Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13476 E. 2023/2457 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13476
KARAR NO : 2023/2457
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3840 E., 2022/2015 K.
vekili Avukat …

KARAR : Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/39 E., 2020/352 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurumca 5510 sayılı Kanun’un geçici 68 inci maddesine yer alan teşvik hükümlerinden yersiz faydalandırıldığı gerekçesi ile resen tahakkuk ettirilen borcun iptali ile Kuruma yersiz ödenen tutarın iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı kurum tarafından 2016 Ocak ve Aralık arasındaki işçi yol yardımlarının pirime esas kazanca dahil edilmediği gerekçesi ile asgari destek iptal cezası kesildiğini, 29.11.2018 tarihinde kesilen 234.667,78TL cezanın ödendiğini, yol yardımının kapsam dışı olduğunu, nakit veya ayni ödenmesinin sonucu etkilemeyeceğini, kurum işlemlerinin yasal olmadığını ileri sürerek asgari destek iptal cezasının iptaline, davacının borçlu olmadığının tespiti ile ödenen 234.667,78 TL’nin yasal faizi ile iadesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile, davacı işyerinde Rehberlik ve … Grup Başkanlığı tarafından tutulan 18.10.2018 tarih ve 209813/14/İR/14 sayılı rapora istinaden işyerinde 2016/Nisan ve Mayıs aylarındaki sigortalıların yol yardım tutarlarının Prime Esas Kazanca dahil edilmediği tespit edildiğinden 2016/04-05 aylara ek aylık prim ve hizmet belgeleri işyerinden 13.11.2018 tarih 15271259 sayılı yazıları ile talep edildiğini, ve işveren 29.11.2018 tarih ve 16202381 sayılı dilekçe ekinde düzenleyerek kurum vermesi ve işleme konulması neticesinde toplam 1.289,09 TL prim, işsizlik ve gecikme zammı tahakkuk ettirildiğini ve işverenin APHB belgelerini kendiliğinden düzenleyip vermesi nedeniyle borç tebliğ edilmediğini ve borcun 30.11.2018 tarihinde yatırıldığını, işverenin 2016/Nisan ve Mayıs aylarında çalışanların prime prime esas kazanlarını eksik bildirmesi nedeniyle 10.02.2016 tarih ve 2016/04 sayılı genelge gereği 2016 yılında almış olduğu asgari ücret destek primleri iptal edilerek ek tahakkuk oluşturulan prim ve gecikme zammı borcunun işverene 21.11.2018 tarih ve 15731795 sayılı yazı ile 26.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı işverenin 18.12.2018 tarihli itiraz dilekçesi ile kuruma itiraz ettiğini, işverenin itiraz dilekçesinin 14.01.2019 tarih komisyon kararı ile reddedilerek 08.01.2019 tarih ve 355545 sayılı yazı ile işverene 14.01.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın konusunun yol yardımının prime esas kazanca dahil edilip edilmeyeceği noktasında toplandığını, 5510 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinde hangi yardım ve ödemelerin sigorta primi kesintisine tabi tutulmayacağının tek tek belirtildiğini, yol parasının işçiye ödenen ek ücret olduğunu, ücret olduğu için de prime esas kazanca dahil edilerek üzeriden prim kesilmesi gerektiğini, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini istediğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 1 01.10.2020 tarihli ve 2019/39 Esas, 2020/352 Karar sayılı kararıyla; Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2014/28267 esas, 2016/3697 karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2016/11831 Esas, 2018/1876 Karar sayılı ilamları ile yol yardımı aynı yardım kapsamında değerlendirilmekte ve bu yardımların aynı veya parasal olarak yapılmasının bir öneminin bulunmadığı kabul edilmekte olup Yargıtay uygulaması gereği yol yardımının prime esas kazanca dahil edilemeyeceği, bu yöndeki kurum işleminin yasal olmadığı, yol yardımının prime esas kazanca edilmemesi nedeniyle asgari ücret desteğinin iptal edilmesinin yasal olmadığı kanaatine varılarak davanın kabulü ile davacı şirketin 2016 yılı asgari ücret desteğinin iptaline ilişkin kurum işleminin iptaline, davacının asgari ücret desteğinin iptal edilmesinden dolayı kuruma borçlu olmadığının tespiti ile davacı tarafından ödenen 234.667,78 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak davacı tarafa ödenmesine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2020/2382 Esas, 2022/84 Karar sayılı kararıyla; “…. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinin “Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.” hükmü ile prime esas kazanca dahil edilmeyecek ödemeler belirtildikten sonra (c) bendinde “(b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. …” hükmüne yer verilerek, (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında yapılan tüm ödemelerin prime esas kazanca dahil olduğu hüküm altına alınmıştır.

Hal böyle olunca, dava konusu olan 29.11.2018 tarihinde kesilen 234.667,78 TL cezanın, davacı tarafından yapılan yol yardımı ödemelerinin anılan istisnalar kapsamında bulunmadığı ve prime esas kazanca dahil olduğu gözetilerek, İlk Derece Mahkemesinin verdiği kararın yerinde olduğu anlaşıldığından davalı SGK’ nın bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiş ve HMK’ nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca esastan reddine,” dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli ve 2020/2382 Esas, 2022/84 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 11.05.2022 tarihli ve 2022/1936 Esas, 2022/6906 K. sayılı
Kararında; “….dava konusu olan 29.11.2018 tarihinde kesilen 234.667,78 TL cezanın, davacı tarafından yapılan yol yardımı ödemelerinin anılan istisnalar kapsamında bulunmadığı ve prime esas kazanca dahil olduğu gözetilerek, İlk Derece Mahkemesinin verdiği kararın yerinde olduğu anlaşıldığından davalı SGK’ nın bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir…” şeklindeki gerekçe ile yapılan istinaf talebini reddetmek suretiyle ilk derece mahkemesi gerekçesinin tam aksi gerekçe ile istinaf talebinin esastan reddine karar vererek çelişkili, infazı kabil olmayan bir hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı sair hususlar incelenmeksizin bozulmalıdır..” denilerek karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “….Somut olayda; davanın konusu davalı işverenin çalıştırdığı işçilere yönelik 2016 /4-5 dönemlerinde yol yardım tutarlarının prime esas kazanca dahil edilmemesinden kaynaklı olarak, asgari ücret desteğinin iptal edilmesi ve bu kapsamda Kuruma ödenen 234.667,78 TL’nin iadesine ilişkindir. 506 sayılı Kanun döneminde yol yardımı miktarları prime esas kazanca dahil değilken, 5510 sayılı Kanun’un 80 inci maddesi uyarınca yol yardımı prime esas kazanca dahildir. Daha önce alınan bilirkişi raporunda dayanak Yargıtay ilamı 506 sayılı Kanun dönemine ilişkin olduğundan iş bu dosya için emsal teşkil etmediği açıktır. Yukarıda belirtilen Yargıtay ilamı uyarınca da 5510 sayılı Kanun döneminde yol yardımı tutarları prime esas kazanca dahil olduğundan Kurum işlemleri yerinde olduğundan davanın reddine dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; esasen bozma öncesi verilen kararın hukuka uygun ve yerinde olduğunu davalı Kurum işleminin hatalı olup iptali ile ödenen tutarın iadesi gerektiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurumca 5510 sayılı Kanun’un geçici 68 inci maddesine yer alan teşvik hükümlerinden yersiz faydalandırıldığı gerekçesi ile resen tahakkuk ettirilen borcun iptali ile Kuruma yersiz ödenen tutarın iadesi gerekip gerekmediği hususlarındadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 68 inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.