YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11834
KARAR NO : 2023/19456
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/502 E., 2015/741 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mahkeme kararı ile hakaret sözlerinin katılana değil keşif sırasında dinlenilen tanığa yönelik olduğu anlaşıldığından, yüklenilen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle, sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (e) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteğinin; hakaret sözlerinin bir muhatabının da müvekkili olduğuna, tanığı oraya müvekkilinin getirmiş olması nedeniyle hakaretin aslında müvekkiline yapılmış olduğuna, usul ve yasaya aykırı olan kararın bu nedenle ve resen görülecek nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile katılan arasında daha evvel yaşanan trafik kazası nedeniyle yapılacak keşifte katılan tarafından tanık dinletildiği aşamada sanığın katılana “Bu şerefsizi kaç paraya satın aldın.” demek suretiyle hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada, sanığın atılı suçu işlediği bir an kabul edilse dahi hakaretin katılana değil keşif sırasında dinlenilen tanığa yönelik olması nedeniyle, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine karar verilmiştir.
2. Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Katılanın aşamalardaki beyanları uyumludur.
4. Keşif tutanağı örneği ile tanıklar …… ile K.G.’nin beyanları dosyada mevcuttur.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin 3, 4 ve 6 ncı fıkraları uyarınca, iddianamede mağdur veya suçtan zarar gören, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri mevcut delillerle ilişkilendirilerek yüklenen suçu oluşturan olaylar gösterilmeli, aynı Kanun’un 225 inci maddesine göre de, hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilmelidir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 21.02.2012 gün 2011/4-570 Esas, 2012/51 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, soruşturma evresinde elde ettiği kanıtlardan ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrası kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık, iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve kanıtlarını sunabilmelidir. İddianame, sanığa isnat edilen ve suç sayılan maddi fiilleri açıkça göstermeli, hukuki nitelendirmesi yapılan fiilin kanunda karşılığı olan suç ve cezası hakkında bilgi içermelidir. İsnat edilen suçun dayanağı olan maddi olaylar hakkında savunmasını yapabilecek şekilde sanığın bilgilendirilmemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6/3-a maddesinin ihlaline de yol açacaktır. Bu sebeple, bir olayın açıklanması sırasında başka bir olaydan söz edilmesi o olay hakkında dava açıldığını göstermeyecek, dava konusu yapılacak eylemin iddianamede bağımsız olarak anlatılması ve sevk maddesinin belirtilmesi gerekecektir.
Bu açıklamalar ışığında, iddianame içeriğine göre sanığın, katılanla olan davalarına ilişkin keşfin yapıldığı esnada tanığa yönelik hakaret ettiği iddiasının sabit olduğu ve tanıklığın kamu görevi olması, hakaret suçunun bu görev nedeniyle işlenmesi ve suçun takibinin de şikâyete bağlı olmaması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan, yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme’nin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.