YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10786
KARAR NO : 2023/20700
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :2014/169 E. 2015/247 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası,52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 3.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafilerinin temyiz isteklerinin; muhakeme şartı olan 4 aylık sürenin geçtiği, düşme kararı verilmesi gerektiği, haber tarihinin 02.05.2014, iddianame kabul tarihinin ise 17.09.2014 olduğu, haberin devlet televizyonlarında ve Anadolu Ajansında haber yapıldığı ,eleştirisel bir yazı olduğu, köşe yazısındaki sözün hakaret kastı ile yazılmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmaması kararının gerekçesinin hakkaniyete uygun olmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiği, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şikayetçilerin bir leoparın öldürülmesi olayının sanıkları olarak yargılanmakta oldukları, ulusal çapta günlük süreli yayın yapan Star Gazetesi’nde köşe yazarı olan şüphelinin 02.05.2014 tarihli köşe yazısında; “Diyarbakır’da leopar katleden nâmussuzların soyadı Kaplan imiş… Kaplanların yüzkarası! Öte yandan eline düştükleri Hâkim de Greenpeace üyesi çıkmasın mı?” ifadelerine yer verdiği, iddiasıyla açılan davada sanığın atılı suçu işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafilerinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.5187 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında: “Basılmış eserler yoluyla işlenen veya bu Kanun’da öngörülen diğer suçlarla ilgili ceza davalarının bir muhakeme şartı olarak, günlük süreli yayınlar yönünden dört ay, diğer basılmış eserler yönünden altı ay içinde açılması zorunludur.
Bu süreler basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarihten başlar. Basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmemesi halinde yukarıdaki sürelerin başlama tarihi, suçu oluşturan fiilin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından öğrenildiği tarihtir. Ancak bu süreler, Türk Ceza Kanununun dava zamanaşımına ilişkin maddesinde öngörülen süreleri aşamaz.” hükümleri düzenlenmiştir.
Şikâyet konusu yazılar sebebiyle kişilik haklarına saldırıldığı iddiasına ilişkin olarak açılacak kamu davasının 5187 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen dört aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir. Bu sürelerin muhakeme şartı olarak kabul edildiği görülmektedir.
Somut olayda, gazete nüshasının Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarihin net olarak tespiti ile kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi sonucuna göre kamu davasının süresinde açılıp açılmadığının tespit edilmemesi,
B. Sair Yönlerden
2.Kabule göre de,
a.Sanığın, hakaret eylemini, katılanlara karşı bir suç işleme kararı kapsamında tek bir fiil ile gerçekleştirmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b. 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesiyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yapılan değişikliğin suç tarihi itibarıyla yürürlükte olmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasına engel mahkumiyeti bulunmayan sanığın, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, “……sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu, bu mahkumiyetten HAGB aldığı, HAGB’nin kesinleşme tarihinin 02/11/2009 tarihi olduğu, mahkememizde görülen davanın suç tarihi 02/05/2014 tarihi olup anlaşılmakla CMK.nın 231/8. maddesi gereğine HAGB.na yer olmadığına,
…” biçimindeki kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c.5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı olarak, aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca yapılan indirim sırasındaki hesap hatası nedeniyle sonuç cezanın 3.480,00 TL yerine, 3.080,00 TL olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 nci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.07.2023 tarihinde karar verildi.