Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/5979 E. 2023/19128 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/5979
KARAR NO : 2023/19128
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/33 E.,2019/606 K.
SUÇ : Hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hakaret suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 2.180,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair … 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/33 Esas, 2019/606 Karar sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2023 gün ve 2023/32638 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 225/1 nci maddesi gereğince, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği, … Cumhuriyet Başsavcılığının 14.11.2018 tarihli ve 2018/146579 soruşturma, 2018/53503 Esas, 2018/34654 Karar sayılı iddianamesinde, sanık hakkında müştekilere karşı hakaret suçunu işlediğine dair açılmış bir kamu davası bulunmadığı, anılan iddianamenin anlatım kısmında sanık …’nun kullanmakta olduğu telefon üzerinden şikâyetçi …’ın telefonuna göndermiş olduğu mesajların yazılarak kişilerin huzur ve sükununu bozmak, hakaret ve tehdit suçlarını işlediği yazılmış ise de, adı geçen sanık hakkında sevk maddesinin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna ilişkin olduğu, diğer yandan söz konusu mesajların hakaret suçunu oluşturduğuna yönelik iddialar bakımından sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 07.08.2018 tarihli ve 2018/146579 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği nazara alındığında, sanığın şikâyetçilere karşı hakaret eylemi nedeniyle açılmış bir kamu davası bulunmadığı halde yargılama yapılarak mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 170 nci maddesinin üçüncü, dördüncü ve altıncı fıkraları uyarınca, iddianamede mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanun’un 225 inci maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir.
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 21.02.2012 gün, 2011/4-570 Esas 2012/51 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, 5271 sayılı Kanun’un 225/1 inci maddesi uyarınca kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin ihlaline de yol açacaktır. Bu sebeple, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olay hakkında dava açıldığını göstermeyecek, dava konusu yapılacak eylemin iddianamede bağımsız olarak anlatılması ve sevk maddesinin belirtilmesi gerekecektir.
Bu açıklamalar ışığında … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamenin anlatım kısmında sanığın kullanmakta olduğu telefon üzerinden katılan A.C.’nin telefonuna göndermiş olduğu mesajların yazılarak katılana karşı kişilerin huzur ve sükununu bozma, hakaret ve tehdit suçlarını işlediği belirtilmiş ise de sevk maddesinin kişilerin huzur ve sükununu bozma suçuna ilişkin olduğu hakaret suçu yönünden sevk maddesinin bulunmadığı ayrıc soruşturma aşamasında sanık hakkında katılanlar S.T. ve Ş.N.T.’ye yönelik hakaret eylemi nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla, sanık hakkında katılanlara yönelik hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun’un 170 nci maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması hukuka aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Hakaret suçundan sanık hakkında kurulan … 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/33 Esas, 2019/606 Karar sayılı ilamının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. Hükümdeki hukuka aykırılık, sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi gereğince, hakaret suçundan sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kurulan MAHKUMİYET HÜKMÜNÜN İPTALİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.