Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/7518 E. 2023/1927 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7518
KARAR NO : 2023/1927
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/68 Esas, 2021/489 Karar
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.03.2023 günü hazır bulunan davalı vekili Av…… ile davacı vekili Av. ….. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile yapılan “şirket kuruluşu ve yönetim anlaşması” gereğince davalı adına iki şirketin kuruluşunu ve yönetimini üstlendiğini, bu faaliyet karşılığında düzenlenen faturalara davalı tarafça itiraz edilmediğini, ancak 25.02.2013 tarihli ihtarnameye rağmen 21.148,20 CHF tutarındaki fatura bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek 21.148,20 CHF alacağın ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre uyuşmazlığın çözümünde Cenevre Kantonu Mahkemeleri’nin tek yetkili olduğunu, faturaların dava dışı şirketler adına düzenlendiğini, bir borç bulunsa dahi dava dışı şirketlerden talep edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 06.07.2015 tarih, 2015/355 E. ve 2015/581 K. sayılı kararı ile davalı tarafın itirazının haklı olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 30.10.2017 tarih, 2016/3848 E. ve 2017/5825 K. sayılı kararıyla yalnız tacirler ve kamu tüzel kişileri tarafından yetki sözleşmesi yapılabileceğinden davalının tacir olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca, yetki konusunda da iyiniyet kurallarının uygulama yeri bulduğu, somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen yabancı uyruklu davacı, Türk uyruklu davalının ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının yetki itirazının iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturduğu nazara alınarak yetki itirazının reddiyle işin esasının incelenerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmenin 11 inci maddesinde uygulanacak hukukun İsviçre Hukuku olarak kararlaştırıldığı, sözleşmelerin konusu şirket kuruluşu ve yönetimine ilişkin olmakla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin vekalet akdine ilişkin olduğu, alacak talebine yönelik ibraz edilen faturalarda davacı yanca sunulan hizmetlerin açıkça gösterildiği, hizmetlerin yerine getirildiğinin dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesiyle tespit edildiği, bahse konu hizmetlere yönelik ücretlerin sözleşme ile kararlaştırıldığı ve faturalandırmanın da sözleşmeye uygun şekilde yapıldığı, hizmetlerin sözleşme ilişkisi kapsamında davalıya verilmiş olması karşısında oluşan borçtan da davalının bizzat sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yetki ve husumet itirazında bulunmuş, davacıdan hizmet talebinin olmadığını, faturaların da müvekkili adına düzenlenmediğini, davacının hangi hizmetleri verdiğinin ve neye göre ücretlendirildiğinin değerlendirilmediğini, İsviçre Kanunu’na göre değerlendirme yapılması gerektiğini, rapora itirazlarının karşılanmadığını beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki şirket kuruluşu ve yönetimi anlaşmasından kaynaklı olarak davacının verdiği hizmetler karşılığında alacaklı olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesi.

2. 5718 sayılı Milletlararası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 24 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 47 nci maddesi.

3. İsviçre Borçlar Kanunu’nun vekâlet akdine ilişkin 394 üncü maddesi ve devamı hükümleri ile 406 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.