Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/9573 E. 2023/4861 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9573
KARAR NO : 2023/4861
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2015 tarihli ve 2014/872 Esas, 2015/533 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; suça konu belge aldatıcılık niteliği yönünden Mahkemece incelenmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması nedeniyle kararın bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suça konu çekin kendisine de mal karşılığında verildiğine, sahte olduğunu anlamasının mümkün olmadığına, kendisinin de dolandırıldığına, kredi borcuna mahsup edilmesi için Ing Bank’a ibraz ettiğine, bankanın da çeki inceleyip kabul ettiğine, üzerine atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, eksik araştırma sonucunda hüküm verildiğine ve resen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, tamamen sahte olarak basılan suça konu çeki kredi borcuna mahsuben katılan bankaya tevdi etmek suretiyle üzerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmasında suça konu çekin kendisine ticari alışveriş karşılığında verildiğini beyan etmiş ise de söz konusu ticari ilişkiye ve çeki aldığı kişiye dair herhangi bir bilgi ya da belge sunmamıştır.
3. Adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile çekin tamamen sahte olarak basıldığı ve iyiniyetli kişiler yönünden aldatıcılık niteliği bulunduğu tespitinin yapılmış olduğu görülmüştür.
4. Yapılan yargılama neticesinde davaya konu sahte çeki sanığın ibraz etmiş olması, bilirkişi raporu içeriği, yüksek meblağlı çekin kimin tarafından verildiğini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olması, çekin sahte olduğunun tespit edilmiş olması ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın inkara yönelik ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen savunmalarına itibar edilmeyerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuş; sanık hakkında gerekçeleri açıklanarak takdiren erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmamıştır.
5. Suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Mahkemenin, çekin sahte olduğu ve yasal unsurları taşıdığı, aldatma unsurunun oluştuğu vicdani kanaatine varılmış ve sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği anlaşılmakla kabulü karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, bozma isteyen tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
B. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2015 tarihli ve 2014/872 Esas, 2015/533 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.06.2023 tarihinde karar verildi.