Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7234 E. 2023/1371 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7234
KARAR NO : 2023/1371
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1532 Esas, 2021/828 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/497 E., 2019/339 K.

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2006/18500 sayılı “RUZ” ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “RUZ” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvuruda bulunduğunu, 2017/114128 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin YİDK tarafından kısmen kabul edilerek başvuru kapsamından 35 inci sınıftaki bir kısım emtianın çıkartılarak kalan emtia yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, oysa davalı markasının hiçbir ayırıcı vasfı, baskın unsuru, orijinal niteliği bulunmadığını ve davalı şirketin dava konusu markanın tescili bakımından üstün hakkının olmadığını, davalı başvurusunun müvekkilinin markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yararlanacağını, davalı yanın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, tescili halinde tüm sınıflar yönünden markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet olarak gösterdiği markanın aynı ibareden oluştuğunu; ancak dava konusu markanın ve itiraza gerekçe markanın kapsadıkları mal ve hizmtler bakımından tam bir uyuşmanın olmadığını, YİDK tarafından verilen kısmi kabul kararının yerinde olduğunu, davacının tanınmışlık iddialarının isabetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı şirket vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2017/114128 sayılı “RUZ” ibareli marka başvurusu ile davacının 2006/18500 sayılı “RUZ” ibareli markaları arasında ayniyete varan benzerlik olmakla birlikte dava konusu başvuru kapsamında kalan 19, 35, 36, 37, 39, 42 ve 43 üncü sınıf mal ve hizmetler ile davacının 2006/18500 sayılı markasının kapsamındaki 18, 20 ve 28 inci sınıf mallar arasında benzerlik olmadığı, anılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, davalı şirket tarafından tescili talep edilen başvurunun, müvekkilinin markasının esaslı unsurlarının tamamını ihtiva ettiğini, müvekkilinin markasının tüm unsurlarını içerecek şekilde benzer telaffuz ile aynı-benzer mal ve hizmetler yönünden tescil için başvuru yapıldığını, bu şekli ile “RUZ” ibareli markanın tescil edilmesi durumunda tüketiciler nezdinde müvekkilinin markası ile karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin tanınmışlığından haksız avantaj sağlayacağını, müvekkilinin marka ve işletmesinin zarara uğrayacağını, taraf markalarının mal ve hizmet sınıfları bakımından uyuşmadıkları iddia edilebilecek olsa da söz konusu sınıfların yol gösterici nitelikte olduklarını, davalı şirketin müvekkilinin markasının bilinirliğinden yararlanma gayreti içerisinde olduğunu, başvurunun kötü niyetli yapıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetlerle davacının itirazına mesnet markanın kapsamında kalan mallar arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacının itirazına mesnet markanın tanınmış olduğu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığı iddialarının ise ispat edilemediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu YİDK kararının isabetli olup olmadığı ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci, üçüncü, beşinci ve dokuzuncu fıkraları

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.