Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/647 E. 2023/3141 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/647
KARAR NO : 2023/3141
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2363 E., 2021/1596 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Dörtyol 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/546 E., 2019/2 K.

Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belirlenen günde temyiz eden davacı vekili Av. … ile karşı taraftan davalı … vekili Av. …. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin kardeşi …’nin 22.01.2014 tarihinde vefat ettiğini, …’nin sağlığında ağabeyi olan müvekkilinin yanında maaşlı işçi olarak çalıştığını, müvekkilinin işi gereği anlaşmasını ve ödemelerini kendisinin yaptığı çoğu gayrimenkulü yanında çalışan kardeşleri ve elemanlarının üstüne aldığını, dava konusu 1927 parsel sayılı taşınmazın da daha sonra müvekkiline iade edilmek üzere emaneten ve geçici olarak tapuda kardeşi … adına tescil edildiğini, taşınmazın satışı hususunda önceki maliki… ile müvekkilinin anlaşma yaptığını, satış bedelinin müvekkilince ödendiği gibi aidatlarının da halen müvekkili tarafından ödendiğini, …’nin ani vefatıyla müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerinde tasarruf imkânının ortadan kalktığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalıların murisi … adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … (adına velayeten annesi …) vekili, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş; davacı tarafın iddia ettiği durumun inançlı işleme dayandığını, inançlı işlemin ispatı için müvekkilinin babası muris … tarafından verilmiş yazılı bir belgenin olması gerektiğini, ancak davacı tarafça bu nitelikte bir belge sunulmadığını, …’nin davacı ağabeyinin yanında işçi olarak çalıştığı iddiasının da doğru olmadığını, davacının da hissesinin bulunduğu … Emlak İnş. Ltd. Şti’nin kurucu ortağı olup %20 hisse sahibi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Diğer davalılar, davaya cevap vermemiş; duruşmalara da katılmamışlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı … ile davalıların murisi … arasında dava konusu gayrimenkulün Ahmet adına alındığı yönünde yazılı bir sözleşme olmadığı gibi yazılı delil başlangıcı da bulunmadığı, davacı tarafça sunulan site yönetimine ait gider ödeme makbuzlarının hüküm kurmaya yeterli olmayıp delil olarak da kullanılamayacağı; davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı anlaşıldığından, davalı tarafa yemin teklif edip etmeyecekleri hususunda yazılı beyanda bulunmak, teklif edilecekse yemin metni sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği ihtarını içeren duruşma zaptının davacı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ancak davacı vekilince verilen süre içerisinde yemin metni sunulmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; inançlı işlemin taraflarının kardeş olması sebebiyle 6100 sayılı HMK’nın 203/1-a maddesi kapsamında iddialarının tanıkla ispatının mümkün olduğunu, dinlenen tanıklarının da inanç ilişkisinin varlığını ve iddialarını doğruladığını, davanın kabulünün gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; inançlı işleme dayalı davaların ancak yazılı delil ile ispat edilebileceği, 6100 sayılı HMK’nın 203/1-a maddesinin burada bir istisna teşkil etmediği, tanık dinlenebilmesinin tek koşulunun yazılı delil başlangıcı mahiyetinde bir delilin sunulması olup somut olayda, yazılı delil başlangıcı mahiyetinde ibraz edilmiş bir delilin de mevcut olmadığı, bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aralarında inançlı işlem bulunduğu iddia edilen tarafların kardeş olmasının, senetle ispat zorunluluğunun istisnasını teşkil eden sebeplerden biri olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 188, 202 ve 225 inci maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalı …’e verilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.