YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3926
KARAR NO : 2023/7621
KARAR TARİHİ : 07.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/267 E., 2022/233 K.
HÜKÜM/KARAR : Husumetten Ret
Taraflar arasında tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Silifke Devlet Hastanesinde görev yaptığı 04.12.2008 tarihinde dava dışı hasta …’a dizinden operasyon yaptığını, yapılan işlem sonucunda hastaya yapılan kırık kaynağının kaynamadığını, hastanın 23.03.2009 tarihinde Özel Acıbadem Hastanesinde yeniden ameliyat edildiğini davalı tarafından yapılan hatalı işlem nedeniyle Mersin 1. İdare Mahkemesine dava açıldığını, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek 44.832,13 TL maddi ve manevi tazminat ile 7.006,64 TL vekalet ücretinin müvekkilinden tahsiline karar verildiğini, söz konusu paranın 04.09.2013 tarihinde zarar görene ödendiğini belirterek kurum tarafından ödenen 43.879,92 TL’nin 04.09.2013 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2015 tarih, 2014/260 Esas ve 2015/373 karar sayılı ilk kararı ile davalının hastasına yaptığı tıbbi müdahalenin hatalı olduğunun kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğu, zararın oluşmasına davacı tarafın da bir etkisinin bulunduğunun kanıtlanamadığı, dava dışı hasta …’ın tedavi için hastaneye başvurmadığı gerekçesiyle mevcut delillere göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
2. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Daire 25/01/2018 tarih, 2016/4400 Esas ve 2018/433 Karar sayılı ilamı ile rücu davalarında davalının kusur oranının belirlenmesi gerektiği, somut olayda, davalı doktorun ödemeye dayanak tedavi sırasında kusurunun olup olmadığı, varsa oranı konusunda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre sorumluluk kapsamı belirlenip hüküm kurulması gerekitiği gerekçeleriyle kararı bozmuştur.
4. Mahkeme 01.10.2020 tarih, 2018/143 Esas ve 2020/128 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyumuş, davalının kusur oranının belirlenmesi için dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, dava dışı hasta hastaneye gitmeyi reddettiği için hastasına yaptığı tıbbi müdahalenin hatalı olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olan davalının bu eylemi neticesinde davacı aleyhine oluşan zararın tamamından sorumlu olduğu, zararın oluşmasına davacı tarafın da bir etkisinin bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne 43.879,92 TL ile 2.77,00 TL faiz olmak üzere toplam 46.782,69 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozmanın gereğinin yerine getirilmediği, dava dışı hastanın hastaneye gitmeyi reddetmesi nedeniyle Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporunda belirtilen eksikler tamamlanamamışsa da; hastaya ait mevcut tıbbi evraklar toplanarak davalının dava konusu olaydaki kusur oranının uzman bilirkişi heyeti tarafından belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, “15/Haziran/2022 tarih ve 31867 sayılı resmi gazetede yayınlanan Sağlık Hizmetleri Mensuplarının Tıbbi İşlem ve Uygulamaları Nedeniyle Sorulmasına ve İdarece Ödenen Tazminatın Rücu Edilmesine Dair Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik’in 4. bölümünde düzenlenen Rücu Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmeliğe göre doktorun yaptığı işlemden dolayı idarece ödenen tazminatın rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına ilgilinin görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı hususunda kesinleşmiş ceza mahkemesinin kararının kesinleşmesinden bir yıl içerisinde karar verilir hükmü gereğince bu konuda ilk işlemin idarece yapılacağı bu konuda tazminata kurulun karar vermesi gerekeceğinden Sağlık Bakanlığının başına da direk dava açma yetkisi olmadığı” gerekçesiyle açılan davanın husumet nedeniyle reddine
karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 7406 sayılı Kanun ile 3359 sayılı Kanun’a eklenen ek 18 inci madde uyarınca dava ile ilgili olarak Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurma mecburiyeti getirildiğinden Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurmaları için taraflarına 2 (iki) aylık süre verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı doktorun ameliyat ettiği dava dışı hasta tarafından davacı bakanlık aleyhine, yapılan operasyon sonrası kırık kaynağının kaynamaması nedeniyle oluşan zararın tazmini amacıyla açılan dava sonucu ödenen tazminatın, davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18. maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, davalı Dr. …’ın Silifke Devlet Hastanesinde görev yapmakta iken yaptığı tıbbi müdahaleler nedeni ile davacı kurum tarafından kurumlarının zarara uğratıldığı iddiasıyla dava dışı hasta tarafından Mersin 1. İdare Mahkemesinde açılan dava neticesinde hükmedilen paranın 04.09.2013 tarihinde zarar görene ödendiğini belirterek kurum tarafından ödenen 43.879,92 TL’nin 04.09.2013 ödeme tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile tahsil edilmesi isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.