Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/936 E. 2023/3137 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/936
KARAR NO : 2023/3137
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1004 E., 2021/2780 K.
KARAR : Başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarakesas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/44 E., 2018/276 K.

Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde temyiz eden davalılar vekili Av. … ile karşı taraftan davacılar vekili Av. …. Sağlam geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkili … ile diğer müvekkillerinin murisi …. ve davalıların kardeş olduklarını, kardeşlerin 26.02.1987 tarihli adi yazılı satış sözleşmesi ile dava konusu 1407 ada 5 parsel sayılı taşınmazın alım satımı hususunda o tarihteki tapu maliki müteveffa …. ile anlaştıklarını, sözleşmede de belirtildiği üzere satış bedelinin sözleşmeye imza atan kardeşlerden eşit şekilde alındığını, tapu devrinin ise dava konusu taşınmaz üzerindeki devir yasağı kalktığı zaman yapılacağının kararlaştırıldığını, taşınmaz üzerine müvekkillerinin murisi ve davalı kardeşler tarafından gecekondu yapıldığını ve burada oturmaya başladıklarını, ortaklaşa satın alınmasına rağmen devir yasağı kalktıktan sonra taşınmazın önce davalı … adına tescil edildiğini, ….’in de daha sonra davalı …’a tapuda satış göstermek suretiyle devrettiğini,

2. Müvekkillerinin 1987 yılından 2011 yılına kadar kimseye herhangi bir kira vermeksizin ve aralıksız olarak bu taşınmazda ikamet ettiklerini, murisin vefatından sonra davalı …’ın 2011 yılında müvekkillerine dava konusu taşınmaz üzerinde bina inşa edeceğini ve taşınmazdaki paylarından dolayı kendilerine ikişer adet daire vereceğini söyleyerek taşınmazı tahliye etmelerini istediğini, müvekkillerinin de Hasan’a güvenerek dava konusu taşınmazı boşalttıklarını, daha sonra kendilerine taahhüt edilen daire tapularının devrini istediklerinde davalının buna yanaşmayarak taşınmazın kendisine ait olduğunu, başka kimsenin hakkı bulunmadığını söylediğini ileri sürerek, inanç sözleşmesi gereği dava konusu taşınmazda müvekkillerine düşen payın iptali ile adlarına tescilini; olmadığı takdirde taşınmazın rayiç bedelinin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacılar ile müvekkilleri arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, davaya konu edilen 26.02.1987 tarihli satış sözleşmesinin dava dışı üçüncü kişi ile taraflar arasında yapılmış olduğunu, müvekkili ….’in bu sözleşmede imzası bulunmadığını, bu nedenle sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün olmadığı, sözleşme uyarınca davacıların talepte bulunmaları gereken kişinin dava dışı satıcı …. olduğunu,

2. Sözleşme metninde inanç anlaşmasının yer almadığını, davacıların ya da murislerinin pay talep ettikleri taşınmaz üzerindeki binanın yapımına para veya emek olarak hiçbir katkıda bulunmadıklarını, dava konusu taşınmazda oturdukları süre boyunca taşınmazın vergilerini ve diğer masraflarını da müvekkili Hasan’ın karşıladığını; bu durumun dahi davacıların, müvekkili Hasan’ın malik olduğunu bildiklerini gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 1407 ada 5 parsel sayılı taşınmazın, dava dışı …..’tan 31.10.1994 tarihinde satın alma yoluyla davalı … adına tescil edildiği, 01.8.2018 tarihinde de yine satış yoluyla davalı …’a devredildiği,

2. Davacı tarafça yazılı delil olarak dayanılan 26.02.1987 tarihli “arsa, gecekondu satış ve devir sözleşmesi” başlıklı belgenin, dava dışı üçüncü kişi ile davacı ve davalılar arasında yapılmış harici bir satış sözleşmesinden ibaret olduğu, iş bu davanın tarafları arasında yapılmadığı gibi sözleşme içeriğinde taraflar arasında yapılmış bir inanç anlaşmasının da yer almadığı, davacı tarafın bu belge ile tanık delili dışında tapu iptali ve tescil talebinin kabulünü gerektirecek herhangi bir yazılı belge sunmadıkları, 03.08.2018 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile de yemin deliline dayanmayacaklarını bildirdikleri gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri ve davalılar ile dava dışı ….. arasında 26.02.1987 tarihli “arsa ve gecekondu satış ve devir sözleşmesi” düzenlendiğini, sözleşmenin 7 nci maddesinde “alıcılar sözleşme konusu arsa ve gecekonduya eşit olarak sahip olacaklardır” hükmünün yer aldığını, davanın tarafları arasında karşılıklı olarak düzenlenmiş bir sözleşme bulunmasa da yan yana bulundukları ve imzalarının olduğu bu sözleşmeye uyma yükümlülüklerinin bulunduğunu, anılan sözleşmenin taraflar arasındaki inanç ilişkisini ispatlar nitelikte yazılı bir belge olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların 26.02.1987 tarihli “arsa, gecekondu satış ve devir sözleşmesi” başlıklı belgeye dayandıkları, söz konusu belgede satıcının ….; alıcıların ise ….,… ve ….. olduğu, sözleşmenin 7 nci maddesinde “alıcılar sözleşme konusu arsa ve gecekonduya eşit olarak sahip olacaklardır” ibaresinin yer aldığı, 4 üncü maddesinde de satış bedelinin sözleşmenin imzalanmasından önce tamamen alındığı ve satış işleminden dolayı alıcıların satıcıya hiçbir borcunun bulunmadığının belirtildiği, anılan sözleşmenin ve özellikle 7 nci maddesinin taraflar arasındaki inanç ilişkisinin vukuuna delalet edecek yazılı delil niteliğinde olduğu ve davacıların iddialarını yazılı delille ispatladıkları anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın doğru olmadığı,

2. Dava konusu 5 No.lu parselin davanın açıldığı tarihte arsa vasfıyla davalı … adına kayıtlı olduğu, yargılama sırasında 02.11.2016 tarihinde üzerinde kat irtifakı tesis edilerek tüm bağımsız bölümlerin davalı … adına tescil edildiği, daha sonra 1, 3 ve 5 No.lu bağımsız bölümlerin davalı tarafından dava dışı üçüncü bir şahsa satış yoluyla devredildiği; İlk Derece Mahkemesince, davacılar vekilinden hazır olmadıkları 25.01.2018 tarihli celsede 6100 sayılı HMK’nın 115 inci maddesi gereğince taraf teşkili yönünden açıklama yapılmasının istendiği, ancak çıkarılan davetiyeye bu hususun şerh edilmediği, davacılar vekilince de herhangi bir açıklama yapılmadığının anlaşıldığı,

3. Mahallinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazda davacıların adlarına tescilini talep ettikleri payların değerinin 1.800.000,00 TL olarak belirlendiği, ancak davacı vekilinin 26.04.2017 havale tarihli beyan dilekçesinde, arz üzerinde yapılan binadan herhangi bir taleplerinin bulunmadığını, dava konusu arsadaki paylarının ve bu paya isabet eden bedelin belirlenmesini istediklerini bildirmesi üzerine alınan ek raporda, davacılara düşen arsa payı değerinin 763.680,00 TL olarak belirlendiği ve davacılar vekilinin bu miktar üzerinden harç ikmali yaparak terditli taleplerinin de bu minvalde dikkate alınmasını talep ettiği,

4. Davacılar vekilinin anılan beyan dilekçesinde, bağımsız bölüm maliklerine dava yöneltmeyip binadan herhangi bir taleplerinin bulunmadığını bildirdiği, dava konusu 5 No.lu parsel üzerinde ise kat irtifakı kurulmuş olup binanın arzdan ayrı olarak değerlendirilemeyeceği, taşınmazda davalı adına kayıtlı arsa payı da kalmadığı dikkate alındığında, inançlı işlem nedeniyle tapu iptali ve tescile yönelik talebin ifa imkanının bulunmadığı gerekçe gösterilerek, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, arsa payına yönelik terditli talebin ise kabulüne ve davacıların faiz talebi bulunmadığından taleple bağlı kalınarak 763,680,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 1/2’sinin davacı …’a, 1/2’sinin davacı …. mirasçılarına veraset belgesindeki payları oranında ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar ile müvekkilleri arasında herhangi bir sözleşme olmadığını, davaya konu 26.02.1987 tarihli satış sözleşmesinin ise dava dışı üçüncü kişi ile taraflar arasında yapılmış olduğunu, müvekkili …..’in sözleşmede imzası bulunmadığından bu sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün de bulunmadığını, davacıların sözleşme uyarınca talepte bulunması gereken kişinin dava dışı satıcı …. olduğunu, ayrıca sözleşmede inanç anlaşmasının da yer almadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında var olduğu iddia edilen inanç ilişkisinin ispatlanıp ispatlanamadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.