Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6564 E. 2023/1521 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6564
KARAR NO : 2023/1521
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/3723 Esas – 2021/1354 Karar DAVACI
SAYISI 2017/668 E. – 2018/877 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında İstanbul 29. Noterliğinin 20.06.2013 tarihli ve 106371 ve yevmiye nolu 10546 sayılı finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmeye istinaden davalıya 2013 Model, 34-00-13-12472 plakalı, Hitachi Marka paletli ekskavatör satın alınarak ve zilyetliği davalıya devredilerek, finansal kiralama yoluyla kiralandığını, kira ödemelerinin de bir plana bağlandığını, ancak bir süre sonra davalının kira ödemelerinde temerrüde düştüğünü, Beyoğlu 40. Noterliğinin 22.02.2016 tarihli ve 00872 yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek; geciken 20.978,28 TL kira, sigorta borçları ile temerrütlerinin 60 gün içerisinde ödenmesi aksi halde sözleşmenin feshedilmiş olacağı, fesih ile birlikte kiralanan malların 5 gün içerisinde finansal kiralama şirketine iadesi gerektiğinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen ödemede bulunulmadığını, sözleşmenin feshedildiğini, borçlar ödenmediği gibi, finansal kiralamaya konu malların da iade edilmediğini, kiralamaya konu malın teslim alındığı şekilde geri iadesi borcunun doğduğunu ileri sürerek kiralamaya konu malın aynen teslimine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 24 üncü maddesinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazlarının olduğunu, borç ve faiz miktarlarını kabul etmediklerini, davacının İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/703 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir kararı kapsamında davaya konu paletli ekskavatörü yediemin sıfatı ile teslim aldığını, müvekkilinin kira borcunun bulunmadığını, kira ödemelerinin ve sigorta gibi sair ödemelerin tamamının eksiksiz olarak yapıldığını, buna rağmen davacı tarafından fesih ihtarnamesi gönderildiğini, geçersiz fesih ile davaya konu malların iade alınmasının yasalara aykırı olduğunu, ihtarnamede 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun 31 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak kira ödeme planı borçları dışında kalan sigorta borcu ve temerrüt faizi alacaklarının da haksız olarak ihtarnamede yer aldığını, bu aykırılıklar nedeniyle de feshin geçersiz olduğunu, malın iade talebinin reddinin geciktiğini, fesih ihtarnamesinde, finansal kiralama bedelleri dışında, sigorta ve temerrüt faizi gibi başkaca ödeme talepleri de olduğundan ihtarnamenin ve feshin geçersizliği nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında aynı mahiyette 3 ayrı sözleşmenin bulunduğu, her üç sözleşmenin 16. maddesi uyarınca davalı tarafça yapılan ödemelerin hangi borçlarına mahsup edileceğinin kendi tekellerinde olduğu bu nedenle ödemenin eksik olduğu buna göre de iade şartlarının oluştuğunu belirtilmiş ise de sözleşmenin 16. maddesinde dile getirilen hususun her sözleşmenin bağımsız olması ve her bir sözleşmedeki 16. madde hükmünün münhasıran o sözleşme nedeniyle yapılan ödemelerin ana para borcu, sigorta giderleri veya işlemiş faiz kısımlarına ilişkin olabileceği, bu hükmün diğer sözleşmelerden veya davacı ile davalı kiracı arasındaki doğan ilişkilerden kaynaklanan başkaca alacakları yönünden dilediğine mahsup etme yetkisi vermediği, bu nedenle bilirkişi raporunda doğru bir şekilde tespit ve davacı tarafça zimmi ikrar ile kabul edilen, davalının davaya konu 10546 nolu sözleşme nedeniyle gecikmiş ana para veya kira bu anaparaya işlemiş faiz, sigorta vs. masraflarına ilişkin bir borcu bulunmadığından, davacının davalıya ihtarnameyi çektiği tarih itibariyle bu sözleşmeden kaynaklı alacağı bulunmadığı, bu nedenle de davacının 6361 sayılı Kanun’un 31 inci maddesindeki hakları kullanma ve iade şartlarının oluşmadığı, 08.02.2017 ihtarname tarihi itibariyle davaya konu 10546 nolu sözleşmeden dolayı davacının davalıya her hangi bir borcunun olmadığı, aksine bu sözleşme numarası belirtilerek yapılan havalelerde fazladan ödemelerin bulunduğu, bu haliyle borçtan dolayı davacının davalının 10546 nolu sözleşmesini fesih ile kiralananın geri almaya ilişkin yapmış olduğu ihtarın hükmünün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili arasında işbu dava konusu sözleşmeden başka 10853 ve 10386 sayılı iki adet daha finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, İlk Derece Mahkemesince 08.06.2018 tarihli bilirkişi raporuna itibar ederek davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, dava konusu 10546 sayılı finansal kiralama sözleşmesinin 16/d maddesinin “…ödemelerin kiracının hangi borçlarına mahsup edileceğini, mahsubun tarzını, sırasını tayin münhasıran kiralayana aittir.” şeklinde düzenlendiğini, davalı tarafça yapılan ödemelerin yalnızca bu sözleşmeye ilişkin olduğu dolayısıyla sözleşmeden kaynaklı borcunun kalmadığı yönündeki iddiasının yersiz olduğunu, davalının sözleşme imzalarken sözleşme içeriğinde var olan bir maddeyi bilmediğini ileri süremeyeceğini, basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı kiracı tarafından 10546 sayılı finansal kiralama sözleşmesinin taksiti açıklaması ile banka aracılığıyla yapılan ödemelerinin davacı kiralayan tarafından yine taraflar arasında imzalanan 10853 ve 10386 sayılı iki adet finansal kiralama sözleşmesi borçlarından mahsup edilip edilemeyeceğinden kaynaklandığı, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı tarafça yapılan ödemelerin her iki tarafın kayıtlarında da yer aldığının tespit edildiği, davacı vekilinin sözleşmenin 16/d maddesine göre kendisine yapılan ödemeleri diğer sözleşmelerden kaynaklanan borçlara mahsup etme yetkisi verdiğini ileri sürdüğü, davaya konu 10546 sayılı finansal kiralama sözleşmesinin “Kiralama Bedellerinin Ödenmesi ile İlgili Usul ve Esaslar” başlıklı 16. maddesinin (d) bendinde, “Ödemelerin, KİRACI’nın hangi borçlarına mahsup edileceğinin, mahsubun tarzını, sorasını tayin münhasıran KİRALAYANA aittir.” hükmü bulunmakta ise de sözleşme maddesinin ancak davalının ödemelerinin 10546 sayılı sözleşmeden doğan farklı borçlardan (ödenmeyen önceki taksit, sigorta primi, hasara uğramışsa hasar bedeli vs) mahsup imkânı verebileceği, ancak taraflar arasındaki farklı sözleşmelerden doğan borçlardan mahsup imkânı tanımadığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere mali yönden sıkıntıya düşen davalı kiracının üç ayrı sözleşmeden doğan borçlarını tümüyle ödeyememesi halinde finansal kiralama yoluyla sahip olabileceği mallardan tercih edeceği bir ya da ikisini gözden çıkararak tercih edeceği kiralama konusu malın birinin mülkiyetini edinmek yolunu seçebileceği, bu durumda davalı kiracının ihtarnamenin tebliği ile verilen 60 günlük sürenin sonunda ödenmemiş borcunun bulunmadığı bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden fesih ve iade koşulları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının dava konusu sözleşme dışında taraflar arasında imzalanan diğer iki finansal kiralama sözleşmesinden dolayı da temerrüde düştüğünü, davalı ile imzalanan her üç sözleşmenin 16. maddesinde kiracı tarafından yapılan ödemelerin kiracını hangi borcuna mahsup edileceğinin mahsubun tarzının ve sırasının yalnızca kiraya verene ait olduğunun açıkça düzenlendiğini, müvekkilinin dilediği sözleşmedeki dilediği ödeme planına mahsup etme yetkisine sahip olduğunu, davalı şirketin sözleşme içeriğindeki bu madde ile ilgili olarak basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunun davalı taraf adına değerlendirme yapılırmışçasına hazırlandığını, müvekkili şirketin her bir sözleşmeye ilişkin ticari kayıtları incelenmesi gerektiği yönündeki bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, davalı şirkete toplam borcunu bildirir ihtarname çekildiği ve temerrüde düşen davalı tarafından ödeme yapılmadığından taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiği halde eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesi uyarınca yapılması lazım gelen kira ödemeleri ve sigorta gibi sair ödemelerin zamanında yapılmadığından iddiasıyla kiralama konusu malın aynen iadesi veya bedelinin tahsili talebine ilişkin olup, uyuşmazlık taraflar arasında birden fazla finansal kiralama sözleşmesi imzalandığı takdirde kiralayanın kiracı ödemelerini dilediği finansal kiralama sözleşmesine sayıp sayamayacağına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

2.6361 sayılı Kanun’un 31 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.