YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5502
KARAR NO : 2023/3551
KARAR TARİHİ : 07.06.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/33 E., 2022/55 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sırasında, … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 264 ada 7 ve 300 ada 2 parsel sayılı, sırasıyla 490,70 ve 1.529,39 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 Sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 264 ada 7 sayılı parselin kullanıcısının bilinemediği şerhi yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacı … vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların kendi fiili kullanımında olduğunu ileri sürerek, taşınmazların beyanlar hanesine kendisi lehine şerh verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, taşınmazlarda bir kullanım söz konusu olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların orman içi açıklık olup, bu tür yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.10.2017 tarihli ve 2015/14309 Esas, 2017/6196 Karar sayılı kararıyla taşınmazların “çalılık” niteliği ile tespit edildiği ve çekişmeli taşınmazlardan 264 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.07.2009 tarihli ve 2008/417 Esas, 2009/34 Karar sayılı … ve … adına olan tapusunun iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescili istemine ilişkin 30.09.2009 tarihinde kesinleşen ilam esas alınmak suretiyle orman içi açıklık niteliğindeki taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamayacağı gerekçesiyle karar verilmekle birlikte, bahsi geçen mahkeme ilamı kesinleştikten sonraki tarihte taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na (3402 sayılı Kanun) 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (5831 Sayılı Kanun) 8/1 inci maddesi ile eklenen Ek-4 üncü maddesi gereğince kullanım kadastrosu tutanağı düzenlendiği ve eldeki davanın da askı ilan süresi içerisinde açıldığı açıklanarak, dava, taşınmazın aynına yönelik olmayıp, Ek-4 üncü maddede belirlenen kullanım koşulunun lehine gerçekleştiği iddiasına yönelik olduğuna göre, çekişmeli taşınmazlar başında mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarının katılımı ile yöntemince keşif yapılarak, taşınmazlarda zilyetlik bulunup bulunmadığı, zilyetlik var ise taşınmazların ne kadar zamandır, ne şekilde ve kimlerin fiili kullanımında olduğu hususlarının sorulup, gerektiğinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenilerek toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli 264 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olmayıp, taşınmaz üzerinde bir kullanım bulunmadığı, çekişmeli 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise mahalli bilirkişiler tarafından kullanıldığının görülmediği beyan edilmekle beraber, davacı tanıklarının tutarlı ve tarih bildiren beyanları, davacının taşınmazı kullandığı yönündeki beyanları ve uzman bilirkişi raporu ile kullanımın belirlendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın zilyedinin ve kullanıcısının davacı … olduğunun tespiti ile tapu kaydının beyanlar hanesinde kullanıcısı bulunmadığı şeklindeki beyanın terkini ile davacının kullanıcı olduğu belirtmesinin yapılmasına, 264 ada 7 parsel sayılı taşınmaza yönelik ise davanın ise reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 09.03.2022 tarihli ve 2021/3367 Esas, 2022/2165 Karar sayılı kararıyla, çekişmeli 264 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı Hazine vekilinin bu taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının hükmün infaz kabiliyetine yönelik olduğu, 3402 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakiminin, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve çekişmeli taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorunda olduğu, ne var ki, davanın reddine karar verildiği halde çekişmeli taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya yönelik olarak bir hüküm tesis edilmediği, çekişmeli 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin hükme yönelik olarak davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, taşınmazın 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (C) harfi ile gösterilen bölümleri hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise, İlk Derece Mahkemesi tarafından varılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği, mahallinde icra edilen keşif sonucunda dosyaya ibraz edilen 21.05.2018 tarihli harita ve ziraat mühendisi bilirkişileri tarafından hazırlanan raporda, taşınmazın (A) ile gösterilen kısmının yer yer % 30-40 eğimde, toprak yapısı olarak ana kayasının kireç taşı olup, ana kayanın yer yer yüzeyde görüldüğünün, toprak derinliğinin oldukça sığ, taşlılığın yoğun ve bitki yaşamasına elverişli toprağın az olduğunun; (B) ile gösterilen kısmının ise yer yer % 30-40 eğimde, toprak yapısı olarak toprak derinliğinin oldukça sığ, taşlılığın yoğun ve bitki yaşamasına elverişli toprağın az olduğunun ve neticeten bu kısımlarda imar – ihya yapılarak, tarım alet ve makinaları ile işlemek suretiyle her hangi bir şekilde tarım yapılma olanağının bulunmadığının bildirildiği, bu haliyle taşınmazın bu bölümlerinde fiili bir kullanımın varlığından söz etmeye olanak bulunmadığı açıklanarak dava konusu 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (C) harfi ile gösterilen bölümleri yönüyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğuna değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 264 ada 7 parsel sayılı taşınmaz ile 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 21.05.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda (A) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımlarının tarım arazisi niteliğinde olmayıp, taşınmaz üzerinde bir kullanım bulunmadığı, (B) harfi ile gösterilen kısmının ise davacının kullanımında olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümleri yönünden talebin reddine, (B) harfi ile gösterilen bölümü yönünden talebin kabulüne, kadastro tespitinin (B) harfi ile gösterilen bölümü yönünden iptali ile beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına Orman sınırları dışına çıkartılmıştır. İşbu taşınmazın 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 548,03 metrekarelik bölümü … TC kimlik nolu …’ın kullanımındadır.” şerhinin işlenmesine, diğer kısımlardaki şerhin aynen korunmasına, bu şekliyle taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un Ek 4 üncü maddesi gereğince çalılık vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 264 ada 7 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde, çekişmeli 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen bölümü yönünden verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmaz üzerinde her hangi bir kullanım bulunmadığını, bu nedenlerle davanın tümü ile reddi gerektiğini ileri sürerek ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazlarda fiili bir kullanım bulunup bulunulmadığı ve bu kapsamda taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine davacı taraf yararına kullanıcı şerhi verilip verilmeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 Sayılı Kanun’un Ek 4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 3402 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Ne var ki, çekişmeli 264 ada 7 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak davanın reddine karar verildiği halde çekişmeli taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya yönelik olarak bir hüküm tesis edilmediği gibi, çekişmeli 300 ada 2 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak taşınmazın beyanlar hanesindeki şerh yönü ile hükme esas bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden davanın kabulüne karar verildiğine göre, bu bölümün taşınmazdan ifraz edilerek ayrı parsel numarasıyla ve “tarla” vasfıyla tescil edilip, bu surette beyanlar hanesine davacı lehine şerh verilmesi gerekirken taşınmazın bu bölümü yönüyle de, reddedilen bölümleri gibi “çalılık” vasfının korunması isabetsiz olup, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun’un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının (V.C.3.1) no.lu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,
2. Davalı Hazine vekili’nin temyiz itirazının (V.C.3.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine “…… İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 300 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile; 21.05.2018 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 446,15 m2 yüzölçümündeki kısmının “çalılık” vasfı ile ve 300 ada 2 parsel numarasıyla, (B) harfi ile gösterilen 548,03 m2 yüzölçümündeki kısmının “tarla” vasfıyla ve (C) harfi ile gösterilen 535,21 m2 yüzölçümündeki kısmının ise “çalılık” vasfı ile adanın son parsel numaralarının verilmesi sureti ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine, taşınmazların beyanlar hanesine; “6831 sayılı kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır” şerhinin; taşınmazın (B) harfi ile gösterilen kısmının beyanlar hanesine ayrıca “Bu taşınmaz …’ın fiili kullanımındadır” şerhinin yazılmasına…” ibarelerinin eklenmesi suretiyle; hüküm fıkrasının (3) numaralı bendine; “…davanın reddine…” sözlerinden sonra gelmek üzere; “…çekişmeli 264 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline…” ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 … içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.