Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4702 E. 2023/1828 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4702
KARAR NO : 2023/1828
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/14 E., 2020/31 K.
KARAR : Davacı …’nun davasının kabulüne, Birleşen dosya davacısı Hazine’nin davasının reddine, Davacı
…’nun davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
MAHKEMESİ : Ağrı Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/9 E., 2020/12 K.

Taraflar arasında görülen Kadastro Tespitine İtiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı …’nun davasının kabulüne, birleşen dosya davacısı Hazine’nin davasının reddine, davacı…’nun davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı / birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Ağrı ili Merkez ilçe … Köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca 2010 yılında yapılan kadastro sırasında, 116 ada 76, 85 ve 98 parsel sayılı sırasıyla 12.178,52, 10.899,23 ve 29.913,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, toprak tevzi çalışması sonucunda oluşturulan tapu kayıtlarına dayalı olarak, 116 ada 76 ve 85 parseller çayır vasfıyla, 116 ada 98 parsel ise tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Davacı … dava dilekçesiyle; Ağrı ili Merkez ilçe … Köyü çalışma alanında 106 ada 6, 35 ve 116 ada 76, 85, 98 parsel sayılı taşınmazları 1993 yılında …., … ve …’dan satın aldığını ve satın aldığı tarihten beri 22 – 23 yıldan fazla süredir zilyet olduğunu belirterek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış; Hazine’yi davalı göstermek suretiyle Ağrı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/546 Esas sayılı dava dosyasıyla açtığı davada dava konusu ettiği 106 ada 6 parsele ilişkin davasının 106 da 5 parsele ilişkin olduğunu belirtmesi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesince 106 ada 5, 116 ada 76, 85 ve 98 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tefrik kararı verilerek aynı mahkemenin 2016/366 Esasına kaydı yapılmış, ancak daha sonra anılan parsellerin Kadastro Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilmek suretiyle görevsizlik kararı verilerek, Kadastro Mahkemesinin yukarıda belirtilen esas numarasını alarak yargılamaya devam olunmuştur.

3. Davacı … yargılama aşamasındaki beyanlarında; dava konusu 106 ada 5 parsel sayılı taşınmazın dedesinden babasına kaldığını, babası sağ olmuş olsa da kendisi vefat etmeden kardeşler arasında taşınmazları paylaştıklarını, bahsi geçen bu taşınmazın da kendi payına kaldığını, 116 ada 76,85 sayılı parselleri amcası olan Süleyman adlı şahısın çocuklarından aldığını, 116 ada 98 parsel sayılı taşınmazı ise köylüsü olan Bedrettin isimli şahıstan satın aldığını beyan ederek adına tescilini talep etmiştir.

4. Birleşen dosya davacısı … dava dilekçesinde; Ağrı ili Merkez ilçe … Köyü 106 ada 6, 37, 135, 112 ada 64, 66, 116 ada 76, 85, 98 parsel sayılı taşınmazların dedesinden babasına, babasından da kendisine intikal ettiğini, taşınmaza 35-40 yıldan fazla bir zamandır zilyet olduğunu belirterek taşınmazlarının tespitlerin iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesi isteminde bulunduğu Kadastro Mahkemesinin 2020/9 Esas sayılı dava dosyası eldeki dava dosyası ile birleştirilmiştir.

5. Davacı …’nun yargılama aşamasındaki beyanlarında; dava dilekçesinin içeriğini aynen tekrar ettiğini belirtmiş, keşif sırasındaki beyanında ise, her ne kadar 112 ada 64 parsel, 106 ada 6 parsel, 106 ada 37 parsel, 116 ada 76 parsel, 116 ada 85 parsel, 116 ada 98 parsel sayılı taşınmazları dava konusu etmiş ise de, zilyetlikten kazanma sınırı olan kuru arazide 100 dönümü geçtiğinden dolayı bu taşınmazlar yönünden davadan feragat ettiğini, 112 ada 66 parsel sayılı taşınmaza komşu olan 65 parsele bitişik şekilde 100 dönüm sınırını tamamlar bölümü mahkemeden talep etiğini ve taşınmaz ceddinden kendisine intikal ettiğini belirtmiştir.

6. Birleşen dosya davacısı Hazine vekili dava dilekçesinde; Ağrı ili Merkez ilçe … Köyü 112 ada 64, 66 ve 116 ada 76, 85 ve 98 parsel sayılı taşınmazlar ile dava dışı diğer parsel sayılı taşınmazlar hakkında Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermek suretiyle taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının eksik revizyon gördüğünü ileri sürerek, Kadastro Mahkemesinin 2011/409 Esas sayılı dava dosyasında taşınmazların yüzölçümlerinin düzeltilmesi talebinde bulunmuş olup, yargılama sırasında anılan parseller yönünden tefrik kararı verilmiş ve tefrik sonrası 112 ada 64 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 2011/675, 112 ada 66 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 2011/676, 116 ada 98 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 2011/677, 116 ada 76 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 2011/678 ve 116 ada 85 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 2011/679 Esas sayılı dava dosyaları eldeki dava dosyası ile irtibat bulunduğu belirtilerek birleştirilmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2011/50 Esas, 2016/39 Karar sayılı kararı ile davacı…’nun 106 ada 6, 37, 112 ada 64, 116 ada 76, 85 ve 98 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının feragat nedeniyle, davalı-birleşen dosya davacısı Hazinenin davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı …’nun 112 ada 66 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının ise kısmen kabulüne, 112 ada 66 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 26.10.2015 hakim havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 10.624,03 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan ve (B) harfi ile gösterilen 12.892,11 metrekare yüzölçümündeki bölümünün ise tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2016 tarih ve 2011/50 Esas, 2016/39 Karar sayılı kararı, davalı / davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarihli ve 2016/7621 Esas, 2019/2691 Karar sayılı ilamıyla; “112 ada 66 parsel sayılı taşınmaz yönünden, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre anılan parsel yönünden hükmün onanmasına karar verilditen sonra, 106 ada 6, 37, 112 ada 64, 116 ada 76, 85 ve 98 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı-birleşen dosya davacısı Hazinenin 112 ada 64, 116 ada 76, 85 ve 98 parsel sayılı taşınmazlara yönelik sair temyiz itirazları yerinde olmadığı, ancak 3402 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde sicil oluşturmakla yükümlü olduğu açıklanarak, çekişmeli 106 ada 6, 37, 112 ada 64, 116 ada 76, 85 ve 98 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tescil hükmü kurulmayıp sicillerinin açık bırakılmasının isabetsizliğine” değinilerek ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, çekişmeli 116 ada 78, 86 ve 95 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, birleşen dosya davacısı…’nun yargılama sırasında anılan parsellere yönelik davasından feragat ettiği, davacı …’nun davası yönünden, çekişmeli taşınmazlar hakkında davacı … lehine 3402 sayılı Kanun’un 46/1 inci maddesindeki koşulların oluştuğu, birleşen dosya davacı Hazinenin davası yönünden ise çekişmeli taşınmazların yüzölçümünün düzeltilmesi talebi ile ilgili Ağrı Kadastro Müdürlüğü aleyhine açtığı, davanın yanlış hasma yöneltildiği, mahkemece husumet yokluğu nedeni ile davasının reddine karar verildiği, verilen bu kararın Hazine vekili tarafınfan temyiz edildiği, önceki tarihli bozma ilamı ile davacı … vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olmadığının sadece taşınmazlar hakkında tescil hükmü kurulmayıp sicillerinin açık bırakılması isabetsiz olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davacı …’nun davasının kabulüne, birleşen dosya davacısı Hazinenin davasının husumet yokluğu nedeniyle reddine, birleşen dosya davacısı…’nun davasının ise önceki karar ile feragat sebebiyle reddine karar verildiği davacı yönünden kurulan bu hükmün taraflarca temyiz edilmediği bu nedenle davacı hakkında hükmün kesinleştiği anlaşıldığından davacının davası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, çekişmeli 116 ada 76, 85 ve 98 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına yapılan tespitlerinin iptaline, kadastro tutanaklarındaki miktarı aynı kalmak kaydıyla tarla vasıfları ile … adına tapuya kayıt ve tescillerine, 106 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise dosyanın tefriki ile ayrı bir esas sırasına kaydedilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı / birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı / birleşen dosya davacısı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme yapıldığını, taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, aynı zamanda mera araştırmasınında yetersiz olduğunu, kendi açtıkları dava yönünden ise husumetten red kararı verilmemesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazlar üzerinde 3402 sayılı Kanun’un 46/1 inci maddesindeki koşulların davacı taraf lehine oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13, 14, 20 ve 46/1 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. Davalı / birleşen dosya davacısı Hazine vekilinin, davacısı olduğu birleşen davalar yönünden, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarih ve 2016/7621 Esas, 2019/2691 Karar sayılı ilamıyla sair temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına kararı verildiğinden, birleşen dava dosyaları yönünden Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Davalı / birleşen dosya davacısı Hazine vekilinin, diğer dava dosyaları yönünden temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mhkemesince, yukarıdaki (IV.B.) bendinde yazılı gerekçeyle karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazlar, 4753 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayalı olarak Hazine adına tespit edilmiş olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1 inci maddesinde, bu şekilde oluşan tapu kayıtlarının kapsamında kalan yerlerin, tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, zilyetleri yararına iktisap koşullarının gerçekleşmesi halinde, zilyetleri adına tescile karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, anılan Kanun maddesi uyarınca, Hazine adına tespite esas tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, davacı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerekir.
İlk Derece Mahkemesince, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişileri, yaşları itibari ile toprak tevzii çalışmasının yapıldığı 1961 yılına kadar davacı lehine iktisap koşullarının oluşup oluşmadığını bilebilecek yaşta olmadıkları halde, bu tarihten öncesini bilebilecek yaşta mahalli bilirkişi bulunup bulunmadığı araştırılmamış; çekişmeli taşınmazların dayanağı olan belirtmelik tutanaklarında taşınmazların meradan açıldığı belirtildiği halde, yöntemince mera araştırması yapılmamış, bu kapsamda ziraat bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazın niteliği ve komşu parsellerden ne şekilde ayrıldığı, mera parseli ile aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış ve bir arazinin niteliğini ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır.

3. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
4. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazların tespitine esas alınan tapu kayıdının oluşumuna dayanak belirtmelik tutanakları, belirtmelik haritası, toprak tevzi haritası, komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları ile Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten önce çekilmiş en eski tarihli hava fotoğrafı ile bu tarihten 15-20-25 yıl öncesine ait farklı evrelerde çekilmiş hava fotoğrafları getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı (taşınmazın tespitine esas alınan tapu kaydının oluşum tarihinden 20-25 yıl öncesini bilebilecek yaşta), tarafsız ve yöreyi iyi bilen, aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı seçilecek üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazın kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar- ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli ve beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler yöntemince giderilmeye çalışılmalı; çekişmeli taşınmazın belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlar varsa bu kayıtlar mahalli bilirkişiler aracılığı ile zemine uygulanarak kapsamları belirlenmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın önceki ve mevcut niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve komşu parsellerden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal yada yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığını, imar- ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine belirtilen tarihlerdeki hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava ve uydu fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazın niteliğini, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden, keşif takibe ve denetlemeye olanak verir krokili rapor düzenlemesi istenilmeli; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda davacı taraf yararına 3402 sayılı Kanun’un 46/1 inci maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmek suretiyle, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

5. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.