YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3744
KARAR NO : 2023/1212
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1077E., 2022/105 K.
KARAR : Davalı … vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 344 üncü ve 346 ncı maddeleri gereğince reddine, davalılar … ve … ile davacı ve asli müdahil vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/7E.,2021/35K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı …, davalı … ve … vekili davacı ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında; … ili, … ilçesi, … Köyü, hudutları dahilinde bulunan 257 ada 26 parsel sayılı 6.316,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın alma nedeniyle … ve … adına tespit edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; … ili, … ilçesi, … Köyü, hudutları dahilinde bulunan 257 ada 26 parsel sayılı taşınmazın fındık bahçesi vasfında olduğunu, taşınmazın dedelerinden babalarına, babalarından da belli nispette hisse şeklinde kendilerine kaldığını, ancak davalı durumunda olan amcalarının taşınmazı kendi adlarına yazdırdığını, bu nedenle yapılan tespitin iptal edilerek taşınmazın hisseleri oranında adlarına tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olan gayrimenkullerin babaları …’nun zilyetliğinde iken 40-50 yıl önce kendilerine kaldığını, kadastro ölçümlerinde de kendi adlarına yazıldığını, ancak kendileri gurbette oldukları için kadastro çalışmaları esnasında köyde bulunmadıklarını, bu nedenle yapılan kadastro çalışmasına müdahalede bulunmalarının söz konusu olmadığını, herkesin payına düşen arazileri istedikleri gibi tasarruf ettiklerini, zilyetliğin devri sözleşmesinden görüleceği üzere babalarından annelerine kalan yeri davalılar … ve …in para karşılığı satın aldıklarını öne sürerek davanın reddini istemişlerdir.
2 Asli müdahil … ve … 12.03.2009 havale tarihli dilekçelerinde, 257 ada 26, 28 ve 30 parsellerin tespitlerinin yanlış olduğunu, taşınmazların büyükbabaları …’ye ait olup ölümü ile mirasçılarına kaldığını, yine bu taşınmazlar içinde bulunan ve eski evlerinin önündeki 40 ocaklık fındık bahçesinin bizzat muris … tarafından …’ye verildiğini bildirmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisi bakımından tüm mirasçıların birlikte tasarruf hakkı olduğu göz önünde bulundurulduğunda elbirliği mülkiyeti bozuluncaya kadar mirasçılardan biri olan …’ın tek başına yaptığı satışın hukuki değere haiz olmadığı, …’ın terekeye göre üçüncü kişi durumunda bulunan …’na yaptığı satışın geçersiz olduğu, ancak … Noterliği’nce düzenlenen 25.03.1996 tarihli ve 03319 yevmiye nolu senette devir alan sıfatı ile bulunan …’nun da … mirasçılarından olması durumu karşısında yapılan hukuki işlemin pay devri olarak değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı …, davalı … ve … vekili davacı ve asli müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalılar … ve … istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu davanın gerekçesinde muvazaa söz konusu olmadığı gibi daha önce yapılan keşifte söz konusu arazinin parasının ödendiğinin ve devamında buna istinaden satın alındığının tanık beyanları ile sabit olduğunu, söz konusu arazilerin kullanımının yıllardır kendi ellerinde olup herhangi bir şekilde ne bu hususa itiraz ne de başkaca bir durumun söz konusu olmadığını, arazilerin devri ve satın alınması noktasında söz konusu davanın kadastro tespitine itiraz içeren bir dava olduğunu ve bu hususta zamanaşımı itirazının mevcut olduğunu, bu taşınmazların kadastro tespitinden itibaren bir ay içerisinde dava konusu edilmesi gerekirken hangi taşınmazın dava konusu edildiğinin dava dilekçesinden anlaşılamadığını, söz konusu taşınmazların tespitinden bir ay geçtikten sonra eldeki davayı açtığını, söz konusu araziler ile ilgili olarak yapılan yargılamaya dayanak dava dilekçesinde dosya arasında mevcut beyanlardan anlaşılacağı üzere parsel numaralarının farklı farklı yazıldığını ve hangi parselin dava konusu olduğunun belirtilmediğini, her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş olsa da daha önceki bozma kararı kapsamında yeniden delil toplanmasının söz konusu olmadığını, mevcut delillerin değerlendirilmesi talep edilmişken aksine hareket edilerek verilen kararın kaldırılması gerektiğini öne sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2. Davacı ve asli müdahil vekilleri istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tarafların ortak murisi …’nun terekesinin içerisinde yer alıp, vefatıyla tereke mirasçılarına el birliği mülkiyeti şeklinde intikal edildiğini, murisin sağ iken eşi …’a ölene kadar kullanma iradesiyle taşınmazı bıraktığını, terekede mirasçıların el birliği mülkiyeti olmasına rağmen …’ın taşınmazı tek başına … ve …’na noterde zilyetlik devir sözleşmesiyle elden çıkardığını, kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın 1/2’şer payla … ve … adına tespit edildiğini, 21.10.2008 tarihinde askıya çıkarılan tutanakların 19.11.2008 tarihinde askıdan indirildiğini, kadastro tespitinden kaynaklı müvekkillerinin mirasçılık haklarının ihlal edildiğini, 12.11.2008 tarihinde yasal süresinde kadastro tespitinin iptali konulu bu davayı açtığını, verilen kararın hatalı olduğunu öne sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
3. Davalı … vekil istinaf dilekçesinde özetle; yargılama sürecinde belirtilen söz konusu taşınmazın müvekkilinin annesi tarafından müvekkiline satıldığını, bu satışa dair noter senedinin bulunduğunu, noter satış devir sözleşmesinin de ekte sunulduğunu, bu durumun tanık anlatıları ve mahalli bilirkişi beyanlarınca da sabit olduğunu, bu satışın muvazaalı bir satış olmadığını, aksine bir satış sözleşmesinin tüm unsurlarını içerir şekilde gerçekleştiğini, fakat yerel Mahkemece aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, anılan keşifte de alınan beyanlara bakılarak, gerek tanık beyanları gerekse mahalli bilirkişi beyanlarında baba …’nun kendine ait arazilerin paylaşımını yıllar öncesinden yaptığını, söz konusu 26 parseli kendisine ayırıp ölümü neticesinde eşine bıraktığını, bu sebeple anne … Karaosmanoğlu’nun taşınmaz üzerinde istediği şekilde tasarruf ettiğini ve taşınmazı müvekkiline sattığını öne sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı … vekilinin istinaf istemi açısından yapılan değerlendirmede; davalı vekilinin 30.07.2021 havale tarihli dilekçesi ile istinaf talebinde bulunduğu, Mahkemece istinaf başvurusu süresinde olmadığından 06.08.2021 tarihli ek karar ile istinaf başvurusunun reddedildiği, davalının bu defa 09.08.2021 tarihli istinaf dilekçesi ile yeniden istinaf başvurusunda bulunduğu, istinaf başvurusunda bulunurken verilen süreye rağmen harç ve yargılama giderlerini yatırmadığı belirtilerek istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş; diğer davalılar …, … ve davacı ve asli müdahil vekilinin istinaf istemlerine ilişkin olarak ise dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından 257 ada 26 parsel sayılı taşınmazın A ile gösterilen bölümünün kök muris … tarafından sağlığında oğlu …’a bağışlandığının, zilyetliğini teslim ettiğinin ve taşınmazın B ile gösterilen bölümünün kök murisin terekesine ait olduğunun anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; eksik harç yatırılması için süre verilmediğini, 26 parsel sayılı taşınmazı davalının satın aldığını ancak bu hususun İlk Derece Mahkemesince göz önüne alınmadığını istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava kadastro tespitine itiraz davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi davalı … vekilinin istinaf başvurusunun harç ve yargılama giderleri yatırılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de; davalı vekili 30.07.2021 havale tarihli dilekçesi ile istinaf talebinde bulunduğu gerekçeli karar, 09.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince istinaf başvurusu süresinde olmadığından 06.08.2021 tarihli ek karar ile istinaf başvurusu reddi kararı doğrudur. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
260,47 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 781,41 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.