YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6601
KARAR NO : 2023/1575
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1673 Esas, 2021/910 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/289 E. – 2019/51 K.
Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Vodafone’un İngiltere’de kurulan ilk GSM operatörü olarak 01.01.1985’te ilk mobil görüşmesini yaptığını, VOICE’den gelen VO, DATA’dan gelen DA, PHONE’dan esinlenilen FONE heceleri ile oluştuğunu, 32 ülkede faaliyette bulunduğunu, Türkiye’de de 3300’den fazla çalışanı olduğunu, 18.4 milyon abonesi bulunduğunu, CEP ibareli çok sayıda markası bulunduğunu, dava konusu CEPZONE ibareli marka başvurusunun müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, seri marka izlenimi yarattığını, markaların tanınmışlığına zarar vereceğini, emsal yargı kararları bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 16.03.2017 tarihli ve 2017-M-1172 sayılı kararının iptâlini ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında iltibas olmadığını, “cep” kelimesinin genel kullanımının söz konusu olduğunu, müvekkilinin faaliyetinin bulunmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka başvurusunda yer alan mal ve hizmet emtialarının tamamının davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamındaki emtia ile aynı/ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğu, davacı yana ait markaların “cep” ibaresi ve bu ibare etrafına eklenen başkaca sözcükler/rakamlar/sayılar ile türetilen markalar olduğu, dava konusu markanın ise “cep” ve “zone” ibarelerinin birleşmesinden oluştuğu ve düz yazım şeklinde yazıldığı, ZONE kelimesinin “belirli bir faaliyet için ayrılmış bölge” anlamına geldiği, davacının FREEZONE ibareli markalarının “serbest bölge” anlamına geldiği, taraf markalarındaki CEP kelimesinin ortaklığından kaynaklanan benzerlik göz ardı edilebilir nitelikte olduğu, her ne kadar davacı yan tarafından somut uyuşmazlıkta, markanın kullanım sonucu ayırt edici hale geldiği ve seri marka algısı yarattığı itirazları temelinde birtakım iddialar öne sürülmüş ise de “cep” ibaresinin hemen hemen her sektörde faaliyet gösteren firmalarca, cep telefonları için geliştirdikleri aplikasyonlarda aktif ve yaygın kullanımının bulunduğu, ilgili tüketici nezdinde “cep” ibaresinin mevcut anlamından sıyrılarak yalnızca davacı yan ile özgülenecek şekilde derhal tanındığından veya bilindiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığı, zira “cep” ibaresinin tüketici nezdinde bıraktığı algının başlangıçtan zayıf nitelikte olduğu ve cep telefonları aracılığıyla verilmesi muhtemel tüm hizmetler için genel tanımlayıcı bir ifade olarak kabul edilmesi gerektiği, sadece “cep” ibaresine bağlı olarak taraf markaları arasındaki benzerliğin karıştırılma ihtimaline neden olmayacağı, markalar arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırma ihtimalinin söz konusu olmayacağı, davacı yanın dosya kapsamına “cep” ibaresinin tanınmışlığını ispatlama adına sunduğu delillerin anılan ibarenin davacı yan ile özdeşleştiğini göstermeye yeter nitelikte olmadığı gibi taraf markaları da aynı ya da benzer görülmediğinden 8/4 maddesinin de şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait “cep” ve “zone” ibareli seri markalar ile iltibas bulunduğunu, herhangi bir ayırt edicilik sağlanmadığını, markanın müvekkilinin markası olarak algılanacağını, müvekkilinin tanınmış markasının imajının kullanılacağını, haksız yarar sağlanılacağını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı …’in başvurusuna konu “CEPZONE” ibaresi ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas bulunmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı markasının, müvekkilinin “cep” ve “zone” ibareli seri markalarının birleşiminden oluştuğunu, davalı markasında yer alan “zone” ibaresinin markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını ve “cep” ibaresini vurgular nitelikte olduğunu, müvekkili tarafından yoğun reklam, tanıtım ve kullanımla ayırt edici hale gelen “cep” ve “zone” kök ibareli seri markaların, markanın hitap ettiği tüketici kesimince tanınmış hale geldiğini ve tüketicinin ‘cep’ ve ‘zone’ ibarelerini barındıran markaları müvekkili markası olarak algılayacağını, yıllardır ciddi yatırımlar sonucu tanınmış hale gelen CEP markalarının müvekkili ile özdeşleştiğini, dolayısıyla davalı şirketin “cepzone” markası ile müvekkil şirketin oluşturduğu imajın devri suretiyle haksız kazanç sağlayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının 2016/24030 sayılı CEPZONE ibareli marka tescil başvurusuna karşı, davacının yapmış olduğu itirazın TPMK YİDK tarafından nihai olarak reddi üzerine, Kurum kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK’nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2021/5323 E. ve 2022/9208 K., 2021/4469 E. ve 2022/8414 K., 2021/5326 E. ve 2022/9333 K., 2021/4488 E. ve 2022/8514 K. sayılı ilamları.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.