Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/9575 E. 2023/5491 K. 22.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9575
KARAR NO : 2023/5491
KARAR TARİHİ : 22.06.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
EK KARAR SAYISI : 2021/1953 E., 2021/2595 K.
SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
KARAR : Temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddi kararı

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 07.02.2022 tarihli ve 2021/1953 Esas, 2021/2595 Karar sayılı ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle;
5271 sayılı Kanun’un kanun yollarına başvurma başlıklı 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “Hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan ve yapılan yargılama aşamasında usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmediği için davaya katılma talebinde bulunamayan suçtan zarar gören kurumun yokluğunda verilen ek kararı 23.02.2022 tarihinde temyiz ederek katılma iradesi göstermesi karşısında, kurum vekilinin temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine dair 07.02.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve şikâyetçi kurumun 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2019 tarihli ve 2018/356 Esas, 2019/310 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/1953 Esas, 2021/2595 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş ancak 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bu hususun yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilerek sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, yasal unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 07.02.2022 tarihli ve 2021/1953 Esas, 2021/2595 Karar sayılı ek kararı ile suçtan zarar gören Kurum vekilinin temyiz başvurusu hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği “temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine” karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suçtan zarar gören vekilinin temyizi; kararın hukuka aykırı olduğuna, ilişkindir.

III. OLAY ve OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık …’nın, katılan …’a ait Ganyan bayisinin muhasebe işlemlerini yürüttüğü, kendisine verilen e-imzayı kullanarak mağdurlar … ve … …’nin katılana ait iş yerinde sigortalı olarak işe başladıklarına dair bildirimde bulunduğu iddiasıyla özel belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık … savunmasında; suçlamayı kabul etmediğini, kendisine verilen talimat gereği işlemleri yaptığını, ifade etmiştir.
3. Katılan … beyanında; iş yerinin kendisine ait olduğunu, ancak işlerle eşinin ilgilendiğini, sanığın muhasebecisi olduğunu, kendisinin ve eşinin bilgisi ve rızası dışında bazı kişileri sigortalı gösterdiğini, bu durumu sonradan öğrendiklerini, 29,000,00 TL civarında borç çıkarıldığını belirterek şikâyetini sürdürmüştür.
4. Katılan … beyanında; sanıktan şikâyetçi olduğunu, bilgisi ve rızası olmadan kendisini katılanın yanında sigortalı çalışan olarak gösterdiğini, herhangi bir şekilde sigortalı görünmek için bir belge imzalamadığını, katılan …’ın da sanayide esnaf olduğunu, beyan etmiştir.
5. Katılan … beyanında; esnaf olduğunu, sanığın da muhasebecisi olduğunu, Bağkur kaydının silinerek katılanın iş yerinde sigortalı olarak gösterildiğini, bu durumdan haberinin olmadığını, sigorta bedellerini almasına rağmen yatırmadığını sonradan öğrendiğini, kendisinin de mağdur olduğunu, ifade etmiştir.
6. İzmir 14. Asliye Ceza Mahkemesi 17.04.2018 tarihli ve 2018/444 Esas, 2018/393 Karar sayılı kararı ile “sanığın mali müşavir olarak görev yaparken şifre kullanmak suretiyle e-beyanname vermesinden ibaret eyleminin 3568 sayılı Kanun’un 47 nci maddesi delaletiyle 5237 sayılı … Ceza Kanunun’nun 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında” değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vermiştir.
7. Bütün sigorta bildirimlerinin e-imza kullanılarak yapıldığı anlaşılmıştır.
8. İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin 3568 sayılı Kanun’un 47 nci maddesi delaletiyle 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturduğundan bahisle mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde “sanığın eyleminin Kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu” gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bu hususun yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilerek sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, yasal unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Resmi belgenin kamu görevlisi tarafından görevi gereği, kanunun belirlediği şekil şartlarına uygun olarak düzenlediği belgeler olduğu, somut olayda “işe giriş bildirgesini” düzenleyen, muhasebecinin eyleminin 3568 sayılı … Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 2 nci maddesinin (A) fıkrasında belirtilen “muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusu” kapsamındaki işlerden olmaması, aynı Kanun’un 47 nci maddesinde sözü edilen meslek mensuplarının görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan da sayılmaması, “işe giriş bildirgesinin” resmi belge sayıldığına dair yasal bir düzenlemenin de bulunmaması hususları dikkate alındığında bu tür veri girişlerinin ceza hukuku anlamında resmi belge olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki, 5510 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen resmi belgenin oluşması için failin sisteme veri yüklemesi yeterli olmayıp ayrıca işe giriş bildirgesinin elektronik olarak sunulduğu Sosyal Güvenlik Kurumunca da sistem üzerinden tali bir kısım işlemlerin yapılması gerektiği, bu bağlamda, suça konu e-bildirgelerin, resmi belge olduğuna dair herhangi bir yasal düzenleme bulunmaması ve gerçeğe aykırı e-bildirgeleri verme eyleminde sisteme girilen verilerin resmi belgede sahtecilik suçunun maddi konusuna ve sanık tarafından gerçekleştirilen eylemin suçun tipiklik ilkesine uymadığından resmi belgede sahtecilik suçuna da vücut vermeyeceği; fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmaması ve elektronik ortamda verilen işe giriş bildirgesinin sahtecilik suçunun maddi konusunu oluşturan belge niteliğini haiz olmadığından; özel belgede sahtecilik suçunun da oluşmayacağı; sisteme veri yerleştirme suçu açısından yapılan değerlendirmede ise; hukuka aykırı olarak girilen sisteme, veri sağlayıcısı tarafından izin verilmeyen şekilde veri girişi yapmak ya da veri taşıma araçları ile yükleme yapmak gerektiğinden, sanığın, katılan kurum ile katılan … arasındaki sözleşmeye istinaden kurumun verdiği şifreyle sisteme hukuka uygun şekilde girerek, e-bildirge içeriğine doğru olmayan verileri yerleştirmesi sonucu kuruma elektronik ortamda gerçek olmayan bir veriyi iletmekten ibaret eylemlerinin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması karşısında; Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/1953 Esas, 2021/2595 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.06.2023 tarihinde karar verildi.