Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/8871 E. 2023/903 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8871
KARAR NO : 2023/903
KARAR TARİHİ : 07.02.2023


MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/306 E., 2021/133 K.

KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen eksik hesaplanıp ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden belirlenmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.01.1976 dan itibaren İsviçre’de işçi olarak çalıştığını, daha sonra Türkiye’ye kesin dönüş yaptığını, yurtdışında geçen çalışma sürelerini borçlanmak ve emekli olmak için kuruma 24.11.2010 tarihinde başvurduğunu, 01.02.1976-28.11.2010 arası toplam 12028 günlük borç tahakkuk ettirildiğini, borcun İsviçre den transfer edilen primler ile ödenmiş olduğunu, 01.04.2012 den itibaren de kendisine aylık bağlandığını, bağlanan emekli aylığının düşük olduğunu, bu konuda Kuruma yapılan başvurulara karşı kurumun hatası olmadığını bildirdiğini, daha sonra …’ya yaptığı başvurularda düşük aylık bağlanmasına gerekçe olarak İsviçre den yapılan para transferinin başvuru tarihine nazaran Türk makamlarına geç ulaşmasının gösterildiğini, böyle bir konuda davacının kusuru olmadığını ileri sürerek, davacının düşük emeklilik aylığının iptali ile düzeltilmesine, kuruma yaptığı başvuru tarihinden itibaren tahakkuk eden aylıkların her bir ay için yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, özetle: davanın yasal süresi geçtikten sonra açıldığını belirterek zaman aşımı itirazında bulunmuş, davalı kurum işleminin yasalara uygun olduğunu, davacı hakkında gereken ve yasal işlemlerin yapılarak, başkaca bir uygulama yapma olanağının bulunmadığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2016 tarihli kararıyla; davacının dava tarihine kadar eksik ödenen aylıklar farkının 2687,53 TL olduğunun tespitine, 2013/12 ay ödeme döneminden itibaren 30 gün için çıplak ek ödeme hariç 1037,12 TL esas alınıp bu ay ve sonraki dönemlerin buna göre ödenmesi gerektiğinin ve ödenmeyen aylıkların ödeme yapılması gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemiz, kararın temyiz edilmesi üzerine; “…Somut olayda uyuşmazlık yaşlılık aylığının hangi basamak üzerinden tahsis edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.

1479 sayılı Kanun’un 50 nci maddesine göre; “Bu Kanuna göre sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıkların hesabında, yirmidört basamaklı gelir tablosu uygulanır…”.
1479 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinde ise; “Sigortalı bu Kanuna göre sigortalılığın başladığı tarihte 50 nci maddede belirtilen aylık gelir basamaklarının ilk oniki basamağından dilediğini seçer ve en geç üç ay içinde Kuruma vereceği giriş bildirgesi üzerinde veya dilekçesinde yazılı olarak bildirir.

Üç ay içinde basamak seçilmemesi halinde birinci basamak seçilmiş sayılır.

Ancak diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamında girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirlenir,

Bu Kanun kapsamından çıkarak, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basmak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirlenir.

Basamağın yanlış seçilmesi, aynı bildirgede değişik basamak seçilmiş olması, basamak seçiminin yazılı olarak bildirilmemiş olmasına karşın prim ve kesenek yatırılmış olması ve diğer hallerde hangi basamağın seçilmiş sayılacağı ve bu madde hükmü ile ilgili diğer işlemler bir yönetmelikle düzenlenir”.

1479 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinden de söz etmek gerekir. Buna göre; “Sigortalının bu Kanuna göre seçtiği, intibak ettirildiği veya yükseltildiği ilk oniki basamakta bekleme süresi bir yıl, onüçüncü basamaktan itibaren her bir basamakta bekleme süresi iki yıldır.

İlk onbir basamakta sıra itibariyle basamak yükseltilmesi, prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurumca yapılır. Onikinci basamaktan itibaren basamak yükseltilebilmesi için sigortalının yazılı talepte bulunması ve talep tarihinden önceki ayın sonu itibariyle prim ve diğer borçlarını ödemiş olması şarttır.

Sigortalılar Kurumca yükseltildikleri tarihten veya yazılı talepte bulundukları tarihi takip eden aybaşından itibaren, basamak yükseltme farkı ile yükseltildikleri basamak üzerinden primlerini öderler.”

5510 sayılı Kanun’un Geçici 7 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilen 01.10.2008 tarihinden önceki yurt dışı borçlanma sürelerine göre tespit edilen basamaklar, 2008 yılı Eylül ayında yürürlükte bulunan gelir tablosunda, 41 inci maddenin beşinci fıkrası hükmüne göre belirlenen prime esas aylık kazanca yakın gelire karşılık gelen basamağı geçemez.” hükmü düzenlenmiştir.

Sigortalıların yurtdışında geçen ve 3201 sayılı Kanuna göre borçlandığı sürelerin, borçlanılan dönemlerde yürürlükte bulunan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde öngörülen basamak yükseltme esasları çerçevesinde yurtdışı borçlanmasına esas sürenin niteliği gereği basamak yükseltmek için sigortalının yazılı talepte bulunma imkanı olmadığından bu şart aranmaksızın, bekleme süreleri gözetilerek basamak intibakının gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır.

Dolayısıyla sigortalının borçlandığı sürenin başlangıç tarihini takip eden aybaşından itibaren yukarıda sayılı yasa maddeleri uyarınca 13 üncü basamağa kadar her yıla bir basamak, 13 üncü basamak dahil bu basamaktan sonra her iki yıla bir basamak olacak şekilde intibak ettirilmesi gerekir.

Ancak sigortalı tarafından borçlanma sırasında seçilen günlük prime esas kazancın borcun ödendiği tarihteki günlük prime esas kazanca oranı belirlenerek, bu oranın 30.09.2008 tarihindeki günlük prime esas kazancın alt sınırının 30 katı alınarak bulunacak aylık prime esas kazanç tutarı, 2008 yılı ikinci altı aylık dönem gelir tablosundaki en yakın aylık gelirin karşılığı basamağı geçmeyecek şekilde belirlenmeli, belirlenen bu basamağın 5510 sayılı Kanun’un Geçici 7 nci maddesinin 4 üncü fıkrası gereğince davacının 31.12.1999 tarihindeki ve sonrasında tahsis talep tarihine kadar geçerli basamağı olduğu kabul edilmeli ve yaşlılık aylığının buna göre hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Yapılacak iş, davalı Kurumdan, davacının yurt dışı borçlanmasına esas, “seçilen günlük prime esas kazancı”nı 2011 yılı II. dönemindeki günlük prime esas kazancın asgari tutarı (27,90 Lira) olarak kabul ederek borç tahakkuk cetvelinin yeniden düzenlenmesini ve sonrasında aynı şekilde seçilen prime esas kazancın, 2011 yılı II. dönemine ilişkin asgari günlük kazanç tutarı olduğunu kabul ederek basamağın ve yaşlılık aylığının yeniden hesaplanmasını istemek, bu şekilde hesaplandığı takdirdeki borçlanma tahakkuk cetvelini, yaşlılık aylığına esas basamağın ne olduğunu da gösterir tüm evrakları ve tahsis talep tarihinden itibaren dava tarihine kadar ay be ay davacının ne kadar yaşlılık aylığına hak kazanacağını ve davacıya ay be ay ne kadar aylık ödendiğini ve aradaki farkın ne kadar olduğunu gösterir evrakları göndermesini istemek ve davacının yaşlılık aylığının yeniden hesaplanmış bu halini kabul edip etmediği hususunda beyanını almak, kabul ettiği takdirde davalı Kurumca yeniden hesaplandığı şekliyle, kabul etmediği takdirde Kurum işleminin irdelenmesiyle Kurum işleminde hata bulunup bulunmadığı, var ise; hatanın neden kaynaklandığı ve yasal dayanakları açıkça izah edilecek denetime elverişli bilirkişi raporu alarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.” gerekçeleri ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigortalıların yurtdışında geçen ve 3201 sayılı Kanuna göre borçlandığı sürelerin, borçlanılan dönemlerde yürürlükte bulunan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde öngörülen basamak yükseltme esasları çerçevesinde yurtdışı borçlanmasına esas sürenin niteliği gereği basamak yükseltmek için sigortalının yazılı talepte bulunma imkanı olmadığından bu şart aranmaksızın, bekleme süreleri gözetilerek basamak intibakının gerçekleştirilmesi gerektiği açıktır.

Dolayısıyla sigortalının borçlandığı sürenin başlangıç tarihini takip eden aybaşından itibaren yukarıda sayılı Kanun maddeleri uyarınca 13 üncü basamağa kadar her yıla bir basamak, 13 üncü basamak dahil bu basamaktan sonra her iki yıla bir basamak olacak şekilde intibak ettirilmesi gerekir.
Ancak sigortalı tarafından borçlanma sırasında seçilen günlük prime esas kazancın borcun ödendiği tarihteki günlük prime esas kazanca oranı belirlenerek, bu oranın 30.09.2008 tarihindeki günlük prime esas kazancın alt sınırının 30 katı alınarak bulunacak aylık prime esas kazanç tutarı, 2008 yılı ikinci altı aylık dönem gelir tablosundaki en yakın aylık gelirin karşılığı basamağı geçmeyecek şekilde belirlenmeli, belirlenen bu basamağın 5510 sayılı Kanunun Geçici 7 nci maddesinin 4 üncü fıkrası gereğince davacının 31.12.1999 tarihindeki ve sonrasında tahsis talep tarihine kadar geçerli basamağı olduğu kabul edilmeli ve yaşlılık aylığının buna göre hesaplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu durumda davacının yurtdışı borçlanmasına esas seçilen prime günlük esas kazancının 2011 yılı 2. dönemindeki günlük prime esas kazancın asgari tutarı (27,90 TL) kabul edilerek borç tahakkuk cetvelinin yeniden düzenlenmesi ve sonrasında aynı şekilde seçilen prime esas kazancın 2011 yılı 2.dönemine ilişkin asgari günlük kazanç tutarı olduğunu kabul ederek Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi … tarafından düzenlenen 02.03.2020 tarihli rapor mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunarak davacının davasının kabulü ile davacının dava tarihine kadar eksik ödenen aylıklar farkının 1.161,36 TL olduğunun tespitine, 2013/12 ay ödeme döneminden itibaren 30 gün için çıplak ek ödeme hariç 963,03 TL esas alınıp bu ay ve sonraki dönemlerin buna göre ödenmesi gerektiğinin ve ödenmeyen aylıkların ödeme yapılması gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde olduğunu ve esasen davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık yaşlılık aylığının hangi basamak üzerinden tahsis edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 42 nci madde hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.