Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/33840 E. 2023/5349 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/33840
KARAR NO : 2023/5349
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2014/231 Esas, 2016/119 Karar sayılı kararı ile
1. Sanık … hakkında;
a. Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince ( 9 kez) 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) ve (son) bentleri, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca (9 kez) 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında;
a. Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince ( 10 kez) 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) ve (son) bentleri, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca (10 kez) 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
c. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.05.2021 tarihli ve 2016/289842 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafiinin temyiz isteği, hükümleri temyiz etme iradesinden ibarettir.,
2. Sanık … müdafii tarafından müvekkilinin atılı suçları işlemediği, suçların unsurlarının oluşmadığı, katılanlar ile … İnşaat arasında yapılan daire alım-satım sözleşmesinde, şirketin önceden gelen itibarının etkisiyle ve sanık …’nün yardım talebiyle yaptığı işlemde sanığa sorumluluk yükleyebilmek için, inşaat yapma yetki ve imkanının da bulunmasının gerektiği bu durumda inşaatı yapma imkanı ve yetkisi olan diğer sanık …’nün, arsaları satarak, inşaat işlerini durdurarak bu mağduriyetlerin meydana gelmesinde etkili olduğu, inşaat yapılacak arsanın … İnşaata ait olması, ödenen paraların bu şirkete yatırılması, resmi işlemlerin de bu şirket üzerinden yapılması gerekmekte iken, bu imkanları kullanamayacak durumda olup yetki ve sorumluluğu olmayan sanığa suç isnat edilmesinin suçun şahsiliği ilkesine aykırı olduğu gerekçeleriyle hükümleri temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’nun … İnşaat Ltd. Şti’nin yetkilisi olup eşinin ölümünden sonra eşinin arkadaşı olan sanık …’ın, çocuklarının şirketteki hissesi nedeni ile şirkete kayyum olarak atandığı, sanık …’ın sadece çocukların hisselerine kayyum olmasına ve şirkette herhangi bir görevi bulunmasına rağmen şirketin tüm işlemlerini sanık … ile birlikte yürüttükleri, sanıklar tarafından katılanlara gelecekte yapılacak daireler için yer gösterip bitiminde de inşaatları yapıp daireleri teslim edecekleri yönünde katılanlar ile sanıkların birlikte ya da ayrı ayrı görüşme yapıp inşaat sözleşmesi düzenledikleri, bu sözleşmeleri sanık …’ın şirkette herhangi bir yetkisinin olmamasına rağmen şirket adına imzaladığı, imzalamış oldukları bu sözleşmeler nedeniyle katılan …’tan 20.000 TL aldıkları daha sonra 5000 TL’sinin sanık …’ tarafından iade edildiği, katılan …’dan 35.000 TL, katılan …’tan 20.000 TL, katılan …’dan 40.000 TL, katılan …’dan 40.000, katılan …’dan 90.000 TL, katılan …’dan 15.000 TL, katılan …’den 35.000 TL, katılan …’tan 30.000 TL para aldıkları ancak sözleşmede belirtilen daireleri katılanlara teslim etmedikleri gibi katılanların paralarını da iade etmedikleri iddiasıyla sanıklar hakkında atılı suçlardan kamu davası açıldığı; yine birleşen dosyada benzer şekilde sanık … hakkında … İnşaat Ltd. Şti. nin yetkilisi gibi katılan … ile sözleşme yaptığı ve katılandan 87.000 TL para aldığı halde sözleşme konusu daireyi teslim etmediği iddiasıyla nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanıklar atılı suçları işlemediklerine ilişkin savunmada bulunmuşlardır.
3. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; sanıkların atılı suçları işledikleri sabit görülerek temyize konu hükümler kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Katılan …’a Yönelik Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Ve Sanıklar Hakkında Katılanlar …, …, …, …, …, …, … Ve …’ya Yönelik Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık … müdafii ve sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyizleri reddedilmiştir.
B. Sanıklar Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanıkların iddianame konusu eylemleri gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği; 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı dikkate alınarak; sanık …’nun … İnşaat Ltd. Şti’nin yetkilisi olduğu, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, sanık …’nin şirket yetkilisi olmasına ve şirket adına hareket etme yetkisi de bulunmamasına rağmen şirket adına farklı tarihlerde farklı katılanlarla taşınmaz satış sözleşmesi düzenlediği ve bu suretle sanıkların atılı suçları işlediğinin kabul edilmesi karşısında sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları kapsamında zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, sanık … hakkında dokuz kez, sanık … hakkında ise 10 kez mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Sanıklar Hakkında Katılan …’a Yönelik Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Katılan …’ın soruşturma aşamasında ve 05.03.2015 tarihli celsedeki beyanlarında sanık …’a 20.000 TL para verdiğini aradan 8-9 ay geçtiği halde inşaatın başlamadığını görünce bu şirketin inşaatı yapamayacağını anladığını ve sanık … ile görüşerek vermiş olduğu 20.000 TL nin 5000 TL’sini kendisinden geri aldığını belirtmesi karşısında; kısmi ödeme nedeniyle sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına … gösterip göstermediğinin katılan …’tan sorulmasından sonra, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 168 … maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında katılan …’a Yönelik Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Ve Sanıklar Hakkında Katılanlar …, …, …, …, …, …, … ve …’ya Yönelik Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2014/231 Esas, 2016/119 Karar sayılı kararında sanık … müdafii ve sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … müdafii ve sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanıklar Hakkında Özel Belgede Sahtecilik Ve Katılan …’a Yönelik Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.05.2016 tarihli ve 2014/231 Esas, 2016/119 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafii ve sanık … müdafii’nin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.06.2023 tarihinde karar verildi.