam etmesine engel olan hiçbir fiilde bulunmadığını, buna karşın kadının gerek evlilik birliği içerisine imkanı ve mesleği varken hiçbir maddî katkı sunmadığı, gerekse bir eş olmanın yüklediği sorumlulukları manevî olarak yerine getirmediği, bilhassa erkeğin 2015 yılında geçirdiği hayati bir operasyon neticesinde hiçbir manevî destekte bulunmayarak müvekkilin psikolojisinin bozulmasına neden olduğu, tüm bunlar ışığında kadının boşanma sürecinde daha ağır kusurlu olduğunun sabit olduğunu, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin kurduğu hükmün hukuka uygun olmadığını belirterek kusur belirlemesi, kadının kabul edilen davası, kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ve tazminat ile reddedilen tazminat talebi yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, açılan boşanma davalarında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının davasının kabulünün gerekip gerekmediği, hükmedilen nafakalar ve tazminat talepleri noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 175 … maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 … maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.